Biliyorsunuz, ilkokuldan yüksel okula kadar öğrencilerin "kılık kıyafetine" ilişkin sınırlar düne kadar 1981 tarihli 12 Eylül rejimi mahsulü "kılık kıyafete ilişkin yönetmelik" çerçevesinde belirleniyordu. Bu yönetmelik, yine bildiğiniz gibi, artık yürürlükte değil. MEB, bence de yerinde bir kararla öğrencilere çoktandır dar gelen çerçeveyi büyük ölçüde kaldırmıştır.
1981 tarihli yönetmeliğin "Lise ve dengi okullarda"ki öğrencilerin kılık kıyafeti ilişkin sıraladığı "kırmızı çizgiler"den bazıları şunlardı:
"a. Kız Öğrenciler: Okulca seçilen bir renkte vücut hatlarını belli etmeyecek şekilde, yırtmaçsız, kolsuz ve diz kapağını örtecek boyda bir forma giyerler. (…) Okul içinde baş açık, saçlar temiz ve düzgün taranmış olup uzun olması halinde örülür veya arkaya toplanarak bağlanır. Makyaj yapılmaz, kaşlar alınmaz, tırnak uzatılmaz ve cilalanmaz…"
Görüldüğü gibi, 12 Eylül rejiminin de aklını taktıklarının başında "vücut hatlarını belli etmeyecek" formalar, örülü veya arkadan toplanmış saçlar, uzatılmayan tırnaklar ve tabii "alınmaması gereken kaşlar" gelmektedir. Bana göre bu (ve benzeri) yönetmeliklerin güttüğü asıl amaç şudur: Ortaöğretim çağındaki kız öğrencilerin aynadaki suretlerinden hoşnut olmamalarını sağlamak. Kaşını sakın alma, yüzüne tek bir kalem sürme, vücut hatlarını sakın belli etme, saçlarını örgüsüz bırakma ki, kendini beğenmeyesin, aynadaki suretinin beğenilecek, sevilecek biri suret olmadığına sen de ikna olasın!
Ne yazık… Bir genç kızın kendisinin güzel, beğenilecek, sevilecek birisi olduğuna ilişkin bir duyguya en fazla ihtiyacı olduğu bir dönemde, yönetmelik "ne yapsam da onu tam tersi bir kanaate sürüklesem"in peşinde…
1981 yönetmeliğini okuyanlar içinde yaşları müsait olanlar "Bu da bir şey mi, siz öncesini bir bilseniz!" diyecektir. Geçenlerde Rasim Bey (Özdenören) köşesinde söz ediyordu: Eskinin ortaokul ve liselerinde geçerli olan yönetmelik –sanki- kız öğrencileri özellikle birer "korkutucu" varlıklara dönüştürmek için vardı. Tabii ki örülü saçlar, tabii ki dokunulmayan kaşlar, tabii ki göğüsleri özellikle gizleyen belden büzgülü parlak siyah kumaştan önlükler, tabii ki pamuklu siyah çoraplar… Özdenören"in hatırlattığı gibi başlarda da birer zabıta şapkası…
Bu "korkutucu" kılık kıyafet içinde bir öğrencinin aynadaki suretinden memnun olabilmesi imkânsızdı gerçekten. Bu yüzden olacak, erkek öğrenciler kılık kıyafet yönetmeliğinin geçerli olmadığı yıl sonu toplantılarında ve kır gezilerinde etraflarındaki kız öğrencilerin aynı dershaneleri paylaştıkları kişiler olduğunu kavramakta büyük güçlük çekerlerdi. Yönetmeliğin çirkinleştirdiği kızlar nihayet tabii hallerine kavuşmuş ve "korkutucu" olmaktan çıkıp dikkat çekici birer varlığa dönüşmüşlerdi…
Yeni yönetmelik büyük ölçüde bu "esaret"e son vermektedir. Yönetmeliğin 3. Maddesi "4 üncü maddede yer alan sınırlamalar dışında okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve liselerde kılık ve kıyafet serbestir" diyerek bu ülkede -çok gecikmiş de olsa- yerinde bir temel ilke getiriyor.
