ABD’de gerçekleşen seçimde resmi olmayan sonuçlarına göre, Trump’ın hem senatoda hem de temsilciler meclisinde çoğunluğu kaybetmesi hem ABD için hem de dünya ekonomisi için yeni bir dönemi işaret etmektedir.
Peki, sandıktan çıkan bu sonuç küresel ve ulusal ekonomiler için ne ifade ediyor?
KÜRESEL TİCARETTE YENİ DÖNEM
Trump döneminde tehdit için uygulanan tek taraflı gümrük tarifelerinin ertelenmesi ya da düşürülmesi ticarette ve dolayısıyla ekonomide öngörülebirliği arttıran ve dolayısıyla küresel ticaret ve ekonomik büyüme beklentilerini artıracağı öngörülmektedir.
Diğer yandan, küresel ticarette kuralsızlığın yerini kuralların alması ve ticaret savaşların sona ermesi, ticaret kanallarının açılmasına ve küresel tedarik zincirlerinin yeniden canlanmasına neden olacaktır.
MERKEZ BANKALARININ MANEVRA ALANI GENİŞLEYECEKTİR
Trump’ın uyguladığı ekonomi politikaların neden olduğu fiyat artışların seçim sonrasında yavaşlaması, enflasyon beklentilerini düşüreceği gibi başta da ABD Merkez Bankası’nın (Fed) daha rahat hareket etmesine fırsat tanıyacaktır.
Dolayısıyla, Fed’in faiz indirim döngüsünü daha kararlı ve rahat bir patikada sürdürmesine imkan sağlayacaktır.
Özellikle, faiz indirim kararı verecek olan diğer merkez bankaları için de önemli bir alan açılacağı beklenmektedir.
YEŞİL DÖNÜŞÜMDE YENİ DÖNEM
Trump’ın seçimi kaybetmesi, iklim değişikliği ve yeşil ekonomi için de ciddi bir dönüm noktasıdır.
Paris İklim Anlaşması ve sürdürülebilir finansman fonlarına ABD desteğinin devam edecek olması, yenilenebilir enerji, elektrikli araç teknolojileri ve karbon nötr sanayi yatırımlarını küresel çapta hızlandıracaktır.
Fosil kaynakların yerini temiz enerjiye bırakma sürecinin hızlanacağı yani yeşil ekonominin yeniden güç kazandığı bir dönemin başlayacağı beklentisi güçlenecektir.
ENFLASYON VE BEKLENTİLER
Başta da Trump’ın İran ile sürdürülen savaş nedeniyle artan enerji fiyatları, küresel ekonomiler için olduğu gibi ABD’de de enflasyonu artırtan önemli bir etken oldu.
Artan enflasyon nedeniyle ABD’de yükselen faizler nedeniyle özellikle gelişmekte olan ülkelere olan sermaye akışının zayıflamasını beraberinde getirdi.
İşte yeni dönemde bu sürecin tam tersine işleyeceği beklentisi yani doların küresel çapta aşırı değerlenmediği ve Fed’in faiz indirdiği bir ortam, başta da Türkiye’nin enflasyonla mücadele ve dezenflasyon sürecine de dışsal bir rahatlama sağlayacaktır.
Bu nedenle, yeni dönem pek çok alanda olduğu gibi küresel piyasalar açısından da önemli değişikliklerin ve beklentilerin öne çıktığı bir süreci işaret etmektedir.

