Hangi cemaat

00:0014/09/2014, Pazar
G: 12/09/2019, Perşembe
Ömer Lekesiz

Konu "cemaat" olunca sözü uzatmaya hiç gerek yok.Hele hele "cemaatin sosyolojisini yapmak", "cemaati toplumsal gerçeklik içinden okumak" vb. (isteyenin içini keyfine göre doldurduğu) bilimsel tekerlemelerle konuyu telvin etmeye, cilalamaya hiç mi hiç gerek yok."Cemaat nedir, neden gereklidir, nasıl oluşur..." türünden sorularla kafa ütülemeye de gerek yok. Yetişkinler bir yana, bilgisayarda madde araması yapmayı becerebilen çocuklar bile artık bu "maddi bilgilere" ihtiyaç duyduklarında kolayca erişebiliyorlar.O

Konu "cemaat" olunca sözü uzatmaya hiç gerek yok.

Hele hele "cemaatin sosyolojisini yapmak", "cemaati toplumsal gerçeklik içinden okumak" vb. (isteyenin içini keyfine göre doldurduğu) bilimsel tekerlemelerle konuyu telvin etmeye, cilalamaya hiç mi hiç gerek yok.

"Cemaat nedir, neden gereklidir, nasıl oluşur..." türünden sorularla kafa ütülemeye de gerek yok. Yetişkinler bir yana, bilgisayarda madde araması yapmayı becerebilen çocuklar bile artık bu "maddi bilgilere" ihtiyaç duyduklarında kolayca erişebiliyorlar.

O halde "cemaat" denildiğinde bunların ötesinde unutulanın, çok şey bilenlerce bilinmeyenin ya da yeni bilinmek istenenin derdinde olmak gerekiyor.

Örneğin 17 Aralık seçim ayarlı darbe teşebbüsünde yer alan ve taraftarlarınca ısrarla "cemaat" olarak nitelendirilen Hizmetçilerin durumuyla ilgili sahih bir ölçüye göre doğru bir hükmü verebilmek için açın önünüze Kur"an"ı, Hadisler"i, bakın ilgili hükümlerine...

Türkçe sözlüklerde "fırka" anlamını da içkin olan cemaatle ilgili şu Hadis karşınıza çıkacaktır önce:

Resullah (sav), "Ümmetim 73 fırkaya ayrılır. Sevad-ı a"zam dışında hepsi cehennem ateşindedir" buyurunca "Sevad-ı a"zam nedir" dediklerinde "Benim ve Eshabımın yoludur" buyurdu.

Ebu Abdullah bin Hasan Türpüşti"nin "Şeriat sahibinin (sav), onların cehennemde olduğunu bildirmesi, kafir olduklarını göstermez" (Türpüşti Risalesi, çeviren: Süleyman Kuku, Damra yay., İst.,) şeklindeki şerhinden cesaret alarak önce cemaatin yokluğunun değil varlığının esas olduğunu, dolayısıyla "Resulullah (sav) ve ashabının yolu"nun kendisinden eğrilmeyi kabul etmeyen bir yol olmakla birlikte, din-dünya terazisinde dünyaya meyliyle cemaatte eğrilmenin ortaya çıkabilme ihtimalini gözettiğini ancak bu durumda bile cemaatin varlığını iptal etmediğini görürsünüz.

Çünkü "cemaat", bir"de çokluğun değil, çoklukta bir"liğin sonucudur. Dolayısıyla çokluğun içkin olduğu çeşitlilik, benzerlik, farklılık vb. aynı zamanda potansiyel birer "eğrilme" vesilesidir ki, buradaki eğrilme bireyin eğrilmesiyle eş değerde olduğundan, doğrulması da yine bireyin doğrudan yana talepkarlığını ve gayretkeşliğini gerektirir.

Öte yandan son tahlilde cemaat, bir Müslümanın diğer bir Müslümana salt Allah"ın rızasına uygun bir muhabbetle kendi yanında (cemaatinde) ona "yer açması"yla oluşur.

Bu "yer açmanın" nedeni Müslüman oluş, sonucu ise din ve dünya işlerinde yardımlaşma ve bu yardımlaşmada mutlaka ve mutlaka "Allah"ın rızasını arama" olarak tahakkuk eder.

