Herkes Ahmet Altan"dan sonra bu gazete artık iflah olmaz derken dolu dolu bir gazete çıkarmayı başardı.
Üstüne üstlük tirajı da arttırdı, daha ne olsun.
Taraf gazetesinin çiçeği burnunda genel yayın yönetmeni Oral Çalışlar"dan bahsediyorum.
Dağılan yahut dağılmak üzere olan bir gazeteyi kısa bir sürede toparlamak gerçekten kolay değildir.
Oral Çalışlar"ı kutlamak gerek.
Lakin…
Taraf gazetesinin dünkü nüshasını görünce şaştım kaldım. Hatta, hiç kusura bakmasın, bu nasıl "editoryal zeka" dedim.
"Obama Taraf"a konuştu" haberi nasıl oluyor da manşet değeri kazanmıyor, sadece ön sayfadan görmekle yetiniliyor.
Bundan daha çarpıcı bir manşet mi bulmuşlar peki?
Nerdeee!
Her gazetenin İstanbul Şehir Plancıları Odası"ndan öğrenebileceği, daha evvel de Başbakanın şekvacı olduğu bir konuda (Emsalsiz talanın yol haritası) üretilen, nerden baksanız günü kurtarmaya yönelik bir manşet işte.
Ortadoğu"da Arap Baharıyla başlayan altüst oluş sürerken, Suriye"de katliamlar katliamları takip ederken, İran - İsrail kapışmasından her geçen gün daha fazla söz edilirken, İsrail Türkiye"den özür dilemişken, "çözüm süreciyle" Türk-Kürt el ele "Yeniden Büyük Türkiye"yi inşa etmenin eşiğindeyken, ABD Başkanı Obama Taraf"a konuşacak, siz buna, "Ceple görüşmelere yüzde 5.7 zam geliyor" haberi kadar yer ayıracaksınız.
Nedir bu?
Yoldan çevireceğiniz sıradan bir gazete okurunun bile yapmayacağı bir hatayı Oral Çalışlar gibi deneyimli bir gazeteci nasıl yapar? (Bu haber Ertuğrul Beyciğimin eline düşseydi, bir hafta lansman, bir hafta da yazı dizisi yapardı.)
"Obama Taraf"a Konuştu" haberini bu kadarcık gördüklerine göre haber devamını, Allah bilir, üç beş satırla geçiştirmişlerdir dedim.
Felaket yanılmışım!
Koskoca sayfayı boydan boya ayırmışlar. Sayfa başlığına da "Obama"yla one minute" manşetini çekmişler.
"One minute" alegorinizi sevsinler demeyin, görüşme gerçekten de bir dakika sürmüş.
Sizin anlayacağınız, "Obama Taraf"a konuştu" haberine kaynaklık eden görüşmenin süresi bir dakika.
Görüşmeyi gerçekleştiren hanımefendi (Şebnem İşigüzel) vaktiyle (1993) eşiyle birlikte turist olarak geldikleri İstanbul"da cüzdanını kaybeden Obama"yla nasıl tanıştıklarını uzun uzun anlattıktan sonra, Obama"nın bir dakikalığına Oval Ofis"te kendisini kabul ettiğini söylüyor.
Okuyalım: "Fazla zamanımız yoktu. Erdoğan"la ilgili vasat bir iki soru sormayı düşünüp vazgeçtim. Korktuğumdan vazgeçtim. Obama"dan değil, Erdoğan"dan korktuğumdan…"
Hasan Cemal"i sormuş ama! Öyle diyor.
Demek ki korkmamış veya hanımefendinin Sayın Başbakan"dan bizim bilmediğimiz başka korkuları var. (Belki de bu korkular kendisini önemli hissetmesine neden oluyordur, kim bilebilir, Allah envaiçeşit insan yaratmış.)
Hanımefendi "Türkiye gündeminden epeyce bir şey sordum" diyor. (Maşallah, bir dakikaya epeyce şey sıkıştırmış.)
Obama"nın ne cevap verdiğini çok orijinal anlatıyor, dinleyelim: "Bunları kendi başbakanınıza soracaksınız ben Amerika Birleşik Devletleri Başkanıyım" dedi, güldük…"
Hanımefendi niye güldüyse artık, ben olsam ağlardım. Hayır yani, Obama hangi ülkenin başkanı olduğunu söylemek zorunda kaldığı için olsa gerek gülmüş, sen niye gülüyorsun?!
Gülmekle kalsa iyi; Başbakan Erdoğan"a neden sormadığını durduk yere Obama"ya anlatmaya koyulmuş: "Tayyip Erdoğan şakadan pek hoşlanmayabilir.." dedim. Erdoğan"dan korktuğumu ona itiraf ettim.. "Niye" diye sormadı. Uğurlamak üzere ayağa kalktı…"
Meğer Türkiye"ye dair "epeyce" sorusu da "şakadan" ibaretmiş; Obama ayağa kalkmasın da ne yapsın. İşi yok da bir de, "niye" diye mi sorsun?!
Sevgili Oral Çalışlar"a bu haberi niye manşet yapmadın demekle yanılmışım ki ne kadar, özür diliyorum.
İmdi, başka bir soru soracağım: Bu haberin nesini "Obama Taraf"a konuştu" şeklinde verdin?
Dahası bu haberi niye ön sayfadan gördün?
Hadi bize acımadın "fake" haber okuttun, hanımefendinin kendini bu kadar rezil etmesine de mi acımadın?
Başlıklar :

