
Dün bayramın birinci günü bayram namazına kadar bir şeyler okuyayım diye eve döndüğümde tv kanallarını şöyle bir kontrol edeyim dedim. TRT 1''e takıldım kaldım.
Ankara Kocatepe Camii''nden canlı yayın vardı. Ve sade giyimli, diksiyonu düzgün, bilgi, birikim, içtenlik ve pozitif enerji yayan bir sese takıldım kaldım.
Hah işte vaaz budur dedim. İşte din böyle anlatılır dedim.
Dedim çünkü nice vaiz konuşurken ya da imam hutbe okurken beni sıkıntıdan ter basar bir an önce bitmesini beklerim.
Dünkü vaaz öyle değildi. Konuşan şahıs kendisini dinletiyordu.
Müslüman olma ve Müslüman kalma bilincini veren ve diri tutan simgeler, semboller (şeair) hakkında hem ilahi kaynağı (ayeti) hem de akıl mantık ve bilgiyi anlaşılacak bir üslupla kendinden emin tok bir sesle ve beden diliyle anlatıyordu.
Fıkhi tartışmaları bir kenara bırakarak kurbanın tıpkı cami gibi, minare gibi, ezan gibi Müslüman olma ve Müslüman kalma bilincini diri tutan sembollerden biri olduğunu vurguluyordu.
Bu simge ve sembolleri yüceltmenin takvadan bir parça olduğunu, dolayısıyla kurbanın özünün de takva olduğunu, kurbanın etinin ve kanının Allah''a ulaşmayacağını ama takvanın ulaşacağını izah ederken dinleyene güven veriyordu.
Kurban Bayramı''nın bu sembollerden biri olduğunu ve bu bayramda en önemli görevlerimizden birinin müminlerin gönlüne sevinç duygularını uyandıracak tavır ve tutum içinde olmamız gerektiğini hem bir hadis-i şerif hem de Beyazıd-ı Bestami ile açıklarken unutulmaz bir ders veriyordu.
Evlerimize şenlik taşımamızı, ebeveynimize, çocuklarımıza, bayram yapamayanlara ilgi göstererek onları şenlendirmemizi tavsiye ediyordu.
Fakirlere yetimlere ve sokak çocuklarına el uzatmamızı öğütlüyor, modern zamanların bencilleştirmesinden sakındırıyordu.
Kitle iletişim araçlarının değerlendirilerek uzaklardaki dostlarla bayramlaşılmasını, düşkünler yurdunun ve hapishanelerin ihmal edilememesini hatırlatıyordu.
Yüreklerdeki en ağır yükün küskünlük olduğunun altını çiziyor, bayram vesilesiyle dargınlıklara son verilmesini letafetle hatırlatıyordu.
Sivil toplum örgütlerinin vekalet yoluyla kestikleri kurban ile uzak diyarlardaki Müslümanların hatırlandığını ve bu kurbanların sadece Müslümanlar arası değil milletler arası kardeşliği pekiştirdiğini izah ediyordu.
Kurban edilecek hayvanlara eziyet edilmemesini, şefkatli davranılmasını, ehli tarafından kesilmesini anlattıktan sonra Kanuni Sultan Süleyman''dan verdiği örneği de belleklere kazıyordu.
''Kanûnî Sultan Süleyman merhum, Topkapı Sarayı''nın bahçesindeki ağaçlarda mebzûl miktarda karınca görülmesi üzerine, kurtulmak için çare araştırır ve ağaçların gövdelerine ve diplerine kireç tatbik edilirse meselenin çözüleceğini öğrenir. Fakat ilim ehlinden izin almadan yapmak istemez ve Zenbilli Ali Efendi''ye meseleyi sorar.
Çok iyi bir şair olan Sultan suali de vezne koyar:
Dırahtı ger sarmış olsa karınca (Dıraht: Ağaç, Ger: Eğer)
Zarar var mı karıncayı kırınca
Cevap benzer şekilde gelir Zenbilli''den:
Yarın Hakkın divanına varınca
Süleyman''dan hakkın alır karınca
Müslüman olma ve Müslüman kalma bilincini diri tutan simge ve sembollerin önemini ve Kurban Bayramı''nın bu simgelerden bu sembollerden biri olduğunu, Kurban''ın ve bayram namazının birer ibadet olduğunu tekrarlayarak vaazı bitiren o örnek şahsiyet Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Görmez idi. Her yerde hem kurumunu hem ülkemizi layıkıyla temsil ederek hayırlı hizmetlere imza atan Görmez''den de böyle bir vaaz beklenirdi.
Örnek bir insandan örnek bir bayram vaazıydı.
Bu duygularla bütün okurlarımın bayramını tebrik ediyorum.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.