
Normal bir Türk" olarak yaşamak istemez miydim? İsterdim elbette…
Ama…
Karıncaların yolunda harfler, bin kere kazınmış ve yeniden tanzim edilmiş yüzeylerde yine bin yıl öncesine ait ayak izleri gören; zamana ve mekana sağırlaşmış yosunlu duvarlarda yağız atların kişnelemelerini, Sultanahmet Meydanı"nın örttüğü Hipodrom"da aslan kükreyişlerine karışmış ölüm çığlıklarını duyan üstadım Hasan Aycın"ın yüzünden yıllar yıllar önce kaybettim normalliğimi.
Ve bu yüzden zaman"ı an"da, suretleri mekan"da, öteye geçen dostlarımı ses"te, sevdiklerimi nazar"da yaşıyorum.
Örneğin bugün Adana"da ailesi, dost ve arkadaşlarıyla birlikte merhum Hasan Ali Kasır için bir Fatiha okuduktan sonra Mersin"e gideceğim, nasip olursa.
Nedir benim için Mersin?
Derin bir mavinin içinde yaşanan sarhoşluk…
Dağın dağ olmaktan çıkıp som bir güvenlik duygusuna dönüşmesi…
28 Şubat vurgununda yaşama yılgınlığına uğramış bir umudun yeniden yeşerdiği toprak…
Ve ille de merhum Hasan Ali Kasır, merhum Mustafa Salgın; Dr. Hasan Sarı, şair Mehmet Solak, Fatih Kısa…
Dedim ya, mekan suretten başka nedir?
Hasan Sarı ile Mehmet Solak taşkınlaşan karşılıklı özlemlerimizle orada beni bana bırakmayacaklar biliyorum ama ben yine de ne edip edip bir kedi sessizliğiyle Pozcu"nun ara sokaklarını katedip ineceğim sahile.
İneceğim çünkü Hasan Ali Kasır orada beni bekliyor olacak.
Yüzünde en acılı doğulunun hüznüyle…
Ayak seslerimi duyarak nazarıma yönelttiği bir ince tebessümü Akdeniz"in mavisinde çoğaltarak…
Büyüğüm olduğu halde hiç mezun olmamış bir talebenin edebiyle kalkarak sandalyesinden…
Açarak kollarını başı her daim dumanlı Toroslar gibi…
"Dostum" diyerek tüm gönülleri kuşatan yüce gönlün ta içinden…
O bir kelimeyi dünyanın tüm dillerinde söylercesine..
Yine iki dirhem bir çekirdek giyinmiş…
Bir Heidelberg"ten yeni çıkmışçasına mürekkep kokan kitabına "Aziz Dost, "hoşgeldin, hoşluk getirdin Mersin"e" dilekleriyle… 24 Temmuz "98" kaydını düşerek…
Beni bekliyor olacak Hasan Ali Kasır…
"akşamlara hüzün yağdı yine / yalnızlık yeşerdi kara bağrında gecenin / belli ki yalnız kalacaksın canan / saçlarında fısıltılarımı duyacaksın / yollara dizilecek gözlerin / ve beni / yüreğinin gizli köşelerinde arayacaksın" dizelerini bize emanet etmemiş olacak henüz…
Henüz heyecanla geçiyor olacak Peygamber Şiirleri"nin ikliminden…
Edebiyat diyecek, Kudüs diyecek, sevgi, ahlak, dayanışma diyecek zamana karşı hece hece…
"Sohbet uygarlığı"nın Son Mohikan"ı gibi hal"den ati"ye işleyecek sözlerini tane tane…
Birazdan Hasan Sarı gelecek elinde unutulmaması gereken sözler ajandasıyla, ondan da altın cümleler kaydetmek için…
Mehmet Solak da gelecek yeni bir şiirin doğum sancısıyla…
Biz Mersin"deki ümmetin dört yalnız ferdi…
Yine fethine çıkacağız o zorlu edebiyatın coğrafyasını…
Derin mavisinde Akdeniz"in birbirimizi bulmanın sevinciyle…
***
Merhum Nazir Akalın göndermişti beni Hasan Ali Kasır"a.
Onlar Dadaşlar diyarından, Palandöken"den dosttular.
Bir meçhule açılan kapı iken, onun varlığıyla ezelden aşinası olduğum bir eve dönüşmüştü Mersin.
O, Delal ile Yorgun İkindiler"in şairi, Kültür Bilinci ile Gündönümünde Yaşamak"ın yazarıydı.
Seyrani, Erzurum Şiirleri Antolojisi, Şiir Defteri, Mevla Şiirleri, Gurbet Şiirleri adlı çalışmalarını yayınlamış, Peygamber Şiirleri, Hüzün Şiirleri, Ölüm Şiirleri, Aşk Şiirleri, Erzurum Şiirleri ile Esrar Dede Divanı"nı çalışıyordu tanıştığımız günlerde.
Bu yüzden sohbete hangi vesileyle başlarsak başlayalım sözlerimiz dönüp dolaşıp edebiyat tahtının sahibi olan şiirde karar kılıyordu.
Hayran olunası bir edebiyat tarihi birikimine sahipti Hasan Ali Kasır…
Beni ve ilgili arkadaşları yüzlerce kitabı okumaktan kurtaran o birikimi paylaşma yüceliği…
Ancak onunla güzelleşirdi Karacaoğlan Çeşmesi"nden su içmek…
Bir kan davasına kurban verilmiş babaya duyulan özlem ve içten içe süren bir intikam hırsının korkulu hikayesi perdelenmiş olarak dururdu aramızda, suskun…
Zaman zaman kendisini askıya alan sözün doğurduğu boşluklarda, anlatılamayan hikayeleri yüzünden mi kilitlenirdi bakışları denizde Hasan Ali Kasır"ın?..
Bunu öğrenmedim; o vardı ya, yetiyordu şimdinin hikayesinde birlikte yer almamız…
Mersin"in sıcaklarına inatla yudumladığımız sımsıcak tavşan kanı çaylarla netleşen tecessüslerin aşikar kılınması…
İşte yine beni bekliyor olacak Hasan Ali Kasır, Mersin"de…
O, çok sevdiği Erdem Beyazıt dizeleriyle Pozcu"dan yürüyeceğim yine inşallah ona doğru:
"Ölüm bize ne uzak, bize ne yakın ölüm / Ölümsüzlüğü tattık, bize ne yapsın ölüm!"
***
Geçtiğimiz perşembe günü Cemil Çiftçi ağabey de göçetti… Mekanı cennet olsun. Eşine, evlatlarına, dostlarına başsağlığı diliyorum.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.