Trump, ABD ara seçimlerinde ağır bir yenilgi aldı. İsrail ile birlikte İran’a ikinci saldırıya hazırlanırken kendi evinde darbe aldı. İran’a yönelik saldırılar, aşırı İsrail yanlısı tavrı Trump’a kaybettirdi.
Seçim öncesi “Burada kaybedersem gidip İsrail’de seçilirim ve Başbakan olurum” diye alaycı konuşmalar yapan Trump, Netanyahu’nun oyunlarının bedelini ödedi.
Cumhuriyetçi Parti, Temsilciler Meclisi’nde de Senato’da da çoğunluğu sağlayamadı. Demokratlar Meclis’te 220 üye kazandı, Cumhuriyetçiler 128’de kaldı. Senato rakamı ise, Demokratlar 53, Cumhuriyetçiler 42 oldu. Böylece yasama tamamen Demokratlar’ın eline geçmiş oldu.
ABD SEÇİMLERİNDE FİLİSTİN KAZANDI, İSRAİL KAYBETTİ…
Meclis’e yedi, Senato’ya bir Müslüman seçildi. Müslüman adayların bazı yerlerde Cumhuriyetçi adayları geçmesi dikkat çekti. Ayrıca Cumhuriyetçiler “kaleleri” gördükleri bazı yerlerde bile seçim kaybetti. İran’da rejim değiştirmeye çalışan Trump, Teksas’ı kaybetti, rejim orada değişti. Kısaca bu seçimlerde Filistin kazandı, İsrail kaybetti.
ABD’nin ilk Müslüman Senatörü olarak seçilen Abdul el-Sayed, “Vergilerimizin burada harcanmasını istiyoruz. Paramızın soykırım veya savaşı finanse etmek için gönderilmesini istemiyoruz” diyordu.
GAZZE’DEN ABD MECLİSİ’NE… İSRAİL’İ ÇILDIRTMIŞ OLMALI...
“Filistinli çocuklar, ABD vergi mükellefleri tarafından finanse edilen silahlarla öldürülmeden, atalarının topraklarında güven içinde büyümeyi hak ediyor” diyordu.
Mesela Demokrat Deb Haaland, Nuevo México’daki seçimleri kazandı ve ABD tarihindeki ilk yerli kadın vali oldu.
Mesela Gazze’de gönüllü olarak yaralıları tedavi eden 57 yaşındaki Mısır kökenli cerrah Adam Hamawy, New Jersey’den seçimi kazandı. Bu, İsrail’i çıldırtacak kadar sembolik önem taşıyordu.
Mesela Filistinli Aber Kawas, New York’ta yarışı kazanarak, Meclis’e giren ilk Filistinli oldu. Kimin ne kazandığı, kimin ne kaybettiği kadar böyle çarpıcı örnekler de ortaya çıktı.
İRAN’A NÜKLEER SALDIRI HAZIRLIĞI YAPIYORLARDI!
Seçimden önceye dönelim. İsrail seçimlerinde Netanyahu kazanacaktı! Kartlar öyle dağıtılmıştı. Arapların yoğun şekilde sandığa gitmesi bu oyunu bozdu. Netanyahu kıyameti kopardı herkesi sandıklara çağırdı.
Kaybetmedi ama kazanamadı da. ABD ara seçimlerinden hemen önce Trump, “İsrail ile birlikte Ortadoğu’ya hakimiz. Biz büyüğüz onlar küçük” diyordu. Ama o, Netanyahu’dan bile daha ağır bir yenilgi aldı.
Günlerdir ABD ve İsrail’in İran’a ikinci saldırı hazırlıkları tartışılıyordu. Bu sefer nükleer silah kullanacaklardı. Hava saldırıları ile İran’ı dize getiremediler. Rejimi değiştiremediler. Kara işgaline güçleri yetmiyor.
Öyleyse “kestirmeden sonuç alalım, nükleer vuruşla İran’ı dize getirelim” diye karar verdiler. Trump ve Netanyahu, bütün dünyaya işin bu noktada olduğunu gösterdi.
SUUDİ ARABİSTAN’A, TÜRKİYE’YE SALDIRI… MİLYONLAR SINIRLARA DAYANACAKTI!
Böyle bir saldırı ile sadece İran’ı dize getirmeyecekler, Körfez ülkelerinin tamamını da korku ile sindireceklerdi. Artık hiçbir ülke İsrail’e başkaldıramayacaktı.
ABD’nin dediğinden çıkamayacaktı. Sonra da onlar önce Suudi Arabistan sonra da Türkiye’ye saldıracaklar, bunun için ortamı oluşturmaya başlayacaklardı.
Nükleer saldırı sonrası Körfez ülkelerinden ve İran’dan yoğun göçler, kitlesel insan hareketliliği tartışılıyordu. İnsanlar Türkiye’ye, S. Arabistan’a, Avrupa’ya akın edecekler, kitlesel göçlerle birçok ülkenin demografik yapısı bozulacaktı.
