|
Yazarlar

Haşhaşilerin bile kafası bu kadar kıyak değildi

10:30 . 4/05/2015 Pazartesi

Kevser Topkar

1966 yılında İstanbul’da doğdu. Kuzguncuk İlkokulu ve Üsküdar Kız Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümüne girdi. 1987’de mezun olacakken başörtüsü yasağından dolayı üniversiteye ara verdi. Fakülteyi iki sene sonra bitirebildi. 1998-2000 tarihleri arasında Sudan’da bulundu. Bu esnada Afrika Üniversitesinde Arap dili eğitimi aldı. Türkiye’ye döndüğünde özel sağlık alanında yöneticilik yaptı. Fide Yayınlarının kuruluşundan itibaren editörlüğünü üstlendi. Öykü, çocuk hikayeleri ve derlemelerden oluşan kitapları yayınlandı. TC. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde özel araştırmacı olarak Filistin’e Yahudi göçlerini araştırdı. Başörtüsü yasağı kaldırıldığında Marmara Üniversitesi Yakınçağ Tarihinde yüksek lisansını tamamladı. Aynı üniversite halen doktora yapmaktadır. Üsküdar Belediyesi’nde 6 senedir sosyal projelerden sorumlu Başkan Danışmanı olarak çalışmaktadır. Almanca, Arapça ve İngilizce bilmektedir. Evli ve dört çocuk annesidir.

Kevser Topkar
Taksim'de bayramını kutlayan işçi ve emekçiler! Bayramınız kutlu olsun. Gülseren'i tanıyor musunuz? 7. Sınıfa gidiyor. Öğretmeni sınıfta uyuduğunu farkedip çocuğu biraz sıkıştırdığında, okuldan çıkınca konfeksiyonda çalıştığını öğrenmiş. Öğretmen hanım yardımcı olmak için sağı-solu haberdar ettiğinde duyduk, evine ziyarete gittik. Üzerinde okul forması, kolları dirseğine kadar sıvalı, ıslak elleriyle karşıladı bizi. Yanmayan bir sobanın arkasındaki yatakta, battaniyenin altında annesi yatıyordu. Evde odun kömür yoktu. Kışın ortası. Hava buz gibi. Babası inşaat işçisiymiş. Çalıştığı inşaattan düşüp belini sakatladıktan sonra işsiz kalmış. Kahvede kumara başlamış. Uçan kuşa borçlular. Askerde bir abisi ve evlenmiş iki ablası var. Evin işlerini Gülseren görüyor. Gülseren okula gidiyor. Gülseren mahalledeki konfeksiyonda çalışıp haftalığı ile evine ekmek alıyor. İşçi olduğundan da bayramından da habersiz. O öğretmen olmak istiyor.

Eskiden 1 Mayıs solcu öğrencilerin heyecan kaynağı ve gösteri bahanesi idi. Meydandakiler bir ara kılık değiştirdi. Marjinal örgüt flamasını kapan Taksim'e koştu. Son yıllarda bayram, molotof ve demir bilye bayramı oldu. Yakılıp yıkılan dükkan ve mağazalar, kamu binaları sözde işçi gösterileri ardından savaş alanına döndürüldü.

İşçi patronun yediğinden yemeli, giydiğinden giymeli!

İşçinin alın teri kurumadan emeğinin karşılığının verilmesi gereken bir dine mensubuz. Ayrıca işverenin yanında çalıştırdıklarına, kendi yediğinden yedirip, kendi giydiğinden giydirmesi gerekir. Ülkemde, kendini Müslüman olarak tanımlayan patronların işyerlerinde çalışan işçiler! Aldığınız maaşlarla patronun giydiğinden vazgeçtik, yediğinden yiyebiliyor musunuz?

