Daha önce bu konuyu gündeme getirmemize rağmen maalesef Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı"ndan hiçbir ses çıkmamıştır.
3 milyonun üzerindeki bir memur kesiminin maaşlarının hesabında esas alınan bir mevzuatın güncelliğini kaybetmesi ve birçok soruna çözüm üretememesi, üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir sorundur. Daha önce memurlar hakkında uygulanan birçok mevzuatın güncelliğini kaybettiğini belirtmiştik. Ancak, ilgililerden şu ana kadar çözüme yönelik herhangi bir adım atıldığını göremedik.
Bu bağlamda, Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı 2006 yılında yürürlüğe konulmuştur. Ancak, geçen zaman içerisinde birçok değişiklik yapılmasına rağmen büyük oranda güncelliğini kaybetmiştir. Güncel olmayan bir mevzuatla yaklaşık 3 milyon memurun özlük haklarının düzenlenmesini doğru bulmuyoruz. Özellikle 666 sayılı KHK sonrasında yeni bir anlayış ve yaklaşımla yeni bir kararnamenin düzenlenerek yaklaşık 3 milyon memurun kangren olmuş sorunlarına çözüm getirilmesi gerekmektedir.
Kararnameden güncel olmayan örnekler
Daha önce yazdıklarımız anlaşılmadığı için örneklerle açıklamak gerekirse, Yanödeme Kararnamesinin birçok bölümü kaldırılan veya ismi değiştirilen kurumlar ile eklenen veya kaldırılan unvanlar nedeniyle güncelliğini kaybetmiştir. Kararnamenin Maliye Bakanlığının internet sitesinde yer alan en güncel halinde Türk İşbirliği Ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı personeline ödenecek zamları görüyoruz. Halbuki bu Başkanlığın adı Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı olmuştur.
Yine Yanödeme Kararnamesinde Devlet Planlama Müsteşarlığının zamlarının yer aldığı bölümü görüyoruz. Böyle bir müsteşarlığın olmadığını izaha dahi gerek yoktur. Kararnamede yer alan Gümrük Müsteşarlığı ise kaldırılarak Gümrük ve Ticaret Bakanlığının içerisine alınmıştır. Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü ve Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğünün olup olmadığını okuyucularımızın takdirine bırakıyoruz.
Kararnamedeki güncel olmayan birçok unsuru tek tek sayabiliriz ama buna gerek olmadığını düşünüyoruz. Şayet Kararnamenin güncellenmemesinin gerekçesi daha önce çalışanların dondurulan maaşlarının korunması ise bunun yolunun da bu olmaması gerekir. Konulacak bir geçici madde ile şayet bu konuda sorun varsa bu sorunda çözülebilir.
5510 sayılı Kanun"la müfettişlerle uzman maaşları arasındaki fark artıyor
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 15.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte memurların maaşlarından yapılan sigorta kesintisi kalemleri değişti. Bu değişiklikle birlikte eski yeni memur ayrımı gündeme geldi.
Bu bağlamda 5510 sayılı Kanun"a tabi müfettişlerin maaşlarıyla kariyer meslek mensubu olarak nitelendirdiğimiz uzmanların maaşları arasındaki farkta ortaya çıkmaya başladı. Bir örnek vererek konuyu açıklamak gerekirse; Aynı şartlarda olan 5/1 inci derecede olan bir müfettiş 3723 TL alırken, bir Sosyal Güvenlik Uzmanı 3784 TL alacaktır. 5510 sayılı Kanun öncesinde bu durum müfettişler lehineydi.
Eski ve yeni müfettiş maaşını karşılaştırırsak; 5434 sayılı Kanun"a tabi olarak görev yapan ve ¼ dereceden aylık alan bir müfettiş 4626 TL alırken, 5510 sayılı Kanun"a tabi olarak görev yapan ve ¼ dereceden aylık alan bir müfettiş 4493 TL alacaktır.
Görevde yükselme yönetmeliğindeki gariplikler
Daha önce görevde yükselme yönetmeliğinde yer alan sorunlu konuları gündeme taşımış olmamıza ve çözüm önerimizi de sunmamıza rağmen hiçbir düzelme olmaması üzüntü vericidir. Bu günde başka bir konuyu gündeme getireceğiz.
Personel mevzuatında yapılan değişikliklerde etkileşim çok fazladır. Yani 657 sayılı Kanun"da yapılan bir değişikliği diğer mevzuat takip etmezse gariplikler ortaya çıkabilir. Bunlardan birisi de Kamu Kurum Ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelikte yaşandı. Bu Yönetmeliğin ekinde yer alan değerlendirme formuna bakıldığında 657 sayılı Kanun"un 122"nci maddesinde yapılan değişikliğin yansımadığını görürsünüz. Yani kaldırılan takdirnamenin yerine getirilen başarı belgesi veya üstün başarı belgesi alanların bu belgeleri karşılığında ilave puan verilmemektedir. Bu durumun adil olduğunu hiç kimse iddia edemez. Yukarıdan beri anlatmaya çalıştığımız garipliklerin temelinde ise kurumların görevlerini zamanında yapmaması yatmaktadır. Bakalım bu uyarılarımız yerini bulacak mı?
Başlıklar :

