
Cumhuriyet ilân edilince, kültürümüz ve davranışlarımız bir gecede değişmedi.
Padişah gönderildi, fakat sabahtan akşama kadar eleştirdikleri padişah gibi -başına buyruk- davranma kültürü CHP kadroları tarafından miras olarak alındı.
Tek Parti döneminde, hesap vermeden ve hiç hesap vermeyecekmiş gibi memleketi yönettiler.
Türkiye, etiketinde solcu yazarların düşük gelirli halktan oy alamadığı, “nefret söylemiyle” kendi halkına hakaret ettiği ve ötekileştirdiği ülkedir.
Uzun uzun örnek vermeye gerek yok sanırım. Sinemada, edebiyatta ve mizah dergilerinde dindar, muhafazakâr ve taşralı insanların nasıl şeytanlaştırıldıkları herkesin malumudur.
Genelde aydınlar, özelde solcu sanatçılar hâlâ sebebini anlayamıyorlar: Halk dizilerine reyting veriyor, fakat -ne yaparlarsa yapsınlar- partilerine oy vermiyor.
Ne ilginçtir ki televizyon dizilerinde her zaman işe yarayan matematik, siyasette işlerine yaramıyor.
Gerçekler ile hayalleri birbirine karıştıranın halk olmadığı ortada.
Türkiye’nin elitlerinin, kendi ürettikleri bir kültür olmadı. Avrupa’da üretilen kültüre taşeronluk yaparak, kraldan çok kralcılık motivasyonu ile kendi milletini aşağıladılar.
Gündüz Vassaf, kültürel farklar gözetilmeden, yurtdışındaki zekâ testlerinin tercüme edilerek Türkiye’de nasıl fahiş fiyatla satıldığını; “bilimsel” (!) etiketli bu testlerin sonucunda, zengin zümrenin zeki çocuklarının nasıl geri zekâlı ilan edildiğini isyan ederek anlatır.
Batılıların dünyaya hâkim kıldıkları ve tahkim ettikleri “egemen kültürü”, “evrensel kültür” zannettikleri için kendi köklerine dair bir arayışa girmeden kolay yoldan üstencilik yaptılar.
Eskiden de böyleydi. Hitler’in “propaganda bakanı” Goebbels, İsmet İnönü’yü ziyaret etmişti. Bu ziyaret, dönemin gazetelerinde büyük bir başarı gibi, âlây-ı vâlâ ile duyurulmuştu. Halkı aydınlatmayı ve propaganda yapmayı ondan öğrenmiş olabilirler…
Kendilerini memleketin eliti olarak görenler, ülkeyi demokratikleştirmek yerine Anadolu insanı üzerinde kültürel hegemonya kurmayı yeğledi.
Kendilerini eleştirmeye cüret eden herkes cahildi, rejim düşmanıydı, Cumhuriyet’i hedef alıyordu…
“Dil Devrimi” tartışmalarını hatırlayın; “alfabe değişikliği”ni masaya yatırmak, bu konuya farklı bir açıdan yaklaşmaya çalışmak bile hâlâ rejim sorununa dönüşüyor.
Sebebi malum: Uğur Mumcu’nun deyişiyle söylersek, Osmanlı hakkında “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmuş”lardı…
Tek Parti döneminde halk üzerinde yarı tanrı pozisyonu kazananlar, iktidarı kaybettikten sonra Türkiye’nin kaderini vesayet yoluyla elde tutmaya devam ettiler.
Televizyon stüdyolarında veya internet sayfalarında Uzak Doğu tanrıları gibi oturuyorlar. Ötekileştirdikleri insanlar, bu insanların oy verdiği parti, ne yaparsa yapsın olmuyor! Hiçbir zaman takdir edilmiyorlar, hiçbir zaman teşekkürü hak etmiyorlar, hep eleştiriyorlar, hiç özeleştiri yapamıyorlar…
CHP’li elitler bu yarı tanrı pozisyonunu çok içselleştirmiş görünüyor, çünkü kültürel hegemonya ve ötekileştirme karşılıklı olarak kanıksanmış…
Siyaset zemininde ve kültürel hayatımızda; muhafazakârlar, dindarlar, milliyetçiler ve Kürtler hâlâ eserlerini, sunağa getirir gibi bu otoritelerin beğenisine sunmaları...
HDP’nin ve SP’nin dedelerine travma yaşatan kibirlilerle bir arada durmalarında bir Nirvana hazzı yaşamaları sebepsiz değildir.
Tanrı kelimesi kulak tırmalıyorsa şöyle söyleyelim: Bu ülkede değer üreten, iş üreten, fikir üreten, Cumhuriyeti demokratikleştiren, halkı özgürleştiren, yapmış olduğu yatırımlarla ülkeyi gelişmiş ülkeler kategorisine yükselten insanların, bu ağalara seslenme zamanı gelmiştir!
Erdoğan, Cumhurbaşkanı olduktan sonra özgüven sahibi olmadı; yolun başında da kendisiyle, tarihiyle ve kültürüyle barışık bir insandı. Gücünü kendi tarihine, kendi kültürüne, kendi dinine bağlılıktan ve kendi halkına güvenden alıyor…
Şimdi sıra, liderde olan özgüvenin ötekileştirilmiş ve travma yaşatılmış insanların koro halinde -ağalara- meydan okumasına geldi.
Hâlâ “Ağam sen çubuk tüttür, biz bu memleketin işlerini görürüz” diyenlerin ve kendini ikinci sınıf olarak görenlerin uyanma zamanıdır. Sizler bu memleketin ev sahibisiniz. Ezilmişliğe tahammül yoktur.
Dünün müstemleke aydınlarına yani sömürgecisine hayran olanlara, bugünün neo-liberallerine yani işgalcilere ülkeyi teslim etmek isteyen özgüveni zayıflara eyvallahımız yoktur.
Her ağaç kendi kökleri üstünde yükselir, vesselam.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.