Bürokrasi fetişizmi ya da sınırsız güç vehminin kaynağı

Ahmet Ünlü
Ahmet ÜnlüYeni Şafak Gazete Yazarı
00:00, 03/08/2014, Pazar • Yeni Şafak Haber Merkezi
Bürokrasi fetişizmi  ya da sınırsız güç vehminin kaynağı

Bürokrasi öyle bir güç üzerine oturmuştur ki bunu ancak bürokrasinin hışmına uğrayanlar bilir. Bazen bu hışma gariban bir memur bazen bir iş adamı, bazen de bir vatandaş uğrar. Bugünlerde bürokrasinin nasıl bir terör estirdiği ve nasıl bir manüpülasyon yaptığı ortaya çıkmaya başladı.

Başbakan veya Adalet Bakanı yargı bürokrasisini muhatap alarak açıklama yapıyorsa burada ya bürokratın gücünden bahsedilebilir ya da siyasetin çaresizliğinden. Kararlarıyla konuşması gereken bir bürokrat Başbakan"ı hedef alarak açıklama ya da tehdit yapıyorsa bu bürokratın sırtını dayadığı bir güç var demektir. Çünkü, maişet derdinde olan bir bürokrat efelik yapamaz, sadece görevini yapar.

17 ve 25 Aralık darbe girişimlerinden sonra özellikle yargı ve emniyet bürokrasisinde garip davranışlar belirmeye başladı. Özellikle Balyoz ve Ergenekon süreçlerinde Himenleşen yargı bürokrasisi üst perde muhatap alınma alışkanlığının verdiği kibirle ne oldum delisine dönmüştü. İşte bu alışkanlık, üst perdeden davranış bozukluğunun temelinde yatan saiklerden birisiydi. Diğer bir ifadeyle kamu gücü kişisel güç gibi algılanıyor ve mesleğin gerekleri doğrultusunda sağlanan imtiyazlar bürokratı güç sarhoşu haline getirebiliyor.

Bürokratın şımarması bitişini hızlandırır

Bürokrat olarak öyle bir iş yapıyorsunuz ki darbe teşebbüsünde (Balyoz ve Ergenekon) bulunanları içeri tıkıyor ve Başbakan"ın geleceğini kurtararak iltifatına mazhar oluyorsunuz. İşte bu bürokrat ben neymişim diyerek elindeki kamu gücünü kendi gücü zannederek şımarabilir. Halbuki adı üstünde kamu gücü, yani kamuya ait bir güç ve bürokrat bu gücün emanetçisi.

Öyle bürokratlarımız var ki bunların güç sarhoşu olmamaları mümkün değildir. Hem muhatapları Başbakan ve bakanlar hem de kamunun üst düzey bürokratları. Ellerindeki kamu gücü sayesinde olanaklar, önünden deniz olup akıyor. Şayet bürokrat, bunların kendinden menkul olduğu aymazlığına düşerse işte o zaman vay haline.

Birde işin tersinden bakarsak gerçek daha iyi anlaşılır. Geçmişin kudretli bürokratlarının kamu gücü ellerinden gidince oturacak masa bulamaz hale geldiklerinin görülmesi ibret almak isteyenler açısından yeterlidir. Hele makam araçları, sekreterler, temsil ödenekleri ve bütün kamu gücünün türevi imkanlar bir anda hayal olursa, arayan ve soranlar bir anda kesilirse Allah korusun psikolojik travmalar dahi yaşanabilir. Bu listeyi uzatabilirsiniz ama yeterince anlaşıldı diye düşünüyorum.

Kamu gücü öyle sarhoş edici bir güçtür ki bazen bir iddianameye bazen de bir karara dönüşebiliyor. Yazılan bir iddianame birilerinin kabusu olabiliyor veya verilen bir karar birilerinin hayat düzenini alt üst edebiliyor. Bu güç değil de nedir? Hele hele polis destekli bir ihbar mektubuyla en itibarlı adamların hayatları zehir edilebilir. Bu anlattıklarım öyle olağanüstü şeyler olmayıp birçoğumuzun gündelik yaşadıkları vakayı adiyeden şeylerdir.

Eğer bir bürokrat elindeki kamu gücünün sihrine kapılarak haddini aşıyor ve üst perdeden Başbakan"a ayar çekmeye kalkışıyorsa Mesnevi"de anlatılan sineğin durumuna düşmüş demektir.

Gelelim çok konuşan bürokratlara

Bürokrasinin gücü bazen bürokratı çok konuşma heveslisi yapar. Şöhretin afet olduğunu bilen bir gelenekten gelen bürokratların normalde bu vartaya düşmemesi beklenir. Ama nefs-i emmare bazen bürokratı konuşma şehvetine müptela eder. Çünkü, tanınmak, önemli olduğunu duyurmak, daha da önemlisi şöhret tutkusu çok konuşturabilir. İyi de, kamu gücüyle gelen şöhretin biranda star olup da sönen ve kaybolan yalancı artistlerin durumuna düşüreceğini bilmek gerekmez mi?

Eğer bürokrat siyasiler gibi davranmaya başlar ve elindeki kamu gücünü farklı saiklerle kullanmaya yeltenirse başkasının elindeki kamu gücüne toslayabilir.

HSYK üyesi İbrahim Okur niçin çok konuşuyor?

