Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar,
Kızıldeniz’den Basra Körfezi’ne, Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya her yeri sarsıyor.
Meseleyi sadece Yemen’de “Husiler” gibi algılayanların
, bu saldırıların arkasında yatanları, devamında olacakları kavraması
mümkün görünmüyor. Bu bir
mezhep
çatışması değil. Bu sadece Yemen’i bütünleştirme ya da Husi Devleti kurma savaşı değil
. Bu İran-İsrail savaşının parçası değil
. Bu, Bebülmendep’i kimlerin kontrol edeceği
ile sınırlı bir çatışma değil. BU BİR İSRAİL KURGUSU. SİZE SADECE “TARAF TUTMA SEÇENEĞİ” BIRAKILDI.
Türkiye kamuoyu gelişmeleri ya İran unsurlarının penceresinden ya İsrail’in İranlı gibi yaydığı enformasyondan ya Suudi Arabistan-ABD ortaklığına tepkiden ya da İran karşıtlığından beslenerek bakıyor.
Bizler bu tuzağa çok kez düştük. Daha önceki bütün savaş ve işgaller sırasında, iç çatışmalara taraf olurken düştük. Oysa bu kanaatler “yönetilebilir” kanaatlerdir ve çoğu zaman “yönetilen” kanaatler üzerinden taraf tuttuk.
Bu yüzden de çoğu zaman kendi evlerimize, ülkelerimize kurşun sıktık, başkalarının silahlı gücü haline geldik.
Suudi Arabistan’a saldırı başlı başına bir plan ve doğrudan İsrail tarafından kurgulandı.
Coğrafyanın devlet, toplum ya da siyasi çevrelerine de “taraf tutma” seçeneği bırakıldı. Eski defterleri karıştırıp yeni krizlere çözüm bulamazsınız. Çünkü Birinci Dünya Savaşı sonrası kurulan bu devletler için “sıfırlama” başlamıştır.
HUSİ-İSRAİL ÇIKAR ORTAKLIĞI: ABD BÖLGEDEN ÇEKİLECEK. BİZ HÂLÂ İSRAİL’E ALAN MI AÇACAĞIZ?
Şu an Husi-İsrail menfaat ortaklığı ortada. İran-İsrail menfaat ortaklığı ortada. Burada başka bir şey deneniyor ve şu ana kadar da başarılı oldu. İsrail-İran savaşı, Husiler’in İsrail’e karşı Kızıldeniz’de yürüttüğü füze saldırıları zihinlerimizi formatlarken, doğru olanı görmekte sıkıntı çekiyoruz.
ABD bölgeden çekiliyor, çekilecek. Bunu Riyad yönetimi de itiraf ediyor. Körfez’de kendi üslerini koruyamayan ABD’nin bu ülkeleri korumayacağını herkes biliyor. ABD, müttefikleri olan bu ülkeleri koruyamıyor, koruyamayacak.
Katar bile “en zor şartlara hazırlanmalıyız” derken, coğrafyaya yönelik başka bir “kış” senaryosu ipuçlarını veriyor. Ve biz, zihinsel açmazlarımızla, kişisel düşmanlıklarımızla İsrail’e alan açmaya devam ediyoruz.
SUUDİ ARABİSTAN’I PARAMPARÇA EDERLER.
Bu plan başarılı olursa S. Arabistan’ı parça parça edecekler. Hemen ardından benzer bir senaryonun Mısır’ı vurduğunu göreceğiz. Daha önce Somali’de, Libya’da, Sudan’da gördüklerimiz zihinlerimizi uyandırmaya yetmemişse bu sefer bari yetmeli.
Biz rejimleri korumaya çalışmıyoruz. Coğrafyanın kendisini korumaya çalışıyoruz. Ülkelere yönelik harita parçalama tarihini kapatmaya çalışıyoruz. Türkiye’ye yönelik onlarca benzer senaryo ile mücadele ettik. Şimdi Türkiye, parçalanma tehdidi altındaki bütün ülkelere destek vermeye çalışıyor.
KIZILDENİZ, BASRA KÖRFEZİ HATTI KARIŞIR.
Suudi Arabistan’ın parçalanması başka ülkelerin de parçalanmasına yol açacak. Arabistan Yarımadası aileler savaşına sürüklenecek. Bu arada Yemen daha vahim iç çatışmalara sürüklenecek.
Belki Ürdün bile ortada kalmayacak. Belki Suriye-Irak hattı yeni savaşlarla yüzleşecek. Basra Körfezi ülkeleri karışacak.
Kızıldeniz-Basra Körfezi arasındaki haritada neresi varsa, hangi ülkeler varsa, Doğu Afrika-Mezopotamya hattında kimler varsa oralarda, bugün sağlanan istikrar yerle bir olacak.
S. Arabistan’a karşı başlatılan parçalama senaryosunu Suud ailesi ile birlikte okuyanların, sonrasına dair tek bir cümle kanaatleri yok.
“MEKKE-MADİNE’Yİ KİM KONTROL EDECEK” SAVAŞLARI BAŞLAR! VE BU MEZHNEP SAVAŞI OLUR!
Sonra ne olacak, biliyor musunuz? Mekke ve Medine üzerinde sonsuz kontrol savaşları başlayacak. Bu etkinlik için her ülke sahaya inecek.
İran ve etkisi altındaki ülkeler ve diğer ülkeler, buralar için mezhep savaşları yapacak. S. Arabistan’a yönelik saldırılar “yeniş bir Kudüs senaryosudur” derken bu tehlikeyi anlatmaya çalışıyoruz.
