Yazarlar Bir NATO ülkesinin açık hava sahasına hoş geldiniz Sayın Lavrov

Bir NATO ülkesinin ‘açık hava sahasına’ hoş geldiniz Sayın Lavrov!

Nedret Ersanel
Nedret Ersanel Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Bugün Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov Türkiye’de olacak ve Ankara ile Ukrayna krizi, tahıl koridoru, bir de Suriye’ye harekâtı masaya yatıracak…

Moskova resmi ağızlarından Suriye konusunda zıt açıklamalar geldiğini biliyoruz. Bizzat Lavrov, ‘Türkiye yaşananlara kayıtsız kalamaz’ derken, diğer sözcüler içinde, ‘hedeflediğiniz alanlara Şam birlikleri konuşlansın’ diyenler var…

Önemi yok. Şunun önemi var; Lavrov, Türkiye’ye gelmeden evvel aşağılandı. Tam da Fransa lideri Macron’un kaygılandığı gibi; ‘savaş bittiğinde barışı inşa edebilmek için Rusya’yı küçük düşürmemeliyiz’.

Sırbistan’a diplomatik ziyaret gerçekleştirmesi gereken Rusya Dışişleri Bakanı’nın uçağına, Bulgaristan, Karadağ ve Kuzey Makedonya izin vermedi. Böylece, nadir görülür biçimde bir süper gücün yüksek temsilcisi kapıdan döndürüldü…

Adı geçen ülkeler bunu Batı’nın isteği/teşviki ile yaptılar. Üçü de zaten NATO üyesidir. Şimdi Lavrov bir başka NATO üyesi ülkeye geliyor. Sıradan bir üyenin evine de değil; ikinci en büyük askeri güce, birinci stratejik değere sahip ülkeye…

Bu yüzden Rusya’nın Suriye harekâtını kolaylaştırıcı davranacağına inanan çok.

Yine de…

Türk-Rus ilişkilerinin ne denli kritik ve değerli olduğunun üzerinden geçmek gerekebilir!..

Kime sorsanız size, doğalgazdan nükleer santrale enerji ilişkileri, Suriye, Karadeniz, Kafkasya, Kıbrıs, Türk cumhuriyetleri, ticaret, turizm, ortak para arayışları, Astana-Soçi deneyimleri, 15 Temmuz ihanetinin mirası, vs.’den bahsederek ‘ikili’ bağları anlatır. Hepsi çok değerli. Anlaşmadığımız konuların çoğu bu hukuka dayanarak aşıldı. ‘Birbirimizi dirsekleyerek kolkola yürümek’ gibi bir diplomasi türü hediye ettik dünyaya…

Ama hepsi ‘ortak bakıştan’ ilişkiyi kıymetlendiren okumalar…

Bizzat Rusya’nın ve küresel şartların gözünden Türk-Rus ilişkilerine baktığımızda,-ki hiç yapılmadı Türkiye’de-o zaman Rus Dışişleri Bakanı’nın Ankara’da, “nasıl isterseniz öyle olsun” diyerek ve ‘sızlanmadan’ ayrılmasını bekleyebiliriz…

***

Savaşın ilk günlerinde, “en büyük/tepedeki neden’, Rusya’nın Çin ve ABD ile eşit üçüncü güç olarak hayatta kalması için” yazmıştım. Ratinglere uygun süsü yoktur, salt stratejik gerçektir, yerli yerinde duruyor. Alt başlıklara dilediğinizi yazabilirsiniz, her gün izliyor, okuyorsunuz; hepsi altındadır. Bu yüzden Ukrayna savaşı Rusya’nın yenilgisiyle sonuçlanmayacak.

Çin-ABD küresel rekabetinin jokeri Rusya’ydı. Pekin ve Washington’dan hangisi bu kartı çekerse diğerine avantaj sağlayacaktı. Şimdilik Çin’in elinde görünüyor. Finans Çin’den güvenlik Rusya’dan diyebiliriz…

Moskova, takvimden bağımsız olarak hedeflerine ulaşacak ve hızlı olursa ABD de yenilmiş sayılacak.

