Teşekkürler Tilda

00:0020/01/2001, Cumartesi
G: 10/09/2019, Salı
Cengiz Çandar

Muhteşem bir bir galeriydi Teşvikiye Camii''nin avlusu. Tıklım tıklım. Yeşil çuhaya sarılmış, musalla taşındaki zarif kadın için dolmuştu, Teşvikiye Camii''nin avlusu.Onun için miydi, yoksa avlunun köşesinde süzgün bir fidan gibi bir kenara ilişmiş duran, Türk dilinin koca çınarı, dev cüsseli eşi için mi?İkisi birdi. Her ikisi için de.Dünyaya geldiğinde adını Mathilda koymuşlardı. Osmanlı Bankası''nın Genel Müdürü''nün kızı. Padişah Abdülhamit''in baştabibi Jak Mandil Paşa''nın torunu. Paşa torunu

Muhteşem bir bir galeriydi Teşvikiye Camii''nin avlusu. Tıklım tıklım. Yeşil çuhaya sarılmış, musalla taşındaki zarif kadın için dolmuştu, Teşvikiye Camii''nin avlusu.

Onun için miydi, yoksa avlunun köşesinde süzgün bir fidan gibi bir kenara ilişmiş duran, Türk dilinin koca çınarı, dev cüsseli eşi için mi?

İkisi birdi. Her ikisi için de.

Dünyaya geldiğinde adını Mathilda koymuşlardı. Osmanlı Bankası''nın Genel Müdürü''nün kızı. Padişah Abdülhamit''in baştabibi Jak Mandil Paşa''nın torunu. Paşa torunu Mathilda. Onu tanıyan herkesin, hangi yaştan olurlarsa olsunlar, tek sözcükle seslendikleri andıkları göze batmayan, alçakgönüllü, zeka kumkuması, zarif kadın: Tilda.

Dünyaya Yahudi olarak doğmuştu, Abdülhamit''in baştabibi Jak Mandil Paşa''nın torunu. Ve, Abdülhamit''in babası Sultan Abdülmecit''in yaptırdığı Teşvikiye Camii''nden fatihalarla uğurlanarak, bir Müslüman mezarlığında son yolculuğuna çıktı. 19. yüzyıl camiinde, 21. yüzyıl başlarında bir hazin ve bir o kadar anlamlı tören. Tabut, cenaze arabasına doğru omuzlarda yol alırken, neydi acaba o? "Son Osmanlı"yı mı uğurluyorduk; yoksa toplumumuzun harikulade dokusunun, derinliğinin bugünlere ve yarınlara izdüşümünü mü izliyorduk?

Doktoru cüzdanında "Kelime-i Şahadet" bulmuş vasiyet niyetine. Varoluşunda karınca emeği bulunan dev eşi ile, sonsuz yolculuğun mekanında da ayrı düşmek istememiş. Mathilda doğdu, Tilda Kemal olarak Teşvikiye Camii''nden kalkıp, Müslüman mezarlığında uykuya girdi.

Jak Mandil Paşa''nın torunu, Osmanlı Bankası Genel Müdürü''nün kızı olarak büyümüştü. Bir gün yolu, Van''ın Erciş''indeki köklerinden fışkırıp, Toroslar''ın eteğinde Kadirli''de kök salan, Çukurova''nın bereketli toprağında yeşeren Yaşar Kemal''le kesişti.

Yaşar Kemal, atalarının gözünü kamaştıran Süphan Dağı kadar heybetli, kendi gözlerinin eğitildiği Toroslar kadar vakurdu. Küçücük bir çocukken, kan davası sonucu, babasını bir Cuma namazında gözü önünde vurdular. Anadilini tam bilmeden, öğrenemeden dili tutuldu. Okuyamadı. Çukurova''nın kahrını yaşadı. Dili çözüldüğü vakit, Türk dilinin en yaman ustası oldu. Destanlar coğrafyasının çağdaş trubaduru, Türkiye insanının erişilmez dili o. Bir asırlık çınar gibi gövdesiyle, "İnce Memed"in kendisi. Türkçeyle çıktığı dünya kulvarlarında bu halkın, bu ülkenin yüzakı. İnsanlığın büyük kültür ustaları ailesinin Türkiyeli yüce ferdi.

