İskaryot Sendromu

00:0029/07/2014, Salı
G: 12/09/2019, Perşembe
Ömer Lekesiz

Paralel zamanenin yazarlardaki telaşı dikkatle ve ibretle izliyorum.Gündemlerinin tamamı sorgulanmak üzere tutuklanan polisler, dertlerinin tamamı ise "Mübarek günlerde zulüm edebiyatı"yla o polislerin yakınları üzerinden (Gezi"deki tecrübelerinden de yararlanarak) yeni bir isyan tezgahlayabilmek...Ne mantıkları kaldı bu uğruda, ne muvazeneleri...Örneğin, kırk doktorun tereddütsüz "bu bir akıl hastasıdır" diyeceği bir zamane yazarı güya Başbakan"ın psikolojisini "yalnızlaşma" haliyle izah etmeye

Paralel zamanenin yazarlardaki telaşı dikkatle ve ibretle izliyorum.

Gündemlerinin tamamı sorgulanmak üzere tutuklanan polisler, dertlerinin tamamı ise "Mübarek günlerde zulüm edebiyatı"yla o polislerin yakınları üzerinden (Gezi"deki tecrübelerinden de yararlanarak) yeni bir isyan tezgahlayabilmek...

Ne mantıkları kaldı bu uğruda, ne muvazeneleri...

Örneğin, kırk doktorun tereddütsüz "bu bir akıl hastasıdır" diyeceği bir zamane yazarı güya Başbakan"ın psikolojisini "yalnızlaşma" haliyle izah etmeye çalışırken öte yandan, "bize zulmediliyor, nerede bu kanaat önderleri, ulemâ, Diyanet mensupları; neden hiçbiri bizimle beraber değil" feryadıyla asıl kendi yalnızlaşmalarından yine kendilerine harika bir "kapak" üretiyor, kendi elleriyle.

Bir diğeri de... Hadi sözü yorumla uzatmamak için birlikte okuyalım son yazısının ilk iki cümlesini:

Birinci cümlesi: "''17 Aralık"taki yolsuzluk soruşturmasından bu yana iktidar, hukuku askıya aldı. Ne Anayasa dinliyor, ne yasa."

İkinci cümlesi: "O soruşturmaları örtbas edebilmek için "Paralel yapı" safsatasına sarıldı pek çoğu. Bu saçma iddiayı teyit edecek somut bir bilgi bulunamayınca bazı kişiler öfke ve paniğe kapıldı."

Birinci cümlesinde iktidarı a)hukuku askıya alan, b)Anayasa"yı dinlemeyen, c)yasa tanımayan olarak niteliyor. Yani sonuçta aynı manayı veren tek kavramla üç ayrı etki yaratmaya çalışıyor.

İkinci cümlesinde ise "Paralel yapı safsatasına" sarılan bir "pek çoğu"yu muhatap aldıktan sonra, "bazı kişiler"in paralel saçmalığını teyit edecek bilgi bulamadıklarından paniğe kapıldıklarını söylüyor.

İktidar, pek çoğu ve bazı kişiler... İki cümlede üç muhatap: ilki somut, diğer ikisi soyut... Konu telaşa düşmek, paniğe kapılmak ise işte size paralel iki zamanenin dingili kaymış dili ve mantığı...

"Paralel zamanenin yazarlardaki telaşı dikkatle ve ibretle izliyorum" deyişimin nedeni sadece bu değil.

Asıl mesele bunlarda "İskaryot Sendromu"nun depreşmiş olmasıdır.

Dilimizde de yerleşmiş bir deyim vardır: "Havarisiz İsa, ihanetsiz havari olmaz."

Havari, Arapça "hvr" kökünden türetilmiş bir kelimedir. Arapça"ya, "beyaz, seçilmiş, gözün içindeki siyahlıkta az bir beyazlığın belirmesi" anlamlarında kullanıldığı Habeşçe"den geçtiği sanılır. Istılahi anlamı ise "bir inancı, davayı, meseleyi ölümüne savunan kişi"dır.

Yehuda"yı ise bilirsiniz, "İskaryot" diye anılır ki, Latince "sicario" kelimesinden gelir: "Katil" demektir. Hz. İsa"nın yerini ihbar ettiği ve çarmıha gerilmesine neden olduğu için Yehuda böyle anılır.

Buna göre "İskaryot Sendromu", gizli bir grup ya da "mahremiyete" aşırı önem veren bir örgüt mensubunun zorluk, baskı, tehdit karşısında ya da vicdanının sesine kulak vererek itirafta bulunma durumu ve duygusudur.

Paralel zamane yazarlarını son günlerde ziyadesiyle geren, telaşa düşüren, paniğe sevkeden iste bu "İskaryot Sendromu"dur.

Herkese malumdur, zamane yazarlarını nicedir "Hadi suçumuz varsa ispatlasanıza" diye külhanbeyliğe sevk eden şey Hizmetçilerde de tıpkı havarilerde (ve örneğin ondan beslenen Cizvitler"de) olduğu gibi gizliliğin çok çok önemli oluşudur.

Bu öyle bir yapıdır ki bireyden, birkaç kişinin çobanı olan abi"ye, ondan zümre başkanına, zümre başkanlarını yöneten imamlara ve imamların bağlı olduğu politbüro mensuplarına, oradan da baş-imama uzanan ve birbirleriyle açık bağlantıyı değil sadece iletişimi esas alan bir yapıdır. Asıl bağlantıyı ise iletişimi de yöneten baş-imam kurar.

İşte bütün mesele yargının 17 Aralık seçim ayarlı darbe kalkışmasındaki sorumluların yakasına sarılmasıyla birlikte bunlardan birinin ya da birkaçının çözülerek söz konusu yapıyı, iletişim ve bağlantı ağını ifşa edivermesidir. Zamane yazarlarının telaşının asıl nedeni budur ve mümkündür ki aynı nedenle soruşturmanın ucu nihayetinde kendilerine de dayanabilecektir.

Yoksa "akademyakomik" beslemesinden, malum darbe orkestrasını yönetenine, akıl hastalığı sabit iken başkasının psikolojisi üzerine acaip ve garaip yorumlarda bulunanına kadar paralel zamane yazarları mantıklarını, muvazenelerini ve dillerini kaybedecek şekilde neden Yezitçe bir telaşa düşsünler ki?

Sonuçta vuku bulan adli bir vakadır ve yine kendi şartları içinde nasıl olsa bir şekilde hallolacaktır.

Bu arada İskaryot Yehuda"ya ne oldu derseniz?

Vicdan azabından intihar ettiği söylenir.

Bilmem anlatabildim mi?

Ramazan Bayramınız mübarek olsun.

twitter.com/OmerLekesiz