Avrupa, bütün o yaptırım gösterilerinin arkasına askeri güç koyamadığı için jeopolitiği ‘fasulyeden’ olmayı sürdürüyor. Düşünün ki, Batı’ya toz kondurmayan CHP bile Genel Başkanı’nın ağzından, “Türkiye’nin Avrupa’nın yeniden inşası sürecinde rol alıp katkı sağlaması gerektiğini düşünüyoruz” diyor. Avrupa enkazını onlar bile görüyor…

Esasen Avrupa da görüyor. Almanya ve Fransa’nın atlaması mümkün olmadığı gibi, ABD kazansa da Rusya kazansa da kendi durumlarını iyi bulmuyorlar. Birinde NATO köleliği devam edecek, diğerinde.. ABD, Avrupa’dan çekilecek!..

Böyle bir ihtimal var, üstelik, ‘Ukrayna’da yenilse de kazansa da ABD’nin Pasifik’e gitme ihtimali’ görmezden gelinemez. AB’nin özerk güvenlik mekanizması arayışlarının bir sebebi de bu.

Ukrayna’da Rusya’yı eritmek, bir daha herhangi bir yere müdahale edemez hale getirmek hedefi, gitmeden evvel Avrupa’yı sağlam kazığa bağlamak içindi.

***

Yeni dünya şartlarında Çin-Rus ilişkilerinin de evrim geçirerek ‘yeni türe’ dönüştüğünü okurlarla paylaştığımızda, geçmişin arkaik ‘asla olmaz’ kabullerini/kronolojisini ebedi alana yayan okumalar bugün ne kadar sessizleşti farkında mısınız?..

Pekin-Moskova ilişkileri artık çok daha yapısal ama şu doğru, hâlâ taktiksel. Ama taktik aşamanın son katı! Yani, stratejik sonuç üretebilecek taktik işbirliği seviyesi…

Stratejik çatıya çıkılmak istendiğini görüyoruz; ekonomik iş birliği, ortak para, Rus enerji kayıplarının Çin eliyle telafisi, Ukrayna’da açık destek. Kissinger’ın, ‘iki ay içinde savaşı bitirin’i dahil, hepsi son kat işte.

İki ülkenin Pasifik’te nükleer uçaklarını birlikte uçurması, ‘Çin, Ukrayna’ya asker gönderecek, Ruslar istemiş’ türü söylenceler de işte o baskılardır.

DOĞU-BATI REKABETİNİN ‘JOKERİ’ DE TÜRKİYE’DİR…

Bir üste çıkalım o halde; Rusya, Çin’e daha bağ(ım)lı hale geliyor! Bu da ABD-İngiliz politikaları ile kuyrukları Avrupa’nın suçu. Ne ABD ne de Çin, Rusya’nın karşı cephenin parçası haline geldiği bir senaryo istemiyordu. Çin açısından, Rusya-ABD geçici ortaklığı dahi kötü senaryo olacaktı.

Eğer Rusya, ABD ve Çin’in birbirine karşı vazgeçemeyeceği eşit bir güç olmaya çalışıyor, Doğu Avrupa, Güney Kafkasya ve Avrasya’da etkin olmayı hedefliyorsa, hatta ABD’den vazgeçmiş, Avrupa’yı dahi gözden çıkarmışsa, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın şu cümlelerini iyi anlamalıdır…

“II. Dünya Savaşı sonrasında, hiçbir zaman içine tam olarak alınmadığımız, hep kenarında tutulduğumuz paktların riyakârlıkları çevresinde dönüp durduk. Bu süreçte siyasi ve ekonomik olarak kendi yolumuzu çizmeye her teşebbüs edişimizde kendimizi darbelerin, istikrarsızlıkların, krizlerin içinde bulduk”…

Rusya bugün masada Suriye’yi konuşurken, büyük haritayı aklında tutmalı…

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.