Yaşar Kemal, Türk dili ile, "Rabindranath Tagore''un kandili" ise, Tilda, o kandili tutan el idi. Yaşar Kemal adını bilen ve sayan herkesin, Tilda''ya, dolayısıyla, teşekkür borcu vardı.

Teşvikiye Camii''nin avlusunda, milyonlarca insanı temsil eden "Türkiye mozayiği" Yaşar Kemal''i bir kez daha selamlamaya, Tilda''ya da teşekkür etmeye geldiler.

Tilda, Türkçe, İngilizce, Fransızca ve İspanyolca''nın tümüne herbirinin anadili olanlar kadar hükmediyordu. Yaşar Kemal''in, dile kolay, 17 eserinin yabancı dillere çevirisi onun elinden çıktı. Dünya, Türkiye''nin usta dil kuyumcusunun, bu halkın asırlardan gelen gür bilgelik ırmağının uğultusunu Tilda sayesinde öğrendi. Yaşar Kemal, bu efsunlu efsaneler toprağının içinden akan pınar idiyse de, Tilda ile çağladı.

Efsanenin somutu olur mu? Somut olursa, efsane olur mu? Tek bir istisnasıyla olabilir ve oldu. Yaşar Kemal ile Tilda. Yaşar Kemal''in insanlığın dağarcığına kazandırdığı nice efsanenin, yazılmamış; yaşanmış haliydiler.

Ne eşsiz bir buluşma. Kürt Yaşar ile Yahudi Tilda. Aşiret çocuğu ile paşa torunu. Cami avlusundaki ayrılık töreni, paradoksal biçimde, bu şahane buluşmanın canlı anlatımıydı bir bakıma. 19. yüzyıl ile 21. yüzyılın buluşması. Sanki, Yaşar Kemal''in geçmişten alıp, geleceğe bırakmak istediği en unutulmaz destanın canlı gösterisi.

Dün, kültürümüzün o ulu çınarının gözpınarlarında çiğdemler vardı. Seksene yakın yıldır dimdik ayakta duran, dilimizi yücelten o ulu çınarın yanakları ıslanıyordu. "Efsaneler"in kendileri ağlar mı? Ağlarlar. Efsaneler, efsanelere gözyaşı dökerler. Giden bir efsaneydi çünkü.

Abdülhamit''in baştabibi Jak Mandil Paşa''nın torunu, Cumhuriyet kızı Tilda: Çok teşekkürler sana; Yaşar Kemal''i bize verdiğin için. Çok teşekkürler sana; giderayak, yüzyıllara kök salmış derinliğimizi, o derinlikten fışkıran rengarenk gücümüzü, yine kendi usulünce sessiz sedasız, bizlere öğrettiğin için.

Teşekkürler Tilda.

NOT: Önceki günkü Hürriyet gazetesinde, Emin Çölaşan isimli kişi, benim Medya TV''ye çıkıp konuştuğumu yazmış. Kaynakları birçok kez olduğu gibi kendisini yanıltmışlar. Medya TV''ye çıkılıp konuşulmasına karşı değilim ama ben, bugüne dek hiçbir kez Medya TV''de konuşmadım. Emin Çölaşan, Andıç''ı da gerçek zannedip, en hararetli destekçisi kesilmişti. 28 Şubat Andıçı adlı utanç verici iftira belgesinden sonuç alamayanların, Emin Çölaşan''ı kullanarak sonuç almayı tasarlamalarının ne kadar gülünç ve zavallıca olduğunu, okurlarımızın dikkatine sunarım.