İşçinin hakkını korumak için kurulmuş sendikalar! Başkanlarınızın yediklerinden işçiler de yiyebiliyorlar mı? Çocuklarını gönderdikleri okullara, temsil ettikleri işçiler de çocuklarını gönderebiliyorlar mı? Ve komünizmle yönetilen ülkelerde Çin, Rusya, Küba... işçilerin ekonomik durumları kaç yıldız? Berlin duvarı yıkıldıktan sonra işçiler Batı'dan Doğu Almanya'ya mı hücum etti? Ülkemde kominizm hayranı işçi var mı merak ediyorum doğrusu. İşçi olarak çalışmak için yurt dışına gitmek isteyenlerin aklına kapitalist ve liberal devletler geliyor. Almanya, Fransa, İsviçre, ABD, Kanada... İşçi olarak çalışmak için Rusya, Çin, Kuba'ya gitmek isteyen kimse var mı?

Sağcı, solcu işçi kardeşler! Sahipleneniz çok. Sosyalistlerden tutun da Müslümanlara kadar herkes sizi düşünüyor. Herkesin güzel uykularını kaçırıyorsunuz. Vicdanlar sizin için huzursuz. Ama patronların işleri tıkır tıkır yürüyor. Tuzları kuru. Size yatırım yapan yok. Çalışma şartlarını asgari insanlık haddinde düzenlemekten bahseden sağcı-solcu patron görünmüyor. Ne de olsa ekmek aslanın ağzında. Beğenmiyorsan başka bir iş bulursun. Bulabilirsen.

Ben hiç çocuk işçilerden 1 Mayısı kutlayanı görmedim. Eğitim çağında olup çalıştırılan kaç çocuk olduğunu Taksim'de etrafı talan eden kırmızı bayraklı guruplar biliyor mu? İçlerinde ''hayvan katliamı yapılıyor'' diye karşı çıktıkları kurban bayramından başka et yiyemeyen işçilerden haberdar olan var mı? Aldığı asgari ücretle ev kirası, elektrik, su faturası, yol parası ödedikten sonra yeme-içime, giyinme, eğitim için geriye bir şey kalıyor mu? Eğlence söktörü denilen iş kolunda 18 yaş altında çalıştırılan kızlar, polis kontrollerinde nasıl buhar olup ortadan kayboluyor? Ayakkabı boyayan, su, mendil satan çocuklar ne zaman görünür olacak?

Evet 1 Mayıs işçinin bayramı. Lakin bayram yapacak mecalleri yok. Bu durumda mevcut sistemi protesto etmeleri en tabii hakları. Yanlız çözüm diye sunulan kızıl bayrakların gölgesinde serinlemeleri mümkün değil. Marx'ınki adı üzerinde ütopya. Sakın ola ki kanmayın diye adam teorisine ütopya demiş. Ulaşılması muhal olan yeryüzü cenneti. Gün gelecek hepimiz yan gelip yatarak ekmek elden, su gölden bir hayata kavuşacağız. Hasan Sabbah'ın haşhaşilerinin bile kafası bu kadar kıyak değildi. Devlete düşman, bölücü örgüt mensupları meydanlarda işçinin bayramını bahane ederek kendi maksatlarını haykırıyorlar. İşçi bahane. Gülseren! Bayramın kutlu olsun.

...

Bayramın bana düşündürdükleri: Üç sene bir kamu kuruluşunda taşeron firmadan işçi olarak çalıştım. 11. ayda işten çıkartılıp tekrar giriyordum. Sağlık raporuna varana kadar bütün evraklarımı yenileyerek. Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi mezunuyum. Üç yabancı dil biliyorum. CV2mi burada saymaya gerek yok. Çalıştığım işte başörtülü bir hanımı istihdam ettikleri için kendilerini mübarek bir iş yapmış addeden Müslüman beyler! Hala taşaron firmalardan işçi olarak çalıştırılan kamu personellerini kurum bünyesine almak için bir dahaki bayramı mı bekliyorsunuz?
#1 Mayıs
#İşçi Bayramı
#İşveren
#Marx
8 yıl önce
default-profile-img
Haşhaşilerin bile kafası bu kadar kıyak değildi
Batı’nın korkusu: Türkiye’nin ve İslâm’ın yükselişi (1)
Bir film, bir nesne ve “işin ciddiyeti”
Lâf mı hayat mı?
Seçimi bekleyen ülkeler
Batıcı Biraderler!