Daha önce bu köşeden HSYK üyesi İbrahim Okur"un bazı ifadelerini yanlış bularak "HSYK üyesi Sayın Gülen"e niçin hakaret ediyor?" başlıklı yazımda eleştirmiştim. Maalesef bu üye yine gazetelere verdiği beyanatlarla gündem oluşturmaya başladı. Yargı mensubu olup da devam eden yargısal bir süreç hakkında konuşmanın suç olacağını bilmeyen yoktur herhalde.

Okur, gazetelere yansıyan beyanatında; "Hulusi Pur"un 17 Aralık (yolsuzluk) soruşturmasında tutuklanan 6 kişinin tahliye kararını verdiğini biliyorduk. 3 hâkimin, sanıklar lehine karar verdiğini bilsek farklı bir tablo olabilirdi. Yanlış oldu" ifadesini kullanıyor.

Yine beyanatında; "Bu, hâkimlerin taraflı oldukları, olacakları anlamına gelmez ama yine de yanlış oldu." dedi. Sulh ceza mahkemelerinin hâkimleri arasından atama yapıldığını belirtirken, oylama sırasında herhangi bir itiraz gelmediğini anlattı. Okur şunları söyledi: "17 Aralık soruşturmasının zanlılarının lehinde karar vermeleri, son soruşturmada taraflı davranacakları anlamına gelmez. Ancak 6 hâkimden 3"ünün aynı soruşturmanın sanıklarının lehine kararlar vermiş olması yanlış oldu. 3"ünü de bilsem tavrım farklı olurdu. Şu anda herhangi bir adım atılmaz, ancak taraflı davrandıkları somut şekilde ortaya konulursa re"sen harekete geçme yetkimiz var."

Bu ifadeler baştan aşağıya devam eden bir yargı sürecine müdahaledir ve suçtur. Siz hakimleri nasıl hedefe oturtursunuz ve gözdağı verirsiniz? Sizin Anayasa"nın 138"inci maddesinde yazan hükümlerden haberiniz yok mu? Hakimleri atayan dairenin başkanı olan birisinin böyle bir açıklama yapması kabul edilemez bir durumdur.

Yine Okur beyanatında, yolsuzluk soruşturmasını yürüten savcıların görevden alınmasıyla ilgili olarak da şu bilgileri verdi: "Kış ortasında bir tayin yaptık, talepleri olmadan. Kendi ilkelerimizi çiğnedik. Bu arkadaşlar, başsavcı vekiliydi. Biz onları savcı olarak atadık. Türkiye"de başka savcı kalmadı da bu arkadaşları mı? Bu arkadaşların bu şekilde atanmış olmaları, bu arkadaşların bir yapıya dahil olduklarını da göstermez. Altını çizmek istiyorum. Şu anda bir soruşturma da yok. Bu haksızlığın yapılmaması gerekir bu hakim, savcılara."

Hadi gelinde işin içinden çıkın. Acaba bu üyenin bildiği bir şeyler var da şimdiden kamuoyu oluşturarak ön almaya mı çalışıyor diye sormadan edemiyoruz.

Okur hakkında suç duyurusu

Bu çerçevede bize göre, HSYK üyesi Okur"un işlediği ve itiraf ettiği suçlar şunlardır:1- Tayin dönemi dışında ve haksız yere kış ortasında istek dışı tayin yapmak. 2- Savcı vekilini tenzili rütbe ile atamak. 3- Hakim ve savcılara haksızlık yapmak. 4- Devam eden yargısal sürecin hakimleri hakkında şüphe uyandırarak yargısal sürece müdahale etmek. 5- Kurul üyelerinde olması gereken adalet, tarafsızlık, doğruluk ve dürüstlük, tutarlılık, eşitlik, ehliyet ve liyakat ilkelerini çiğnemek. 6- Başkalarının yararını veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak.

Şimdi adama sormazlar mı? Kararı veren sen, atamayı yapan sen, verdiği kararı eleştiren sen, ilkelerimizi çiğnedik diyen sen, haksızlık yaptık diyen sen ve ağzından çıkanın ne anlama geldiğini bilmeyen yine sen. Kamu gücünün sınırsız olduğunu mu, yoksa layü"sel olduğunu mu zannediyorsun?

Bize göre ilgili üye hakkında 6087 sayılı Kanun hükümleri gereğince HSYK Başkanı tarafından hemen disiplin süreci başlatılmalıdır. Çünkü, ilgili kişi 6087 sayılı Kanun"da yer alan ilkeleri açıkça çiğnediğini itiraf etmiş ve devam eden yargısal sürece müdahale etmiştir. Yaptığı açıklamalarla görevini yerine getirirken açıkça yanlış yaptığını itiraf eden ya da kurulun diğer üyelerini zan altında bırakan birisi hakkında işlem yapmamak da başlı başına bir sorundur. Kaldı ki uymak zorunda olduğu ilkelere aykırı davrandığını iddia eden birisinin bu görevde bulunması son derece tehlikeli ve yanlıştır. Ayrıca, birisinin sürekli olarak basın yoluyla benim Paralel yapıyla bağlantım yoktur diye açıklama yapma gereği duyması da normal bir davranış değildir.

Sonuç olarak, kurulun başkanı olan Sayın Adalet Bakanı, kanunda yer alan yetkisini kullanarak konu hakkında daire başkanlarından birisine ön inceleme yaptırmalı ve sonucuna göre ya da doğrudan dosyayı genel kurula intikal ettirerek süreci başlatmalıdır. Suç duyurusu mu istiyorsunuz? Bu köşeden açıkça suç duyurusunda bulunuyorum.

Başlıklar :
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026