Siz bakmayın CHP Genel Başkanı"nın "okulda eşitlik elden gidiyor" mealindeki itirazlarına… "Eşitlik"in "aynılık" olduğunu kim söyledi? Yönetmeliğin imam hatip liselerindeki öğrenciler için getirdiği başörtüsü serbestliğini de önemsemeyin. Bu liselerde başörtüsü tabii ki serbest olacaktı. Yasal olarak getirilen bu serbestlik belki de bizim bu liselere ilişkin asıl problemi, yani bu okulların birer devlet okulu olarak varlıklarını sürdürebilmesi problemini daha ciddi olarak tartışmamızı sağlayacaktır. Bu okulların statüsünün "özel okullar"a dönüştürülmesinden söz ediyorum tabii ki…
Yeni yönetmeliğin kılık kıyafete ilişkin getirdiği sınırlamalara gelince. Bu sınırlamalardan bazıları şöyle:
"b) İnsan sağlığını olumsuz yönde etkileyen ve mevsim şartlarına uygun olmayan kıyafetler giyemez,
c) Yırtık veya delikli kıyafetler ile şeffaf kıyafetler giyemez.
ç) Vücut hatlarını belli eden şort, tayt gibi kıyafetler ile diz üstü etek, derin yırtmaçlı etek, kısa pantolon, kolsuz tişört ve kolsuz gömlek giyemez.
(…)
e) Okul içinde baş açık, saçlar temiz ve boyasız olarak bulunur, makyaj yapamaz, bıyık ve sakal bırakamaz."
Bu sınırlamalara göz atınca 1981 Yönetmeliği"ni hazırlayan ekipten bazı kişilerin hâlâ işbaşında olduğu kanaati uyandı bende.
Okudunuz, birinci "sınırlama" insan sağlığını korumak amacıyla mevsim şartlarına uygun olmayan kıyafetleri yasaklıyor. Sizin açınızdan da şaşırtıcı değil mi bu yasak. Sanırsınız ki "öğrenciler" denilen sınıfa dahil kişiler yazı-kışı bilmiyor; bir de bakıyorsunuz kışın ortasında tişörtle, yazın ortasında kabanla gelmiş okula! Hadi diyelim öğrenciler mevsimlerin farkında değil; ya aileleri MEB uzmanları onların akıl sağlığından da mı şüphe ediyor?
Okudunuz, ikinci "sınırlama" –kusura bakmasınlar ama- MEB"in ilgili uzmanlarının hayal güçlerinin sınır tanımayan nitelikte olduğunun bir delili. "Yırtık veya delikli kıyafetler ile şeffaf kıyafetler giyemez" diyor basbayağı… "Yırtık ve delikli kıyafetler" dedikleri şu yırtık-delikli jean pantolon ve ceketler olsa gerek. Bazı öğrencilerin bu kıyafetleri tercih etmesinin nasıl bir mahsuru olabilir ki? Ama bu üçüncü sınırlama paketinin yıldızı tabii ki "şeffaf kıyafetler"!
İnanılır gibi değil gerçekten; öğrencilerin kıyafet artık serbest diye okula "şeffaf kıyafetler" içinde gelebileceğini sanabilmek gerçekten sınır tanımaz bir hayal gücüne sahip olmak gerekir. "Öğrenciler" denilen sınıfa dahil olanlara ilişkin bundan daha rencide edici bir değerlendirme olamaz…
"Şeffaf kıyafetler" konusu bana çok yakın tarihte üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağını savunmak için sıklıkla tekrarlanan şu hepten çığırından çıkmış argümanı hatırlattı: "Üniversitelerde başörtüsü serbest bırakılırsa, o zaman kimileri de mayo ile gelmek isteyecektir!" Aynen "şeffaf kıyafetler" gibi yani; öğrencileri serbest bırakırsan okula şeffaf kıyafetlerle gelebilirler pekâla!
Okudunuz, üçüncü "sınırlama" ise okula "vücut hatlarını belli eden şort, tayt gibi kıyafetler"le gelinmeyeceğinden söz ediyor. Görüyorsunuz, "vücut hatları" takıntısı MEB"in –deyim yerinde ise- ruhuna işlemiş… MEB uzmanları öğrencilerin "nihayet serbest kaldık" sevinci ile okula üzerlerinde şort ve taytlarla geleceğini mi sanıyor? Üçüncü sınırlamanın "kolsuz tişört ve kolsuz gömlek"e yasak getirmesini anlamak da imkansız. Bu çocuklar her türden adamın kol gezdiği sokaklarda bu kıyafetleri giydiklerini göre okulda, yani kendi aralarında niçin yasak?
Başlıklar :

