
Cetemizin üyelerinden ikisi çok tatsız, çok rahatsızlık verici, akla ve ahlâka aykırı bir işe bulaştıktan hemen sonra kendi canına kıydı. Câni ruhlu gençler miydi bu ikisi? Öyle idiyse neden işi bitirdikten sonra kaçıp kurtulmaya, yeni cinayetler işlemeye çabalamayı seçmediler? Önce kendi mekteplerine, mektep arkadaşlarına, kendi ortamlarına saldırdılar. Sonra da kendi kafalarına kurşun sıkmakla yaptıkları işle her kim ilgilenirse ona saldırmış oldular. Yani bana da saldırdılar. Beni nâ-hakk yere ilzâm ettiler.
Bu eski, garip, belâlı bir hikâyedir. Bir zamanlar biz, çete mensupları olarak, saçlarımızı uzatır ve onlara özen göstermezdik. Neden? İnsanlara kafanın dışının değil içinin önemli olduğunu hatırlatabilelim diye. Oysa kimse buna ve bize bir anlam vermedi. Sonunda saç uzatmak ya paralı ailelerin çocuklarının eğlencesi oldu veya kişilik arayışında olanların meşguliyetleri arasına girdi. Bizim çetedekiler şimdiye kadar ne yaptıysa kurulu düzen onu hepten anlamsız hale kolayca getiriverdi. Bir zamanlar da yıprandığı için iyiden iyiye beyazlamış ''blue-jean'' giyerdik. Neden yapardık bunu? Ne kadar ''jean'' alırsak kapitalistin kasasına o kadar dolar daha akacağını bildiğimiz için. Bizim kafamıza göre yeni bir giysiyi ne kadar geç satın alırsak kâr peşindeki kapitalist bizden o kadar geç istifade etmiş olacaktı. Jean''lerimizi lime lime oluncaya kadar, kıçımızda parçalanıncaya kadar giyiyorduk. Kapitalist bizim çeteden yavuz çıktı. Vitrinlere bilhassa beyazlatılmış, kasten eskitilip yırtık hale sokulmuş jean koydu. Paralı ailelerin çocuklarının eğlence merakı ve kişilik arayışı bir türlü karara varamayan kimseler yüzünden kapitalistin kasasına daha çok dolar aktı. Çete mensupları olarak yapmadığımız ne kaldı? 70''li yıllarda anadan üryan caddelerde koşmuştuk. Kapitalizmin buna cevabı sex fuarı açmak ve fuhuş piyasasını toplumun kılcallarına kadar yaygınlaştırmak oldu.
Bahaüddin Nakşibend yüzyıllar öncesinden bizim çetenin davranışlarına, hem de bizim tarafımızı tutarak bir açıklama getirmişti. Bu açıklamanın ne olduğunu merak edenler ilk baskısı Ocak 1984''de yapılan Zor Zamanda Konuşmak kitabının Bir Sabah Alışverişi başlıklı yazısına bakabilirler. Buraya en lüzumlu kısmı aktarıyorum: "Bir insanın davranışı onun kıymetinin de bir işaretidir. Fakat bugün öyle bir noktaya geldik ki bir insan iç dünyasında vasıl olduğu makam ne olursa olsun kendi kıymetini belirtebilmek için belli bir davranışta bulunması yetmiyor. İnsanlar iç dünyalarındaki zenginliği dışa vurmak, kendi kıymetlerinin ortaya çıkmasını ve taktir edilmesini sağlamak için fazladan bir şeyler yapma ihtiyacını duyuyorlar. Buna mukabil, insan kötü, çirkin bir davranışta bulunursa, onun yaptığının kötü ve çirkin olduğunun anlaşılması için fazladan bir kavrayış gerekli olmuyor. İnsanların birbirlerini anlamakta gösterdikleri noksanlıkların sebep olduğu düşünce ve tatminsizlikler tek tek Bütün insanlar üzerinde olduğu kadar cemaat üzerinde de yıkıcı ve geriletici tesirler icra ediyor."
Nakşibendî tarikatına mensup insanların sayısının azımsanmaz ölçüde olduğu Türkiye''de insanların iç dünyaları itibariyle mi, yoksa banka hesapları itibariyle mi terakkiye mazhar kılındıkları sorulmaya değer. Fakat şu suale Dücane Cündioğlu cevap vermelidir: Acaba ülkemizde Trençkot çetesine mensup olmak mı, Nakşibendî tarikatlarından herhangi birinin başında bulunan bir şahsa intisap etmek mi "yerlilik"tir?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.