Erdoğan"ın acayip gizli suçları

00:007/10/2013, Pazartesi
G: 9/09/2019, Pazartesi
Salih Tuna

ABD emperyalizmine dibine kadar karşısın, AB"ye külliyen isyan ediyorsun, "Cumhuriyet mitingleri"nde atılan, "Ne ABD ne AB tam bağımız Türkiye" sloganını şiar edinmişsin..."İsrail terör devleti"ne, Amerikan tröstlerine, işkenceye, zulme, IMF"ye, "BM domuzlar diktatoryası"na karşısın...Darbelerin alayına, darbeseviciliğe, statükoculuğa gider yapıyor, ırkçılığın ve mezhepçiliğin her türüne karşı halkların kardeşliğini savunuyorsun...Her daim garibanlardan yana tavır koyuyorsun, emekçinin alın terini

ABD emperyalizmine dibine kadar karşısın, AB"ye külliyen isyan ediyorsun, "Cumhuriyet mitingleri"nde atılan, "Ne ABD ne AB tam bağımız Türkiye" sloganını şiar edinmişsin...

"İsrail terör devleti"ne, Amerikan tröstlerine, işkenceye, zulme, IMF"ye, "BM domuzlar diktatoryası"na karşısın...

Darbelerin alayına, darbeseviciliğe, statükoculuğa gider yapıyor, ırkçılığın ve mezhepçiliğin her türüne karşı halkların kardeşliğini savunuyorsun...

Her daim garibanlardan yana tavır koyuyorsun, emekçinin alın terini sömürenlere, kula kulluk edenlere, anamalcılığa isyan bayrağını çekiyorsun...

Ama...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan"a karşı değilsin...

Olmaz, olabilemez!

Evet olmaz; "devrimci" olamazsın, "muhalif" olamazsın. Velhasıl, "yandaş" yaftasından kurtulamazsın. (Farzımuhal, AK Parti"ye karşısın ama Erdoğan"a karşı değilsin; yine olmaz. Erdoğan"a karşı çıkacaksın, başka yolu yok.)

Gelgelelim...

ABD politikalarının milim dışına çıkıldığında "eksenimizi kaydırıyorlar" diye yaygara koparıyorsun, AB"ye adeta tapıyorsun...

"Ben zengin severim, fakir de neymiş" diyorsun, yetimleri itekleyip zalimleri baş tacı ediyorsun, koçlar gibi Koç savunuculuğu yapıyor Boyner"le eylem birikimi yapıyorsun, IMF kovuldu diye gizli gizli ağıtlar yakıyorsun...

TRT Şeş"ten özel okullarda anadil serbestliğine kadar bütün demokratik adımları vatana ihanetle bir tutuyorsun, andımızın kaldırılmasına köpürüyorsun...

Hatta...

"Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı..." diyen Mahmut Esat Bozkurt"la aynı zihniyeti paylaşıyorsun...

Ama...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan"a sonuna kadar karşısın.

Olur, bal gibi olur!

Gel şöyle başköşeye kurul, sen bizdensin arkadaş!

Değil mi ki Erdoğan"a karşısın senden büyük "devrimci", senden iyi "demokrat", senden güzel "muhalif" yok.

Hülasa edecek olursak:

İster emperyalist ister antiemperyalist, ister Kürtçü ister Türkçü, ister devrimci ister statükocu, ister ulusalcı ister liberal ol, ne olursan ol gel; sağ yap gel, sol yap gel; Erdoğan"a karşı ol yeter.

"Manzarayı arıziyenin" hal-i pürmelali maalesef budur.

Söz konusu zihniyet çarpıklığının gerçek nedeni ne, Başbakan Erdoğan bu delişmen nefreti nasıl kazandı acaba?

Sahi, ne yaptı, hangi acayip gizli suçları işledi ki bunca nefrete duçar oldu; şöyle bir deşifre edelim:

Ümüğümüzü sıktırmam dediği IMF"yi bu topraklardan kovdu.

"Çağdaş muasır medeniyet seviyesinin" somut örnekleri mesabesindeki ülkeler küresel ekonomik krizle boğuşurken, Türkiye"yi ekonomik kalkınmada parmakla gösterilecek ülkeler arasında ilk sıraya yerleştirdi.

"Dünya 5"ten büyüktür" diyerek BM statükosuna başkaldırdı.

Daha evvel de Brezilya"yla bir olup (Şii"dir-Sünni"dir demeden) İran"ı bütün dünyaya karşı arkalamıştı.

ABD"nin karşı çıkmasına rağmen Çin"le füze anlaşması yaptı. Sonuç ne olur ayrı bir konu, ama takdir edersiniz ki ilktir bu.

Dünyanın darbe diyemediği Sisi darbesine karşı halkın, yalın ayaklıların, mustazafların, mazlumların, kimsesizlerin, katledilenlerin yanında durdu.

Küresel karunların vesayetine "faiz lobisi" diyerek muhalefet etti.

"Çok para kazanıyoruz ama sözümüz hiç geçmiyor" diyerek arıza çıkarmaya çalışan İstanbul sermayesine boyun eğmedi.

Medya patronlarının pijamayla başbakan karşıladığı, paşaların başbakanlara akla hayale gelmeyecek hakaretler ettiği dönemin çanına ot tıkadı.

Üstünlerin hukuku yerine hukukun üstünlüğünü tahkim etmeye çalıştı.

CHP dönemindeki "Dersim katliamından" dolayı, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak özür diledi.

Kürt ve Türk anaları ağlamasın diye "çözüm sürecini" başlattı.

Ve, Türkiye cumhuriyeti tarihi boyunca en büyük demokratik reformların altına imza attı.

Hülasa, harici ve dahili egemenlerin, statükocuların tekerine çomak soktu.

Onlar da can havliyle piyasaya "Erdoğan nefreti" pompaladılar.

Egemenlerin özel koşullarda, tabiri caizse "seralarda" ürettiği sentetik nefrettir bu; merak etmeyin seçim sandıklarına işlemez.