Savaş olmasa bile sadece bunun verdiği istikrarsızlık, bölge ülkelerini ekonomilerini ve güvenlik politikalarını çöküşe sürükleyecekti.
İRAN PARÇALANDIKTAN SONRA NELER OLACAKTI? ON YIL SÜRECEK SAVAŞLAR…
İran parçalanacak, Batı İran’ın bir kısmı Azerbaycan’a verilecek, bir kısmında bir Türk devleti kurulacaktı. Nükleer saldırı bile etkisiz kalırsa İran’ı en az on yıl savaş içinde tutacak bir kara saldırıları zinciri başlatılacaktı.
Tabii sadece bu savaş bütün Basra Körfezi’nin savaşa sürüklenmesini, Türkiye’nin doğu ve güney bölgesinin savaş alanına dönüşmesini de sağlayacaktı. İsrail’in Türkiye’ye yönelik saldırı hazırlıklarının ilk cephesi burada açılmış olacaktı.
Son dönemde Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in Türkiye’ye yönelik mesafesinin, tavrının bu proje ile bir bağlantısı olabilir mi? İsrail Azerbaycan’a böyle bir teklif ve hazırlık planı sunmuş olabilir mi? Ülkelerin imhasının bile çok kolay konuşulabilir olduğu bir dönemde bunları tartışmak elbette mümkün.
YA GÜNEY AZERBAYCAN, AZERBAYCAN’I YUTARSA!
Çünkü İsrail, Rum Kesimi ile Doğu Akdeniz’de, Yunanistan ile Ege’de, BAE ile Körfez’de bir Türkiye karşıtı “Cephe” zaten kurmuştu.
Bir cephe de Kafkaslar’da mı kuruluyordu! Azerbaycan Türkiye’ye karşı böyle bir planın parçası olabilir mi!
Azerbaycan-İran ilişkileri zaten gergin. İran’ın Karabağ savaşında Ermenistan’ı desteklemesi gibi sebepler Bakü’nün unutamayacağı örneklerden.
Ama İran parçalanırsa Azerbaycan mı Güney Azerbaycan’a hâkim olur yoksa Güney Azerbaycan mı Azerbaycan’ı ve Aliyev’i yutar bu tartışmalı.
DOĞU KAPISI’NDA BİR İSRAİL İSTEMEYİZ! TÜRKİYE’NİN SESSİZLİĞİ BİLGELİĞİNDEN!
İsrail nasıl bir plan önerdi bilmiyoruz ama bu senaryoda Azerbaycan için kazanmak garanti değil. Üstelik Türkiye, İran’ın parçalanmasını istemiyor. Bölgemizde hiçbir ülkenin parçalanmasını istemiyor.
Türkiye “Harita Birleştirmek” için bütün bölgede yoğun bir gayret sarf ediyor. Bunun dışında Kafkaslar’da bir İsrail, Türkiye için birincil derecede tehlikeli bir güvenlik sorunu haline gelir ve geliyor.
Türkiye’nin sessiz ve akil duruşu, coğrafya tarihi ile ilgili bilgeliğinden gelir. Netanyahu’nun, İsrail’in peşine takılanların kısa vadede mevzi kazansa da uzun vadede kaybedeceğini bilir.
Coğrafyanın büyük milletleri artık bu küçük oyunlarla hareket etmiyor. 20. yüzyıl parantezi kapandı, bunun iyi anlaşılması lazım. Artık güç matematiği sadece ABD tarafından, sadece İsrail önceliklerine göre şekillenmiyor.
YİNE DE BİR NÜKLEER SALDIRI OLABİLİR Mİ? EVET, ÇÜNKÜ BU ONLARDA BİR İDEOLOJİ, BİR İNANÇ!
İsrail’deki seçim sonuçlarından sonra, ABD’de Trump’ın seçim yenilgisinden sonra “İran’ı nükleer silahla vurup parçalara ayırma” projesine devam edilecek mi?
Suudi Arabistan’ı parçalama süreci yine de başlatılacak mı? Türkiye’ye yönelik İsrail saldırganlığı, bütün cephelerden devam ettirilecek mi? Seçim sonuçlarının asıl sorusu bu?
Bence devam edebilirler. Bu, İsrail ve ABD aşırı sağı için bir ideoloji, bir inanç. İsrail’de kim seçilirse seçilsin, ABD’de seçim sonuçları ne olursa olsun, bu gündemi devam ettirecekler.
Ama kazanırlar mı? Ellerinde sadece silah kalanların dünyanın geleceğinde kazanmaları mümkün olmayacak. Ahlaki ve insani her şeyi kaybettiler ve insan ırkı bu tehlikeyi artık tanımladı.
TÜRKİYE’NİN: BİR ELİ ATLANTİK’TE, BİR ELİ PASİFİK’TE…
İran’ı dize getiremezler. Türkiye’yi dize getiremezler. Arapları dize getiremezler. Büyük milletler bu krizlerin üstesinden gelir.
Türkiye bir elini Atlas Okyanusu’na bir elini Pasifik’e uzatırken, başını öne eğdirecek hikayelere göre kendine pozisyon biçmez.
