Kemal-i devlet ile hizmet

00:006/06/2014, Cuma
G: 12/09/2019, Perşembe
Ömer Lekesiz

AK Parti ile ittifak (tek cephe) arasında geçen Yalova ve Ağrı"daki seçimleri çok az bir farkla ittifak kazanınca bunu fırsat bilen zamanenin paralel yazarları sünnet çocukları gibi muğlak bir sevinçle fırlatılıvermişler ortalığa.Zamanelerin bu tepkileri 30 Mart"ta geçirdikleri travmanın boyutunu da ele veriyor aslında. Hatırlarsınız komik akademisyen bile o gece Robert De Niro"nun şiddet filmlerindeki suratıyla televizyonlarda boy gösterip (daha doğrusu beli kırıldığından boy gösteremeyip) sosyal

AK Parti ile ittifak (tek cephe) arasında geçen Yalova ve Ağrı"daki seçimleri çok az bir farkla ittifak kazanınca bunu fırsat bilen zamanenin paralel yazarları sünnet çocukları gibi muğlak bir sevinçle fırlatılıvermişler ortalığa.

Zamanelerin bu tepkileri 30 Mart"ta geçirdikleri travmanın boyutunu da ele veriyor aslında. Hatırlarsınız komik akademisyen bile o gece Robert De Niro"nun şiddet filmlerindeki suratıyla televizyonlarda boy gösterip (daha doğrusu beli kırıldığından boy gösteremeyip) sosyal medyanın eğlencesi olmuştu.

Söz konusu zamanelere bakarsanız muhalifleri birleştiren şey AK Parti"nin kutuplaşmadaki ısrarıymışmış; sıfır çekmişmiş bu yüzden; oyları artmış olsa da acı bir siyasi yenilgiyi tatmışmış.

Yani 30 Mart"ta boğazlarında düğümlenip kalan kelimeler nedeniyle -beddua yüklenen meczup liderlerininki gibi- yüzleri moraran, gözleri dönen, bakışları kararan kalemdaşlarının o günkü ukdelerini seçim vesilesiyle -kifayetsiz olsa da- gidermeye çalışıyorlar besbelli.

Zamanenin paralel yazarlarına zerre kadar merhametim yoktur ama bu hallerine acımadım dersem yalan olur.

İT TECRÜBESİ

Yakın zamanda daha da gaza gelip "İttifakımız meyvesini vermiştir, şimdi ittihat zamanıdır" diye gürletilirlerse hiç şaşırmayınız.

"Fırlatılma, gürletilme..." diyorum çünkü, sıkça söylediğim ve artık herkesin de malumu olduğu üzere zamanenin paralel yazarları düşünmeden muaftırlar. "Şunu yaz" denir yazarlar, o kadar; yazılması gerekeni değil yazılması istenileni yazdıkları için de ayrıca körelmiştir zihinleri.

Neyse biz ana konumuzdan şaşmayalım.

Zamanelerin gürletilmelerini makul gösterecek örnekler de az değil yani.

Sosyal medyada dendiği şekliyle "Sandıkta vermeye alışan, çatıda haydi haydiye verir". Ne de olsa gözlerden uzak bir yer; kim bilecek orada kavmiyetçinin kemaliste, solcunun faşiste, hizmetçinin Boko-Haram"a neyi nasıl verdiğini; önemli olan oyların bir sandıkta ya da bir çatıda toplanması yani ittihadın kazanması değil mi?

Zaten ittihat en iyi bildikleri şeydir zama- nelerin; çünkü o nesilden nesile aktarılan bir İT tecrübesidir.

Hazır, İT paşalarından birinin çocuğu da yalın kılıç onların safında savaşıyorken...

HAZIR, oylarının rengini ivedilikle açıklama budalaları da ellerinde kalemleriyle verilecek yeni talimatları bekliyorlarken...

Yakışır, çok yakışır ittifaktan ittihada geçiş yapmaları.

DİL OYUNLARI

"Hırsızlık yapıldı" diye ortaya çıkmışlardı; kendi iddialarıyla başbaşa kaldıktan sonra "Kırk yıldır topladığınız paraların hesabını verin bakalım; bankayı, televizyonları, paçavralarınızı, örgütünüzün eğitim birimleri olan okulları, yurtları kimlerin parasıyla kurdunuz, getirin belgelerinizi" sorgusuna muhatap olunca sus-pus oluverdiler.

Koro halinde "diktatör" teranesini söyle- meye başladılar ardından. Yine tutmadı çünkü suçladıkları insanın mevcut fillerindeki yetkinlik, sarf edilen ilgili kelimenin yüzünü kızartmaya yetmişti.

"Cadı avı" diye bir şey bulup getirdiler Avrupa tarihinden ama ne isimlerin ne de hallerin yerli bir karşılığı olmadığı için başta kendileri Fransız kaldılar taşıdıkları terime.

Şimdi "Kutuplaşma" kelimesini doladılar dille- rine. Elbette bu iddiaları da çok yakında bir ayrık otuna dönüşüp dillerine dolanarak, boğazlarına akacaktır. Sonra da leylek arayıp duracaklardır onu çıkartmak için.

Altı aydır yürütülen bu kampanyalar boşa çıktığına, iki küçük ildeki seçim sonuçlarında ittifak sayesinde büyük başarı(!) elde ettiklerine göre bence de ittihat etmelerinin tam zamanıdır artık.

Hadi bakalım aslanlarım, yiğit maklubecilerim, fanusta mücahitlerim...

Kilise görünce Hristiyan, havra görünce Yahudi, in görünce haşhaşi, mağara görünce Boko-Haram kesilen, mezhepleri geniş kurşun askerlerim benim...

Alt yapınız da üst yapınız da uygundur ittihadınızı ilan eylemeye...

KEMAL-İ DEVLET İLE HİZMET

Diyeceğim budur size ey zamanenin paralel yazarları!

Böylece özel tesislerinizde ürettiğiniz tapeleri Kılıçdaroğlu konuşmasında kullansın diye Meclis"e servis ederek yorulmanıza da gerek kalmaz; o bizzat paçavra ya da haber ajansı bürolarınıza gelip oralardan "ittihat lider"iniz olarak yapacağı canlı yayınlarla sıcağı sıcağına tellallık görevini daha iyi ifa eylemiş olur.

Hizmet abileriniz, ablalarınız da oy dilenirken devekuşu sendromundan kurtulup rahat davranırlar artık. Yakalarına gururla takacakları ittihat rozetiyle, başları dik olarak yalarlar seçmen kapılarının eşiklerini...

Hem artık saklanma gereği duymadan açık açık, heresin gözünün içine bakarak kurarsınız müşterek tuzaklarınızı; şöyle kemal-i devlet ile, ağız tadıyla, ihanet şerbetini damla damla kanınıza karıştırarak....

Uğraşmayın bu kutuplaşma işleriyle filan...

Olmadı, olmuyor, olmayacak.

Bu bedel sizin hak ettiğinizdir; basılan sizin kuyruğunuzdur; kutuplaşma da sadece sizin kendi sorununuzdur bu yüzden.

Geçin bu dil oyunlarını bir kalem...

İttihat edin, hemen, acilen, gecikmeden!

Dedim ya siz bu işi de çok iyi bilirsiniz.

Çünkü tümünüz İT kökündensiniz.

NOT:
Dava adamı olanlar için zorunlu açıklama: İT, İttihat ve Terakki"den kısaltmadır.
twitter.com/OmerLekesiz