
Dediler ki, "Onca sevdiğin İstanbul"u sana unutturan tek şehir Mekke ise, Medine ne oluyor?"
Dedim ki, "Onu unuttuğumu mu sandınız? Eğer unutursam onu, kendimi unutmuş olurum."
Mekke, ait olduğum "milletin" şehridir, Medine ise ait olduğum "ümmetin" şehri.
Mekke "doğum" şehridir, Medine ise "devam" şehri.
Medine, yeni nesil mümin erkeklerin kılıçlarıyla, mümine kadınların nakışlarıyla süsledikleri şehirdir.
Mekke"de susturulmak istenilen Kelam"ın günlük bir dile dönüştüğü şehirdir Medine.
Çocuk Hasanların, Hüseyinlerin minik topuklarıyla pekiştirdikleri ilk İslam toprağıdır.
"Yemen serabı"dır diyorlar ona, bence "Kudüs ve İstanbul serabı"dır; hicretin Efendisi"ne açılan mümin kollardır, sözün senet olduğu yerdir, dayanışmanın örneğidir.
İmgeler demiştim, ah o imgeler!
Orada Ravza-i Mutahhara"yı ve Cennet"ü-Baki"yi birlikte görebileceğiniz bir köşeye oturup, bir Muallakat-ı Seb"a şiirinin ritmiyle yürüyen Kusva"nın çöktüğü mahalde Efendimiz Aleyhisselam"ın yeni evinin ve okulunun duvarlarını yükseltişinden, Bedir"den dönenlerin yorgun yüzlerindeki sevinçten, Hamza"nın, Hanzala"nın Uhud"tan dönenlerin arasında olmadıklarını öğrenmenin hüznünden başlayarak, bir yapının tuğlalarını bir bir örercesine örmezseniz Medine"nin tarihini, açmaz size kendini Medine; açmaz size gül gibi kokan sokaklarını, serinlik mekanı hurma bahçelerini, Cennet"ü-l Baki"de dinlenenlerin herbiri birer destan olan hikayelerini açmaz size.
Açmazsanız var olan tüm gözlerinizi, Mekke"nin Allah"ın ve Hz. Peygamber"in şehri iken, Medine"nin Hz. Peygamber"in şehri olduğunu, Mekke"nin Hakikat"ın şehri iken, Medine"nin İslâm Şeri"at"nın şehri olduğunu göremezsiniz.
Öyle bir şehirdir ki Medine, İslam için gerçekliği apaçık bir tarih, Mekke içinse zorunlu bir anlama kılavuzudur.
Mekke ("söz" anlamında) "logos" ise, Medine ("sözün tahakkuku" anlamında) "mânâ"dır.
Kendinden önceki semavi dinlerle farkının iyi anlaşılabilmesi, hükümlerinin önceki şeri"atlarla karıştırılmaması için İslam"ın Hakikat Merkezi"nin (Mekke"nin) dışında teşekkül etmesi ve tekrar Merkez"e dönerek orayı "fethetmesi" elzemdi. Dolayısıyla Medine, Merkez"i de kuşatan ve kimliğini Hz. Peygamber"in orayı teşrifinden, orada yaşamasından ve devletini orada kurmasından alan şehirdir.
Bu nedenle simgelere değil "anılara" yaslanan Medine, müminler için her bir noktasına Hz. Peygamber"in izlerinin kazındığı bir şehirdir ve onlar tıpkı Mekke"de bulunuşlarındaki gibi Medine"de de ibadet ve Hz. Peygamber"e hürmetle teşekkür etmek için bulunurlar.
Bunun için Hz. Peygamber"in ahirete göçüşünden bunca yıl geçmesine rağmen, her inanan oraya ulaşır ulaşmaz, tıpkı Hicret"inde Hz. Peygamber"i karşılayan kadınların ve çocukların "Ay doğdu üstümüze; nurlu, parlak, aydınlık / Yırtıldı karanlıklar, hakikati anladık" sözlerini de içeren şarkısını aşkla mırıldanarak Mescid-ev"e (Mescid-i Nebevî"ye) yönelir ve Hz. Peygamber"e Salatü"s-Selam ile girerler oraya.
Medine Sevgili"nin sevgilisinin büyük evidir; o sevgilinin insan, peygamber kimliğinden sonra devlet sahibi kimliğini de üstlendiği yerdir.
Mescid-ev"de olmak, arza düşen kar taneleri gibi Hz. Peygamber"in yüreğine düşen ayetlere muhatap olmaktır. Geceye onunla başlamak, güne onunla başlamaktır. Hz. Peygamber"in kutlu çehresinin alacağı her biçimin şahidi olmak, onu koca, baba, dede, peygamber, nebi, imam, lider olarak görmek, bilmektir.
Mescid-ev"de olmak, milyarlarca insanın dinleyeceği kutlu sözlerin yankılandığı yerde, milyarlarca insanın ve cinnin taklit edeceği davranışların mekânında olmaktır.
Mescid-ev"de olmak kanaati, teslimiyeti, şükretmeyi, toprağın sadeliğinde sade bir hayatı seçmektir.
Mümin, Medine"ye böyle katıldığında, Hz. Peygamber"in Medine"yi kutlu kılan tüm emirlerini, eylemlerini içselleştirir. Tevhid inancının tebliği ve hakimiyeti sırasında yaşananlar o müminin de kişisel tarihine eklenerek, onun inancını ve Hz. Peygamber"e olan teşekkürünü, minnetini pekiştirir.
Medine nebevi neşenin, sükunetin, hüznün, teslimiyetin, kuruluş umudunun ve kurtuluşun şehridir. Bedir"den yükselen neşe, Uhud"da hüzne, Hendek"te sabra, Cennetü"l Baki"de teslimiyete, Ravza-i Mutahhara"da cennete erişme umuduna dönüşür. Çünkü mümin için Hz. Peygamber"in hallerini, eylemlerini taklit etmek, onun mübarek kabrini ziyaret etmek, "onu yaşarken görme" kıymetini haiz olduğu gibi, onun şefaatına da (inşallah) layık olmaya sebeptir.
Medine, sahibi Hz. Peygamber, kıblesi önce Kudüs, sonra ve daimi olarak Mekke olan şehirdir.
Medine, "Kur"an" olan Mekke"ye karşılık, "Furkan" olan şehirdir.
Medine, Hakikatin (Mekke"nin) fatihidir.
Mekke özümüz, Medine ömrümüzdür.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.