
Üç Jeton bir öyküler seçkisi. Üçüncü sayısı Temmuz 2012''de çıkmıştı; ikinci sayısı ise Ağustos 2012''de çıktı.
Kendi periyodunu tersinden işleten bir dergi de diyebiliriz ama künyesi olmadığı (ve profesyonel yazarlar da yazdığı) için (fanzin değil) seçki demem daha uygun.
Birkaç genç bir araya gelip, artistlik dayanışması içinde öykülerini bir seçki halinde yayınlamışlar, bunu niye ciddiye alıyorsun, diye sitem etme hakkınız var elbette.
Ama ben konuya artistlik, zeka gösterisi ve baskı teknolojisinden beslenen kolaycılık olarak değil, ekip olma başarısı ve görünme cesareti olarak bakıyorum. Asıl şu da var: Merkezdeki dergilerle, onları taklit eden amatör dergilerdeki öykü seçimlerinde klasik, en azından tarzı benimsenmiş olandan yana bir tercihte bulunulduğu için, gençlerin yeniliği içeren çalışmalarına rastlamamız zordur; ancak ''Üç Jeton'' vb. örneklerde bunu net olarak görebiliriz.
''Ekip olma başarısı'' dedim. Edebiyat tekil bir uğraş olarak algılansa da tekil başarı ancak aynı edebi anlayışa sahip bir arkadaş grubu içinde test edilebilmekte, görücüye çıkma cesareti buradan alınabilmektedir. Diğer bir söyleyişle usta-çırak ilişkisinin bitmesinden doğan iç-denetim boşluğu ancak edebi arkadaşlıklarla doldurulabilmektedir.
Bu manada bir ekip oluştuğunda ise her konu dergi çıkarma tartışmasında düğümlenir. Bu hep yarım kalan, tamamlanmasına da gönüllerin razı olmadığı çok tatlı bir konudur. Nitekim merhum Ramazan Dikmen, Yusuf Ziya Cömert, Cemal Şakar, Ahmet Şirin ve ben Kayıtlar dergisini çıkarmaya karar verdiğimizde bizi bir araya toparlayan ve deliliklerimizi basiretten yana dengeleyen Hasan Aycın ''Kayıtlar dergisi çıkacak tamam da peki bundan sonra siz ne konuşacaksınız'' dediğinde çok gülmüştük ama oyuncağını yitirmiş çocuklar gibi de mahzunlaşmıştık.
Evet dergi çıkarma muhabbeti çok tatlı bir muhabbettir ve derginin çıkmasıyla biter. Sonrası ekibin bağlılıklarını sınamaya, katkısızlık suçlamalarına, kıskançlıklara yelken açmaktan ibarettir. Bu sürece rağmen kalemini elinden bırakmayanlar yazar olur, bırakanlarsa genel müdürlüğe, uzmanlığa, villa inşaatına yönelerek edebiyat dışı kulvarlarda daha sağlam(!) bir yürüyüşü seçerler.
Dolayısıyla bir dergi çıkarmak için ekip olma, birlikte yürüme, dergiyi omuzlama şartı aslında bir tür edebi planda ''boyunun ölçüsünü alma'' şartıdır.
İşte bu nedenlerle ''Üç Jeton''u çıkaranların ekip ruhunu, ''boyunun ölçüsünü alma'' cesareti olarak önemsiyorum.
Görünme ve yenilik konusuna gelince:
Üç Jeton''un 2. sayısındaki imzaların (Aykut Ertuğrul, Selman Bayer, Ertuğrul Emin Akgün, Tolga Tup, Şeyma Aydın, Mustafa Aslan, Sancar Dalman, Doğukan İşler, Mihrap Aydın, Leo Nardo) çoğunluğu kitapsız. Mevcut edebi ortamda dergilerde görünmeden, kitabı da olmadan görücüye çıkıp başarılı olamamak ya da görülememek o isim için silinmez bir mühür olma hükmünü taşır. Yaşları ve edebi ciddiyetleriyle bunun idraki içinde olduklarını sandığım söz konusu (kitapsız) imzaların bu muhtemel duruma karşı destek alabilecekleri tek güç ancak yenilik olabilirdi ki zaten öyle olmuş.
Sait Faik''in klasikleşen öykü tarzında göre yaptığı yenilik neyse, Üç Jeton''daki gençlerin de yapmaya ''çalıştıkları'' yenilik odur; diğer bir söyleyişle onların Sait Faik''le gerçekleşen yeniliği de yenilemek gibi bir gayreti taşıdıklarını hemen belirlemek mümkün.
Aman kimse tedirgin olmasın burada yerine oturmuş bir yenilikten değil, bir yenilik çabasından söz ediyorum:
Öncelikle Üç Jeton''da yayınlanan öyküler ben ve ben-cil öyküler olmak bakımından ve hatta teknik ve söylem açısından ortak öyküler.
Öte yandan ironik olma, hayatın ağır değil naif olan yüzüne itibar etme, başta yazar olarak kendisi dahil her durumla ve herkesle dalga geçme, edebi görüş ya da zevk olarak kendi bindiği dalı bile kesme eğilimi de yine bu öykülerde ortak tutum olarak önce çıkıyor.
Melek ve şeytan bakışının iç-içe geliştiği bu öykülerde çağrışım değeri yüksek olan kelimelerse açık bir kimlik probleminin izlerini taşıyor: Mevlana''dan Atay''a, Atılgan''dan Beckett''e, Sevim Burak''tan Morpheus''a, youtube''dan öğle ezanına kadar mevcut yazılı ve görsel popülizmin içinde duruluyor.
Kuşkusuz bunlar (Doğulu-Batılı) eskinin üzerinde gelişen ''mülemmalı'' bir yeniliğin işaretleri ve bununla gençler ideolojik karakterli edebi çerçeveleri kırmaya da niyetli görünüyorlar.
Bu yeni zemin eleştirmenler açısından henüz kaygan bir zemindir ki, söz konusu öykülerin ezberlenmiş eleştirel yaklaşımlarla değerlendirilmeleri mümkün değildir, edebi anlamda sağlam bir bağlama oturtulmaları da...
Eğer Üç Jeton görülmezse sadece eleştirmenlerin aşırı tedbirliliği yüzünden görülmeyecektir. Çünkü Üç Jeton öncelikle onların yollarına atılmış bir muz kabuğudur.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.