Yazarlar Biz göçüp gitsek de bu dünyadan, bir Ömer çıkar elbet soyumuzdan, bir Selahattin, bir Yavuz

Biz göçüp gitsek de bu dünyadan, bir Ömer çıkar elbet soyumuzdan, bir Selahattin, bir Yavuz…

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk Gazete Yazarı

Trump yaptı yapacağını. Onca tepkiye rağmen Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan eden uygulamayı yürürlüğe koydu. Amerikan Büyükelçiliği Kudüs’e taşındı. Filistin ayakta. İslam dünyasının bir kısmı ayakta. Bir kısmı “Yetinin elinizdekilerle, teslim olun” demekte.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Hasan Öztürk : Biz göçüp gitsek de bu dünyadan, bir Ömer çıkar elbet soyumuzdan, bir Selahattin, bir Yavuz…
Haber Merkezi 08 Mayıs 2018, Salı Yeni Şafak
Biz göçüp gitsek de bu dünyadan, bir Ömer çıkar elbet soyumuzdan, bir Selahattin, bir Yavuz… yazısının sesli anlatımı ve tüm Hasan Öztürk yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Türkiye’nin ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın diplomasi çabası, Hıristiyan ve İslam dünyasının tepkisi Amerika’yı ve İsrail’i durdurmaya yetmedi.

Bugün Filistin topraklarında olanlar tarihte onlarca kez yaşandı. Kudüs’te yaşananların benzerleri tarihte sayısız kez yaşandı. Dün Yeni Şafak’ta Zekeriya Kurşun hoca harikulade bir yazı ile Kudüs tarihini özetledi. (Bakınız, https://www.yenisafak.com/video-galeri/yazarlar/kudus-kimi-bekliyor-2178423)

Özetin özeti şudur:

Kudüs tarih boyunca onlarca kez “zalimler” ve işgalciler eliyle yıkıldı, yakıldı, talan edildi. Ancak bir muvahhit çıkageldi hep. Ömer geldi, Selahattin geldi, Yavuz geldi, Kanuni geldi. Gelemese bile Abdulaziz’in fermanı geldi. Kudüs’te düzen kuruldu. Kudüs’e dirlik, Kudüslülere birlik geldi.

Kudüs muvahhitler için bir hediyedir. En olmadık zamanda bir muvahhit çıkagelir ve yağmalanmış Kudüs’ü yeniden imar eder, yeniden inşa eder, yeniden diriltir.

Bu hep böyle olmuştur tarih boyunca, yine olacaktır.

Yakılmış şehir yine dirilmiştir.

Yıkılmış şehir yine ayağa kalkmıştır.

İşgal edilmiş şehir yine özgürleşmiştir.

Çünkü, Kudüs tarih boyunca, Selahattin’in dediği gibi, “Hiçbir şey, ya da her şeydir!”

Kudüs tıpkı Mekke gibi şehirlerin anasıdır.

“Ye’se kapılmaya lüzum yok” diyordu dünkü yazısında Zekeriya hoca.

Katılıyorum. Ama yine de içim acıyor. Üzülüyorum. Bugün için ahir ömrümüzde Kudüs’te dirlik göremeyeceğimiz için. Dünya gözüyle bir kez daha Kudüs’ü göremeyeceğim için.

Oysa, insan hayatıyla milletlerin, ümmetlerin, şehirlerin ve devletlerin hayatları kıyaslanamayacak kadar farklı.

Bir insan hayatına sığmasa da tarihsel döngü hep böyle olmuş. Zulüm hiç payidar olmamış. İstilacılar istilalarını hiçbir zaman sürdürememiş.

Bir insanın ömrüne sığmayan, bir milletin, bir coğrafyanın tarihinde sadece bir soluklanma anı kadardır.

Geldikleri gibi gidecekler. Kudüs yine özgürleşecek. Yine mamurlaşacak. Belki biz göremeyeceğiz ama bu mutlaka olacak!

Zira, Harun’un, Yahya’nın, Zekeriya’nın, İsa’nın, Meryem’in şehridir Kudüs!

Zira, Efendimiz Aleyhisselam’ın, Ömer’in, Selahattin’in, Mervan’ın, Yavuz’un şehridir Kudüs.

Zira, Osmanlı’nın 400 yıl huzur ve sekinet verdiği şehrin adıdır Kudüs!

Öfkemizi biriktirelim ama ye’se kapılmayalım.

Biz göçüp gitsek de bu dünyadan, bir Ömer çıkar elbet soyumuzdan!

  • Neden vekil olmak ister insan
  • “Bir insan neden milletvekili olmak ister” sorusunu hep sormuşumdur. En kestirme cevap “hizmet etmek” şeklinde anlatılır. Oysa demokrasi tarihini eh üstün körü bile okumuş olanlar bilir ki en azından kategorik olarak “Burjuvazinin yönetime müdahil olabilmek için geliştirdiği bir yöntemdir demokrasi” ve “kralın” mutlak hakimiyetine “para vererek” ortak olma halidir.
  • Hal böyleyken, bugün burjuvazinin dışında kalanların neden milletvekili olmak istediği konusunda hayli çetrefilli sorular akla gelir!
  • Milletvekili maaşına razı gelenlerle, milletvekili kartvizitiyle ihale kapısı açmayı hayal edenler arasında kalmak da mümkün.
  • İşte tam böyle bir atmosferde 24 Haziran seçimlerine hızla yol alırken, “listelerin tamamlanmasına” az bir süre kaldı.
  • “Millete hizmet etmek aşkıyla dolmuş” nice vekil adayları Ankara’da markajda. Kimileri, tanıdıklarının tanıdıklarını devreye sokarak nabız yokluyor, kimileri vaatlerine vaat ekliyor. Kimileriyse geliştirdikleri ilişki biçimi üzerinden garantici rolünde.
  • Bazılarıysa “tabanları”na güveniyor. Yani, aşiretlerine, yani akrabalarına, yani aday oldukları şehirlerdeki nüfuzlarına.
  • Bazılarıysa “paramla döverim” edasında.
  • Milletvekilliği zahmetli bir iş. Hem sizi seçenlerin talep ve isteklerine çözüm üreteceksiniz, hem üst yapıda kanunlar çıkartarak memleketi yaşanabilir bir hukuk devleti yapacaksınız. Zor iş yani.
  • Ama “parmak kaldırmak” üzerine görevini yapmış edasındakilerle, her hemşehrisine devlet kademesinde bir iş bulmayı görev edinmişler arasında sıkışmış bir siyaset anlayışınız varsa ne yapacaksınız?
  • Milletvekilliği borsası kurulmuş mudur bilmiyorum. Bir bildiğim var ki “bir insan neden milletvekili olmak ister” sorusuna aday adaylarının verdiği cevapları duydukça insan gerçekten hayret ediyor!
  • Bakalım ayırt etmeksizin tüm partilerin aday profilleri nasıl olacak?
  • Ha bir de bir önceki seçimde liste dışı kalmış bazı kalemşorlar var ki bu yazının konusu değil. Ancak bir dipnot niyetine ilavem olsun.
  • Liste dışı kalınca herifler, bugün Erdoğan düşmanlığıyla körelmiş dimağları nedeniyle bir şehit eşine “hiddetlenene”, “Bilge insan” dedirtiyor!
  • Takipteyiz.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.