Gezi Parkı muhabbeti kısa sürede biter, merak etmeyin. Bunu da masa başı değil, bizzat arazi gözlemlerimden hareketle söylüyorum.
Yahu kaç yıllık kanayan yaramız "Kürt meselesi" bile çözüm yoluna girdi, Gezi Parkı ne ki?
Hallolur hallolur, hiç merak etmeyin.
Gerçi demokrasi gelmeden "Kürt sorunu" çözülemez diyen kimi liberal abilerimiz, bu sefer de Gezi Parkı çözülmeden "Kürt sorunu" çözülemez demeye başladılar.
Daha önce de Kürt sorunu çözülmeden demokrasi gelmez falan diyorlardı.
"Bizim ağzımıza bakmazsanız, demokrasi de gelmez, Kürt sorunu da çözülmez" diyemedikleri için böyle kırk dereden su getiriyorlar.
Neyse, sonuç itibariyle, başta da belirttiğim gibi Kürt meselesi de Gezi Parkı muhabbeti de hallolur.
Lakin korkarım "Sevgili Çandar sorunu" bitmeyecek!
Başbakan Erdoğan yurtdışındayken Taraf gazetesi, "Gül yönetime el koydu" manşetini atmıştı ya, acaba diyorum, Sayın Cumhurbaşkanımız Cengiz Çandar"a da bir el atabilir mi?
Çünkü son günlerde hepten tozuttu.
Geçen gün "İstanbul"un merkezine hükmedemeyen, Ankara merkeze giremeyen Başbakan, havaalanı ile şehrin girişi arasında her yerde miting yapıyor" şeklinde bir twit attı.
Bereket versin, takipçileri, "Etme eyleme abi, o nasıl söz, bu nasıl provokatörlük; sen ki Kürt sorununu çözsün diye Özal"ın sağ kolu oldun, hiç yakışık alıyor mu" yollu uyardılar.
İyi ki de uyardılar; maazallah, "Bir iç savaş çıksa da Hilton"da çay içip seyretsem" demesine ramak kalmıştı.
Dünkü yazısında "Gezi Parkı" ile "barış süreci" arasında acayip bir "illiyet bağı" kurdu.
Daha evvel Kürtleri ikiye ayırmış; dağa çıkan, savaşan Kürtleri "İyi Kürtler" tesmiye etmişti. "İyi Kürtleri" şimdi de Gezi Parkı"na davet ediyor.
Bakınız dünkü yazısında ne diyor: "(…)Gezi Parkı Direnişi"ni anlamak, onunla dayanışma içinde olmak ve ona destek olmak bakımından, tüm Türkiye"de Kürtler, herkesin önünde olmak durumundalar. Nitekim, bunu Abdullah Öcalan da öyle değerlendirdiği için, Gezi Parkı Direnişi"ni "selamladığını" açıkladı. Olayın bir "siyasi kırılmaya yol açtığını" bildirdi."
Öcalan"ın sözlerini tıpkı Hürriyet gazetesi gibi çarpıttı.
Çünkü "Ancak hiç kimse ulusalcı, milliyetçi, darbeci çevrelere de kendini kullandırmamalı. Bu hareketin onların denetimine girmesine Türkiyeli demokrat, devrimci, yurtsever ve ilerici çevreler izin vermemelidir" kısmını kararttı. (Öcalan"ın mezkur ifadesinden dolayı Aydınlık gazetesi "AKP"nin imdadına Öcalan yetişti" başlığını atmıştı.)
Sevgili Çandar aslında bu hallere düşecek, böyle ucuz karartmalar, çarpıtmalar yapacak adam değildi.
Nasıl bu hale geldi, gerçekten çok üzülüyorum!
Aynı yazısında Sırrı Süreyya Önder"i de öve öve bitiremedi. Gezi Parkı"nda iş makinelerinin karşısında durmasını, tankların üzerine çıkan Yeltsin"e benzetti.
Böylesi bir övgüye duçar olmak, Orhan Miroğlu"ndan "Nunca Mas", Engin Ardıç"tan "han pasado" ayarını yiyen Ahmet Altan olmaktan daha kötü be!
Ama Sırrı dostumuz da buna müstahak.
"Çözüm sürecini" vatana ihanet olarak değerlendiren Aydınlıkçıların Gezi Parkı"ndaki sloganlarını bile tevil et, AK Parti"yi "Kemalist" ilan et.
Ne diyeyim, aferin.
Başlıklar :