Bence bu iş çok ciddiye alınmalı. Husiler acilen tasfiye edilmeli ya da Yemen yönetimi içinde bir temsile razı edilmeli, zorlanmalı. İsrail, İran, BAE üçgeninde coğrafyaya dönük kıyamet senaryoları bir yerde durdurulmalı. Husi meselesini “İsrail’le savaşır söylemi ile pazarlayanlar” da bu işin içindedir.
AMAÇ, SUUDİ ARABİSTAN’A YARDIMIN ÖNÜNÜ KESMEK.
İran’a yönelik ABD İsrail saldırılarında İran’ın yanındayız. S. Arabistan’a yönelik İran-Husi saldırılarında İran’ın karşısındayız.
İki tarafı da İsrail aklının yönettiğinin de gayet idrakindeyiz. Artık bu akıl tutulmalarının bir sonu gelmeli, başkalarının silahları ile cepheye sürülmelerin bir sonu gelmeli.
Şimdi gelelim bütün bu olanların önümüze çıkaracağı daha somut tehlikelere… Mekke İttifakı’nın S. Arabistan’ı korumak amacıyla harekete geçmesini engellemek için inanılmaz senaryolar uygulanacak. Türkiye ve Pakistan’a yönelik tehditler alabildiğine artırılacak.
HİNDİSTAN PAKİSTAN’A SALDIRABİLİR. TÜRKİYE İKİ CEPHEDE KALABİLİR. ARAP-İSRALİ SAVAŞINDA AYNISINI YAPTILAR.
Bugünlerde Hindistan Pakistan’a saldırabilir. Bu amaçla Hindistan harekete geçirilebilir. Mekke İttifakı S. Arabistan’a yoğunlaşmışken Pakistan tehdit edilebilir. Türkiye hem S. Arabistan hem Pakistan’a destek vermek zorunda kalabilir, çok zorlanabilir.
Türkiye’nin Suudi Arabistan’a destek vermesinin önünü kesmek için olağanüstü şeyler denenebilir. Bunun Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik “saldırı” olabileceğini düşünüyorum. Ve bu tamamen bir İsrail kurgusu olacak.
1967-73 Arap İsrail savaşları sırasında, Irak ordusunun Birleşik Arap Ordusu’na katılamaması için ne kurgulanmıştı? İsrail ve Şah İran’ı Kuzey Irak’ta ayaklanma çıkarmış, ağır silahlar İsrail’den İran’a oradan da Kuzey Irak’a taşınmıştı. Ve Kuzey Irak’ta savaşmak zorunda bırakılan Irak ordusu, Birleşik Arap Ordusu’na katılamamıştı.
TÜRKİYE’Yİ “ÇEVRELEME”… DOĞU KAPISI’NDA CEPHE KURMA. EGE VE D. AKDENİZ’DE OLDUĞU GİBİ.
Benzer bir senaryo uygulanıyor sanki. Şu an bütün çabaları Türkiye’yi içeride boğmak, Suudi Arabistan’a “bakamaz hale” getirmek, bu açık. Bunun örneklerinin ne olabileceğine dair kuvvetli tahminlerimiz var ama “soğukkanlı olma” adına daha da olgunlaşmasını bekleyeceğiz.
Ancak; Türkiye’ye karşı Rum Yönetimi ve Yunanistan’la ortak cephe kurup, Doğu Akdeniz ve Ege’den tehdit eden İsrail, benzer bir tehdidi Türkiye’nin Doğu Kapısı’nda inşa etmeye çalışıyor. Akdeniz, Ege ve Kafkasya üzerinden bir “çevreleme” projesi uyguluyor.
Türk dünyasını iki ayrı kampa bölecek, coğrafyayı parçalayacak bir tehlike inşa etmeye çalışıyor. Böylece Türkiye’nin Suudi Arabistan’a yoğunlaşması, İsrail’in hareket alanını daraltmasının önüne geçme planları yapıyor.
BU ÇEVRELEME DOĞRUDAN ERDOĞAN’I HEDEF ALIYOR! BU AÇIK, NET ORTADA ARTIK.
Herkesin, her ülkenin soğukkanlı, dikkatli, sağduyulu hareket etmesi gereken bir dönemdeyiz. Türkiye bunların hepsinin üstesinden gelir, ama geriye telafisi zor kırgınlıklar, ayrışmalar kalabilir.
Türkiye’ye yönelik bu “çevreleme” doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alıyor, açık olalım. Onu denklemden çıkarmaya dönük sayısız projelerden bir tane daha devreye alınmış görünüyor.
Son üç haftada, içeride ve çevremizde olanlara böyle bakmak lazım. İçeride şu an kim nerede pozisyon alıyor dikkatli bakmak lazım.
TÜRKİYE “SAVUNMADA” KALMAZ!
Türkiye bu tür krizlerde savunmada kalmaz. Daha da üstüne gider ve başarılı olur. Yine öyle olacak. Türkiye’nin “Mekke ve Medine”nin geleceği için, çıkacak sonsuz mezhep savaşlarını önlemek için, Suudi Arabistan’ı parçalayıp iki deniz kapısı arasındaki bütün coğrafyayı imha edecek yeni senaryoya karşı S. Arabistan’ın tam anlamıyla güçlendireceği gerçektir.
Ülkemizin batısında ve doğusunda hangi senaryo uygulanırsa uygulansın, içeride ne tür kafa karışıklığı oluşturulursa oluşturulsun, bu olacak. Coğrafya ölçekli yeni imha planları da eskileri gibi paçavraya dönecek.
“Ama Husiler aslında İsrail ile savaşıyor” diyenlere tek cümlemiz yok. Onlar ezberleri tekrarlamaya devam etsin. Buz başka bir harita üzerinde çalışıyoruz. Türkiye’nin yanında duranlar kazanacak. Diğerleri tarihin yanlış sayfalarında listelenecek.

