Türk futbolunun içinde bulunduğu tabloyu artık yalnızca ligimiz üzerinden değerlendirmek mümkün değil. Avrupa sahnesine çıktığımız anda gerçeklerle çok daha sert şekilde yüzleşiyoruz.
A Milli Takım'ın Uluslar Ligi A seviyesinde oynadığı karşılaşmalarda aldığı sonuçlar, ardından Türk futbolunun iki büyük markası Galatasaray ve Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'nde yaşadığı ağır yenilgiler… Hepsini yan yana koyduğumuzda ortaya çıkan görüntü maalesef futbolumuzun seviyesini açık biçimde gösteriyor.
Üstelik ortada ciddi bir ekonomik fedakârlık var.
Kulüplerimiz her transfer döneminde milyonlarca euroluk bonservis bedelleri ödüyor. Avrupa'nın önemli liglerinde forma giymiş futbolcular getiriliyor, oyunculara Türkiye şartlarının çok üzerinde yıllık ücretler veriliyor. Kadroların maliyeti büyüyor, beklentiler yükseliyor, hedefler Şampiyonlar Ligi olarak belirleniyor.
Peki karşılığı?
Avrupa sahnesinde sadece mağlubiyetlerden söz etmiyoruz. Zaman zaman oyundan tamamen koptuğumuz, rakipler karşısında çaresiz kaldığımız ve tabiri caizse “averaj takımı” görüntüsü verdiğimiz ağır sonuçlardan bahsediyoruz.
İşte asıl sorgulanması gereken nokta da burada başlıyor.
Hal böyleyken bu yatırımlar neden yapılıyor?
Milyonlarca euro harcayıp Avrupa'nın üst düzey takımlarıyla aramızdaki mesafeyi kapatamıyorsak yalnızca transfer politikasını değil, futbol anlayışımızı da sorgulamamız gerekiyor.
Çünkü mesele artık birkaç yıldız futbolcu transfer ederek çözülebilecek noktayı çoktan geçti. Altyapıdan teknik direktör eğitimine, kulüp yönetimlerinden scouting sistemine, ekonomik planlamadan futbol kültürüne kadar çok daha büyük bir yapılanmaya ihtiyaç var.
Biz ise çoğu zaman problemi yeni bir transferle çözmeye çalışıyoruz.
Her yaz aynı heyecanı yaşıyoruz. Uçaklar takip ediliyor, yıldız oyuncular havalimanlarında karşılanıyor, milyonlarca euroluk sözleşmeler açıklanıyor. Sonra Avrupa'nın gerçekleriyle karşılaştığımızda bütün o gösterişli tablonun ne kadar kırılgan olduğunu görüyoruz.
Türk futbolunun problemi para harcamamak değil.
Belki de tam tersine, bu kadar para harcayıp karşılığını alamamak.
Bugün artık “Neden kaybettik?” sorusundan önce başka bir soruyu sormamız gerekiyor:
Bu kadar büyük yatırımlara rağmen neden hâlâ Avrupa'da bu kadar kolay kaybediyoruz?
Bu soruya doğru cevabı bulamadığımız sürece transferlere milyonlar harcamaya devam ederiz, yıldızları getiririz, büyük hedeflerden bahsederiz…
Ama Avrupa sahnesine çıktığımızda gerçek yine yüzümüze çarpar.
Ve Türk futbolu acı çekmeye devam eder.