Bu manada yardımlaşma kimseye (birey, cemaat ya da kurum olması fark etmez) tahakküm etme ve yardımlaşma araçlarının belli ellerde toplanması suretiyle geleceği kendi talepleri doğrultusunda kurgulama hakkı vermez. En basit şekliyle bu yardımlaşma muhtaç olanın ihtiyacını karşılama esasına dayanır ki, bunda da yine şeriattaki emirler doğrultusunda "Allah"ın rızasına uygunluk" gözetilir.

Belirlediniz mi bu hükümleri, belirlediniz. Şimdi önünüze "cemaat" olduklarını iddia eden Hizmetçileri koyun.

Malum, Hizmetçilerin bir bankası var. Bunlar 17 Aralık seçim ayarlı darbe teşebbüsü nedeniyle rejimle çatışmaya girince bankalarının da (örgütün finans merkezi olabilmesiyle ihtimaliyle) bundan olumsuz etkilendiği de malum mudur, malumdur.

Şimdi onların "yardımlaşma" adı altında evlerini, arabalarını, arsalarını nakite dönüştürerek o bankaya yatırmaya dolayısıyla onu bu yolla kurtarmaya çalıştıkları yönünde rivayetler dolaşıyor. Zamanedeki kimi yazarlar da o rivayetler üzerine "fedakarlık destan"ları yazarak, sadaka, infak, hibe vb. kavramlar üzerinden konuya İslami bir boyut kazandırmaya çalışıyorlar.

Verdiğimiz örnekte "İslam"a hizmet" diye bir şeyin olmadığı, bilakis batmak üzere olan bir bankayı batmaktan kurtarma gayretinin olduğu aşikar mıdır, aşikardır.

Diğer bir ifadeyle elimizdeki örnek, kapitalist bir sistemde Hizmetçiler adına oluşan bir darboğazın yine onlar tarafından Kapitalist bir yöntemle aşılması savaşı mıdır, evet böyledir.

Yine burada sadaka, infak, hibe vb. şeri emirlerde Allah"ın rızasına uygunluk, ilgili grubun özel çıkarları doğrultusunda bir "menfaat nesnesi"ne mi dönüştürülmektedir, evet öyledir.

Peki, yine bu örnek üzerinden baktığımızda öncelikle bu grubun "cemaat" olarak nitelenmesi yukarıda belirttiğimiz esaslar çevresinde mümkün müdür? Değildir!

Peki, en azından yukarıda zikrettiğimiz Hadis bağlamında, varlığını "maddi olanın" muhafazası ve bekası üzerine kurduğundan "cehennemlik" olma vasfıyla vasıflanmayı da hak edemez mi? Edemez! Çünkü söz konusu yapılanma cennet ve cehennem düşüncesinin içinde değil, doğrudan kapitalist bir maksadın içinde gerçekleştirilmiştir.

Yazımın başına dönerek söylemeliyim ki, bu durumda Hizmetçilerin temsil ettiği materyalist değerlerin ve sisteme karşı sergilediği güç gösterisinin "sosyolojisini yapma"ya elbette kimsenin bir itirazı olamaz.

Ancak konuyu din ve dini cemaatler planında sosyolojinin konusu yapmaya kalkışmak öncelikle Din"e, dini cemaatlere ve onların içinde yer alan Müslümanlara saygısızlık etmek olacaktır.

Çünkü elimizdeki örneğin muhatabı, çoklukta bir"liğin değil, bir"de çokluğun ürünüdür. Diğer bir söyleyişle hırsı, kini, Müslümanlara ilenci, millete düşmanlığı, devlete ihaneti sabit olan bir despotun bir-başına belirlediği bir çokluğu (şahıslar ve kurumlar olarak) salt kendi şahsının yararları için kullanması söz konusudur.

Böyle bir despot ile müminlerinden "cemaat" olmaz, olsa olsa bir illuminati olur.

O halde konu "cemaat" olmayınca da sözü uzatmaya hiç gerek yok.

"Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir."

twitter.com/OmerLekesiz