Hemen herkes bilir, sosyal medyayı bir ara kasıp kavurmuştu Türkçe''den Türkçe''ye tercüme komedisi.
Şota, Trabzonspor - Aston Villa müsabakasının devre arasında, ''İngiliz takim, çok iyi takim şimdi iyi oynuyor ama Trabzon da aynı'' demişti de, hemen yanı başındaki ''tercümanı'' mikrofona eğilerek, ''Eski takım diyor, İngiliz takımı diyor; Trabzonspor da aynı ayarda diyor'' şeklinde tercüme etmişti hani.
Hatırladınız.
Unutulacak bir komedi değildi tabii.
''İkinci devre ne olur'' sorusuna Şota''nın, ''Belki Şenol hoca orda taktik maktik sonra inşallah 1-0..'' şeklindeki cevabı da Türkçe''ye şöyle ''tercüme'' edilmişti: ''Şenol hoca diyor iyi bir taktik verirse içerde diyor, ikinci devre takım inşallah 1-0 galip gelir diyor..''
Bizim Cengiz Çandar''ın Sayın Başbakan''ın şifresini çözme tarzı da bu tercüme komedisine çok benziyor.
Bana sorarsanız daha da komik.
İnanın abartmıyorum.
''Tayyip Erdoğan şifresi''ni çözmek'' başlıklı dünkü yazısında, ''Başbakan Tayyip Erdoğan, dün Prag''a giderken yine ''çok önemli'' açıklamalarda bulundu. Ve çok kez olduğu gibi, Başbakan''ın açıklamaları ''şifre çözümü''ne muhtaç..'' diyor.
Olabilir.
Daha doğrusu, katılalım katılmayalım, Başbakan''ın ifadelerine bizim fehmedemediğimiz anlamlar yükleyebilir, nihayetinde yorum hürdür.
Okumaya devam edelim: ''Tayyip Erdoğan''ın ilk bakışta çok açık gözüken kimi sözleri, aslında bir ''okuma'' ve ona göre ''açılım'' ve nihayet bir ''çözme'' gerektiriyor. Bunu doğru düzgün yapabilmek için Başbakan''ın zihin yapısını, işleyiş tarzını, dil ve üslubunu iyi bilmek, öğrenmek ya da anlamak gerek..''
Hemen ardından da, ben öyle ''sığ'' insanlar gibi Başbakan''ın açıklamalarını ne yerden yere vururum ne de göklere çıkarırım diyor.
Ne yapıyor peki?
Şifresini çözüyor.
Sağ olsun, hepimizi de bu ''şifre çözüm'' şölenine davet ediyor: ''Gelin şimdi ''çözme'' işine başlayalım; Tayyip Erdoğan ne diyor?''
Evvela…
''Şifre çözümü''ne muhtaç dediği Başbakan''ın açıklamalarını iktibas ediyor: ''Silahlar bırakılmadan bölücü terör örgütü ile mücadeleyi kesmemiz söz konusu değil. Siyasi uzantılarıyla da müzakereleri yapabileceğimizi hep söyledim.(…)Ret, inkâr ve asimilasyon politikaları ayağımızın altındadır. Kimse Kürt kardeşimin kimliğini inkâr edemez. Türkiye''de Kürt sorunu yoktur. Terör sorunu vardır ve benim Kürt kardeşimin sorunu vardır.''
Sonra…
Sayın Başbakan''ın mezkur sözlerinin şifrelerini bi güzel çözüyor.
Nasıl mı?
Şöyle: ''Benim için ''Kürt sorunu'' nitelemesini sevmiyorum. ''Kürt sorunu'' diye bir şey olmadığını söylüyorum. Bunun yerine, ''terör sorunu''ndan söz ediyorum. Bu anlattıklarım da dolayısıyla ''terörün sona erdirilmesi''ne ilişkindir. Ayrıca iktidarımız döneminde Kürt kimliğinin reddine, inkârına ve asimilasyona son verilmiş olduğuna göre devam eden ve nispeten küçük ölçekte sayılması gereken sorunları, gereğinde BDP ile de ele alır, çözeriz.''
Yaa, işte böyle!
Bu ''şifre çözüm'' tarzının Şota''yı Türkçe''den Türkçe''ye tercüme tarzından ne farkı var?
Şota''nın ikiz kardeşi Arçil Arvaladze, Avni Aker tribünlerinde yapılan o röportajın tercümanı (Alaattin Gayretli) hakkında yıllar sonra şöyle diyecekti: ''Alaattin Bey Gürcüce bilmediği halde annem babamla dakikalarca telefonda konuşuyordu. Yarım saat ne konuşuyorlar, nasıl konuşuyorlar anlamıyordum..''
Sevgili Cengiz Çandar''ın bu kadar ''maharetli'' olacağını sanmam.
Her ne kadar ''şifre çözmeye'' devam edeceğini söylese de anlamadığı şeyin şifresini çözmeye kalkışacak kadar işi ilerletmez diye düşünüyorum.
Onun yaptığı herkesin rahatlıkla anlayacağı şeyin şifresini çözdüğünü iddia etmekten ibaret.
Bu da nihayetinde son derece sevimli bir çabadır. Şota dedik, Türkçe''den Türkçe''ye tercüme dedik, hulasa, güldük geçtik işte.
Bir de hiç olmayan bir şeyin şifresini çözmeye kalkışmak var.
Mesela, ''20 milyon Kürt''ü hapishaneye doldurmak istiyorlar'' dersiniz ki, aman Allah korusun, rezil rüsva olmak var.
Başlıklar :

