Nisan 2026’da başladığım Botokslu Cenaze Kime Ait isimli tefrika romanını yayımlamaya başlarken her ayın sonunda okuyuculardan gelen şifahi ve yazılı değerlendirmeleri dikkatinize sunmaya niyet etmiştim. Ancak kahramanlar, yazarının disiplininin dışında yaşamaya devam ederler. Yazarın zamanı ile kahramanın zamanı birbirine uymadığında kurgunun kesintiye uğramaması için elbette feragat edecek olan yazardır.
Okuyucularımdan zaman zaman şifahi olarak şöyle teklifler alıyorum: “Arada kaçırdığım bölümler oldu ama sonunu çok merak ediyorum, benden sızmaz, söz kimse ile paylaşmam. Lütfen söyleyin sonunda ne oluyor?”
Bu soruyu soranlara “Sizce ne olacak?” sorusunu sormayı ihmal etmiyorum. Çok ilginç “son”lar geliyor. Tefrikaya son verirken belki de okuyucularımın uygun gördüğü muhtemel sonları dikkatinize sunarım.
“Sonunda ne olacak?” diyen dostlarıma bütün samimiyetimle “bilmiyorum” dediğimde bazıları kırılıyor.
“Nasıl bilmiyorsun?”
Hakikaten nereye gidecek, gazetede nereye doğru gidecek, gazetede tefrika edilen bölümler ne kadar sürecek bendeniz de bilmiyorum. Bildiğim şu ki siz okurken takip ediyorsunuz akan metni, ben de yazarken. Kahramanlar nihayet kendi yolunu kendisi seçiyor. En azından benim yazı evrenimde kahramanlar yazarından bağımsızlar, pek de yazarın zaman rejimine riayet edecek disipline gelen özneler olmuyorlar.
Eksik olmayın, damlaya damlaya göl olur misali beni yalnız bırakmıyor, değerlendirmelerinizi iletiyorsunuz. İmece usulü okuma atölyemize hoş geldiniz. Buyurun:
Sa. Fatma Hanım, Botokslu Cenaze tefrikanızı büyük bir ilgiyle okuyorum, şu anda olduğu gibi. İlk okuduğumda gerçek bir haber zannettim. Ben her cumartesi ve pazar sadece Yeni Şafak gazetesini alan ve diğer gazeteleri dijitalden takip eden eski moda bir okurum. Bazen sadece pazar günleri gazete alırım ve kahve eşliğinde sindire sindire okumaya çalışırım. Sizin bu tefrikanız da eskiden okumuş olduğum pehlivan tefrikalarını hatırlatıyor ve beni hüzünlendiriyor.
Bu geleneği sürdürüyor olmanızı beğeniyorum ve kitabınızı sabırsızlıkla bekliyorum.
Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
Muhabbetle,
Ö. T. U.
Merhaba Fatma Hanım,
Tefrikayı takip ederken işin ucunu kaçırdım. İlk bölümlerin altına gelen yorumlardan anladığım kadarıyla estetik üzerine bir hikâye okuyacağımı hayal etmiştim.
Haftalar geçti, konu estetik değil medya eleştirisine evrildi sanki. Yanılıyor muyum?
Tefrikayı nasıl takip edeceğimize dair bir reçete istesem çok şey mi istemiş olurum.
Salı ve cuma günü yayımladığınız yazıların altına meraklısı için not düşüyorsunuz ya, pazar günleri de öyle notlar yazsanız.
Örneğin şöyle bir yönlendirme, birkaç bölüm sonra botokslu cenazenin yakınları ile tanıştırılacaksınız filan gibi şeyler.
İyi çalışmalar.
N. Ç.
İyi günler,
Size daha önce de mesaj yazdım. Cevap vermediniz. “Botokslu Cenaze Kime Ait?” ne kadar sürecek? Bu tefrika bitince yeni bir tefrikaya mı başlayacaksınız? Ben de tefrika yazmak istiyorum. Siz ara verecekseniz benim tefrikamı yönetime teklif edebilir misiniz?
A.L.
Bu mektup da hayata “selamsız” başlayan bir okuyucudan geliyor:
Tuhaf işler yapıyorsunuz. İnsanlar haber okumuyor, değil tefrika okuyacak. Allah akıl fikir versin. Şunu da söylemem gerekiyor. Yazının altındaki yorumlara bakıyorum, hep erkeklerden yorum geliyor. Demek ki kadınlar yazdıklarınızı okumuyor. Bir kadın yazar olarak bu durumu ciddiye almanızı öneririm.
İmza:
Yorgun Savaşçı.
Yorumları okudunuz. İmece usulü okuma atölyesinde kısa bir mola vermiş oldunuz. Karşılaşma anları kıymetlidir. Bunu da başkalarının okuma tecrübesi ile karşılaştığınız minik bir zaman dilimi olarak değerlendirin lütfen.