Trump’ın yenilgisinin tek sebebi Netanhayu’nun oyunlarına kendini kaptırması oldu. Oysa İsrail’in Trump’tan ve ABD’den daha büyük öncelikleri vardı. Her ABD başkanı ve yönetimini bu yolda kullanmayı biliyordu.
TRUMP, BÖYLE DEVAM EDERSE İNTİHAR EDER. ERDOĞAN’I ÖRNEK ALMALIYDI!
Bu yenilgiden sonra Trump benzer politikalara devam ederse, intikamla hareket ederse, İsrail saldırganlığına mesafe koymazsa, ABD’yi İsrail elinde bir oyuncağa dönüştürürse kayıpları daha da artacaktır.
Dünya genelinde, milletler arasında İsrail’e, saldırganlıklarına, insan ırkına ağır zararlar verecek çılgın ve histerik tavırlarına büyük tepki var.
ABD, işte bu İsrail’i savunmak için bütün dünyayı kaybediyor. Bütün uluslarla arasına mesafe koyuyor ve yalnızlaşıyor.
Trump’ın bunu görmesi lazım. İran’a ikinci dalga saldırı planını yok sayması, Ortadoğu’yu nükleer tehditlerden arındırmaya dönük adımlar atması lazım.
Türkiye’nin coğrafya ölçekli akil duruşu Trump için örnek oluşturabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kriz çözme yöntemleri örnek oluşturabilir. Bütün bunları kulaklarını ve gözlerini kapatıp sadece İsrail’in bak dediği yere bakar, duy dediği şeyi duyarsa, siyasi hayatı bitecektir. İsrail için intihar etmesine gerek yok, kendini kurban etmesine gerek yok.
İSRAİL’İN İPİNE TUTUNAN LİDERLER KAYBEDİYOR
Bu, Trump dışındaki bütün liderler ve ülkeler için de geçerli. Netanyahu’nun ajandasına, İsrail’in önceliklerine göre pozisyon alan herkes kaybedecek. Avrupa’da, Asya’da, Ortadoğu’da fark etmez, ülkeler ve liderler güç kaybedecek. ABD’deki ara seçimler bunun ilk göstergesi oldu. Avrupa’daki seçimler de böyle olacak.
“Küreselcilerle hesaplaşacağım” diye gelen Trump, aslında küresel dalgayı da İsrail ve Yahudilerin yönettiğini bile bile bu tuzağa düştü.
İsrail, Trump’ı harcar Demokratlarla çalışmaya başlar. Bunu en iyi Trump’ın biliyor olması lazımdı.
Erdoğan’ı her fırsatta övdüğü kadar takip de etseydi, inanılmaz güç kazanacaktı. Ama Netanyahu’yu takip etti, ona inandı, kaybetti.
ERDOĞAN DEVRİMCİ BİR LİDERDİR! O HESAP VE UMUT BURADA TUTMAZ…
Bizim için en öncelikli konu, coğrafya için çatışmaları coğrafya dışına itmektir. Coğrafyaya dışarıdan gelen saldırıları durdurmak engellemektir. Ülkelerin parçalanmasının önüne geçmektir.
Ülkelerimiz arasındaki ilişkilere ABD veya İsrail’in müdahale etme alanlarını kapatmaktır. Türkiye’nin şu anki yolu budur.
Bir söz de içeridekilere. ABD seçim sonuçlarına umut bağlayıp Türkiye içinde de benzer bir sonuç alınacağını düşünenlere… Evet Türkiye’nin her zaman Cumhuriyetçilerle ilişkileri daha iyi olmuştur.
Ama Erdoğan, Cumhuriyetçi karakterli bir siyasetçi değil. Sivil alanı temsil eden, ABD’deki Cumhuriyetçiler’e göre “devrimci” bir liderdir.
TÜRKİYE İLE YÜRÜYEN KAZANIR. TARİHİN AKIŞI BU YÖNDEDİR. NÜKLEER SALDIRI İSRAİL’İN İNTİHARI OLACAK.
Bu sonuç her boyutuyla Erdoğan’a güç verecektir. Bölgesel politikalar, ABD’ye karşı elinin güçlenmesi, İsrail’i sınırlaması, coğrafya içi üst yapıların kurulması gibi alanlarda daha da güç kazanacaktır.
Öyle Yunanistan’la, Rumlarla Türkiye’yi sınırlamayı düşünenler derin bir hayal kırıklığı yaşayacaktır. Küresel güç matematiğini eski ezberlere göre değil, yeni güç kaymalarına göre hesaplayabilenler gerçeği görecektir.
Tekrar edelim: Türkiye ile yürüyen kazanır, Türkiye’ye cephe açan kaybeder. Tarihin akışı artık bu yöndedir. Şu an tek umudumuz, İsrail’in ABD’yi de yanına alarak, nükleer saldırı dahil, coğrafyayı büyük felaketlere sürükleyecek çılgınlığın engellenmesidir.
Eğer böyle bir şey yaparlarsa, bu, İsrail’in intiharı olacaktır.

