
Batı "siyasi olarak" bizim düşmanımızdır ve bunu asla unutmamalıyız.
Bu manada gösterilecek en küçük gaflet, varlık ve huzur şartını Müslümanların güçsüzlüğüne bağlamış olan Batı"nın ilgili çabalarına bir katkı olacaktır.
Öte yandan Batı dendikte on beşinci yüzyıldan beri bizim tefessüh etmeye başlayan medeniyetimize karşı yükselen bir medeniyetle muhatap olduğumuzu da unutmamalıyız.
Bu manada gösterilecek en küçük gaflet de bizi yenilgi psikolojisine mahkum edecek ve dolayısıyla yeni bir medeniyetin inşası konusunda ideallerimizi de dondurabilecektir.
O halde "zihniyet ve kültür farklarının farkında olmak" bakımından Batı"yla ilişkimizi siyasi olan "düşmanlık" ilişkimizden farklı şekilde yapılandırmak durumundayız.
Çünkü "zihniyet ve kültür farkları" bağlamında Batı, bizim kendi "vaziyetimizi" görebileceğimiz "tek" aynadır.
Tersinden bakıldığında biz de Batı için tek aynayız. Diğer bir söyleyişle İslam zihniyet ve kültürüyle, Batı zihniyet ve kültürü birbirlerini karşılıklı olarak sürekli yoklayıp, gözeterek, denetleyerek, birbirlerinin üstünlüklerini belirleyip onları kendi içlerine çekerler ve yeni (daha iyi olanı) bunun üzerine (kendi zihniyet ve kültürlerine göre) inşa ederler.
Ki, bu tutum Bereketli Hilal"deki ilk hakimiyet savaşlarına kadar geriye götürülebilir. Hint ve Çin"in bu savaşta bir hükümleri yoktur; onlar iki taraf için de "bizim evin besleme kızı" konumundadır.
Dolayısıyla kadim olan bu hakikat içinde biz Batı"yla yeni karşılaşmıyoruz, yeni hesaplaşmıyoruz. Abdurrahman Arslan"ın da sıkça vurguladığı gibi biz Batı"yla asıl onuncu asırda karşılaştık, hesaplaştık ve galip gelen biz olduk.
Benzer bir hesaplaşma on yedinci yüzyıldan itibaren tekrar başlamış, bu kez hesaplaşma ve galip gelmede öncelik Batı"ya geçmiştir. Şimdi ise bunun tersine bir hareketin içindeyiz ve söz konusu öncelik bize geçmiştir.
Biz dört nedenle başarmaya daha yakınız:
1-Batı düşüncesine asıl karakterini veren Hristiyanlık, "kitap merkezli" olarak İslam"a dahildir. Çünkü Kur"an "toplayıcı olmak" anlamında kendinden önceki semavi kitapların, sahifelerin tamamını içermektedir. Nitekim Kur"an"ın bir adı da "dinlerin ve kendisinden önceki ilahi kitapların hakikatini koruyan, gözeten" anlamındaki "Müheymin"dir (Maide 5:48). Dolayısıyla bizim Musevi ve İsevi şeriat hakkında bilgimiz tamdır ama onların Muhammedi şeriat hakkındaki bilgileri eksiktir ki, o bilgilerin "ondan olmadıkça" ihata edilmesi de mümkün değildir. Çünkü Muhammedi şeriata mahsus bilgi inanmayana kendisini açmaz ve bu yanıyla koşulsuz bağlanmayı, fiili hal bilgisini (mistik terbiyeyi) zorunlu kılar.
2-Buna bağlı olarak biz içinden geçtiğimiz modernlik deneyimiyle Batı"nın yeni zihniyetine, kültürüne de vakıfız. Onuncu asırda Batı"yla karşılaşanlarımız gibi sadece teorik değil pratik düzeyde de Batı"yı biliyoruz. O asırlarda sadece teorik bilgiyle etkisizleştirdiğimiz Batı gücünü, şimdi pratiğin de devreye girmesiyle etkisizleştirmemiz potansiyel olarak daha mümkündür.
3-Hikmet, Müslüman"ın kaybolmuş malıdır; onu nerede bulursa alır. Hikmetin hakikati komplekse düşmeyi geçersizleştirir. Bu yanıyla teknoloji "insana nasip kılınması" bakımından (nerede, ne zaman üretildiğine bakılmaksızın) bizim de (içeriğini gözeterek) üzerinde hakkımız olan şeydir.
4-Batı, hakimiyeti elde ettiği günden beri dünyaya zulüm, kan ve acıdan başka bir şey vermemiştir. Bu manada Batı"ının insanlığa vaad edebileceği bir şey yoktur artık. Ama İslam"ın insanlara olan özgürlük vaadi bakidir.
Hece dergisinin "Batı Medeniyeti" konulu yeni özel sayısına bakarken açtığımız Batı"yla ilgili bu küçük parantezi şöyle kapatabiliriz:
Zihniyet ve kültür farklarının farkını zamanında ve doğru belirleyerek bilgimizin ve ideallerimizin değerini yeniden idrak etmemiz ve bunlar üzerinden bir tecdide yürüyebilmemiz için Batı bize lazımdır.
Hece"nin "Batı Medeniyeti" özel sayısı bu bakış açısıyla "tanıma" merkezli bir çaba olarak değerlendirilebilir. Yakın planda incelenen "Kuramsal Çerçeve, Batı Medeniyetinin Toplumsal Kurgusu, Batı Medeniyeti ve Hayat" başlıkları da buna işaret ediyor zaten.
Böyle bir özel sayı Abdurrahman Arslan ya da Akif Emre ile uzun soluklu bir söyleşiyi de hak ederdi doğrusu.
Yine de bunu bir eksiklik olarak değil, konuyla ilgili bütüncül bakışı "ancak" Hece gibi bir derginin gerçekleştirebileceğine dair umudum nedeniyle söylüyorum.
Değilse, bu şekliyle de perdeli gözleri açabilecek bir içeriğe sahip bulunuyor "Hece Batı Medeniyeti Özel Sayısı."
twitter.com/OmerLekesiz
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.