ABD’de Siyonist lobilerin gücüyle ilgili kesin yargılar vardı. Bu yargılar sadece Türkiye’de yaygın bir şekilde paylaşılmıyordu. Ama bizdeki inanç çok kuvvetliydi. Siyonistlerin haricindeki odakları da lobi sistemi üzerinden değerlen-diriliyordu. Ermeni ve Yunan lobilerinin de ABD siyasetinde bir model oluşturduğuna inanılırdı. Hatta bunlardan hareketle lobi sistemine dâhil olmanın yolları üzerine fikir yürütüldüğüne tanık olmuşuzdur. Siyaset yapmak için lobilerle içli dışlı olunması yönünde çok güçlü beyanlar vardı. Bunun dışında alternatif yapıların kurulması gerektiğini söyleyenlere de itibar ediliyordu. Hâlbuki lobiler belirli bir ideoloji doğrultusunda teşekkül etmişti ve lobicileri güçlü kılan da bu ideolojilere bağlı olmalarıydı. Bu açıdan Siyonizm’in bir ideoloji olarak Gazze’de başarısızlığının ortaya çıkmasıyla birlikte lobilerin ABD seçmeni üzerindeki etkisinin sorgulanması hiç de tesadüf değildir. Siyonist lobilerin desteklediği adaylar şimdiye kadar farklı mecralarda birer birer kaybediyordu. Dünkü seçim bu kayıpları tescilledi. Bu durumun ne anlama geldiği üzerinde çokça durulacağını tahmin edebiliriz.
ABD seçimlerini İsrail’deki seçimin sonuçlarıyla birlikte karşılaştırmalı olarak değerlendirmek ilginç olurdu. Her iki seçimin merkezinde bir ideoloji olarak Siyonizm vardı. İsrail’i ABD’nin Doğu Akdeniz’deki bir eyaleti gibi görmemizde bir sakınca yoktur. Bu, İngiltere için de geçerli bir durumdur. İsrail, İngiltere için de ayrı ve farklı bir devlet olarak düşünülemez. Siyonizm’in derin kökleri İngiltere’dedir. Hatırlanacağı gibi kısa bir zaman önce İngiltere’de de hükûmet değişmişti. Önce İşçi Partisi yönetimi değişmiş, Andy Burnham hem İşçi Partisi liderliğine geçmiş hem de başbakan olmuştu. Yine hatırlanacağı gibi İngiltere’de yapılan ara seçimde de İngiltere’nin İsrail’e verdiği koşulsuz destek gündemin ana konularındandı. Starmer hükûmeti bir soykırım ideolojisi olmasına rağmen Siyonizm’i açıktan desteklemişti. Fakat İngiltere’de de kitleler seçkinlerle aynı düşünceyi paylaşmıyordu. Şimdi ABD’de de Siyonist lobilerin desteklediği adayların kaybettiğini görüyoruz. Siyonizm’in ana vatanı İngiltere’de ve bugün Siyonizm’in en güçlü kalesi olan ABD’de Siyonistlerin kaybetmeye başlaması çok ilginç bir tablo ortaya çıkardı. Siyonizm İsrail kolonisinde kazandırdı ama İngiltere ve ABD’de kaybettirdi.
Siyonizm’in İngiltere ve ABD seçimlerinde kaybettirmesini lobilerin güçten düşmesine bağlamamak gerekir. Çünkü asıl olarak mağlup olan ideolojidir. Lobilerin dayanak noktası Siyonizm ideolojisiydi. Son üç yılda ABD ve İngiltere, Gazze’de Siyonizm’i açıkça destekledi ve soykırım suçlarına iştirak etti. Bu iştirake rağmen Siyonist İsrail’in yayılmacı hedeflerine ulaşamadığı İngiltere ve ABD’de de görülüyor. Fakat İngiltere’de ve ABD’de bu başarısızlığı kimin üstleneceği bilinmiyor. Bu açıdan İngiltere’de seçkinlerin “Siyonizm Irkçılıktır” önergesinde olduğu gibi İsrail’e yönelen öfkeyi antisemitizm parantezine almak istemesi dikkat çekicidir. Aslında hem Almanya’da hem de İngiltere’de antisemitizm parantezinin ortaya sürülmesi Yahudiler için ciddi bir soruna dönüşebilir. Çünkü İsrail’i ve Siyonizm’i Yahudilikle eşitlemiş oldular. Soykırım suçunun bütün sorumluluğu da onların üzerine yüklendi. Bunun sonuçları kısa vadede ortaya çıkmayacaktır.
ABD Yahudileri arasındaki tartışmalar ve görünürdeki ayrışmalar ciddi bir duruma işaret ediyor. Filistinlileri soykırıma tabi tuttular, göçe zorladılar ve etnik temizlik yaptılar. Bu suçlar hâlihazırda bütün şiddetiyle devam ediyor. Almanya’nın önceki dışişleri bakanı Annalena Baerbock, “İsrail’in güvenliğini sağladığı müddetçe sivilleri ve hastaneleri hedef almaktan utanmayacağız ve bu bizim yükümlülüklerimiz arasında yer alıyor” demişti. İsrailli Siyonistler sıraladığımız savaş suçlarını ve akla hayale sığmayacak diğer suçları itiraf edercesine farklı mecralarda paylaştı. Elbette bu suçları paylaşanların amacı itiraf etmek değildi. Başta Filistinliler olmak üzere herkesi tehdit ediyorlardı. İsrail’deki seçimde bu tehditlerin sonucunu aldılar. Çünkü İsrailliler daha fazla suç işleyeceğine inandıklarına oy verdi. Fakat bunları başkaları da kayda geçiriyor. Üstelik bütün bu tehditlere rağmen Filistinliler teslim olmadı. Yahudilerin ve Anglosaksonların dışında da bir dünya var. ABD’de Yahudi gruplarının İsrail’e ve Siyonizm’e karşı daha görünür bir şekilde ortaya çıkmaları bu açıdan oldukça anlamlıdır.
İsrail’in sınırlarının belli olmadığı biliniyor fakat bu son seçimlerde Siyonizm’in sınırları ortaya çıktı. Bunun öncelikle Yahudiler arasında ciddi bir tartışmaya yol açacağını düşünebiliriz.

