
Bayramdır, ağır siyasi konularla kafanızı şişirmek istemem. İsterseniz bugünlük de şöyle futbola kaçalım.
Şu bir gerçek:
Passolig muhabbeti bahane, kimse eskisi gibi futbol izlemek istemiyor.
Eskiden hayatın gailesinden kaçmak için futbolseverler maçlara koşarlardı. Şimdi nerdeyse futboldan kaçıyorlar.
Niye kaçmasınlar?
Futbol sahada oynanan oyun olmaktan çıktı çünkü? En azından herkesin gözleri önünde böyle olduğu görüldü.
Sahada oynanmayan bir oyunun seyircisi daha fazla olmaz, kimse başka bahaneler aramasın.
Malumunuz, Trabzonspor bu sene Halilhodziç"e emanet edildi.
Bir kulübün futbol vizyonu perspektifi politikası sezondan sezona değişmez.
Daha geçen sezon "öze dönüş" politikası uygulandı. Müzmin sakat Özer Hurmacı"dan Şahin Aygüneş"e kadar sırf Trabzonlu oldukları için transfer edildi.
Bu sezon da teknik direktörden futbolcusuna kadar nerdeyse takımda Trabzonlu kalmadı.
Pardon, Mustafa Yumlu dışında bir de Zeki Yavru var. O da asla kanatta oynamayacağı bir sezon boyunca ispatlandığı halde Halilhodziç tarafından ısrarla kanatta oynatılıyor.
Zeki Yavru"nun yetenekleri ve oyun zekası çok sınırlı; orta sahada, Hami Mandıralı"nın oynattığı gibi görev verilse, kesici ve oyun bozucu olarak işe yarayabilir.
Sağ bekte tam bir fecaat.
Akhisar Manisspor"un başarılı teknik direktörü sevgili Mustafa Reşit Akçay"a da Trabzonspor"un başındayken (Sedat Tunalı"nın kulakları çınlasın) en büyük eleştirim Zeki"yi kanatta oynatmasıydı.
Bir de Zokora gibi içi göçmüş adamlara yer vermesiydi.
Lakin Mustafa hoca ben Trabzonluyum, kulübümü düşünmek zorundayım diyordu.
Vahid Halilhodziç sezon başında bu takımdan bir şey çıkmaz teşhisi koymuştu. Ki, yerden göğe kadar haklıydı.
Zaten yetersiz olan kadrosundan en yetenekli futbolculardan Adrian, Olcan ve ne zaman ne yapacağı belli olmayan Henrique gitmiş, orta sahanın dinamosu Bourceanu da sakatlanınca geriye pek bir şey kalmamıştı.
Geriye kalanlardan (Trabzonspor"a gelmiş geçmiş en iyi yabancı futbolculardan) Bosingwa da Halilhodziç marifetiyle orta sahaya çekilince sağ bek Zeki Yavru"ya teslim edildi.
Bosingwa sakattı, anladık, mecburiyetten bunu yaptı, ya şimdi? Olan şu: Her iki mevkii de sırf Halilhodziç yüzünden "sakatlanmış" oldu.
Trabzonspor"un futboldan anlayan entelektüel adamları maalesef yok denilecek kadar az. Spor yazarları bile apayrı alem.(İbrahim başkan ne yapıp edip Fatih Tekke gibi bir adamın futbol zekasından yararlanmalı.)
Halilhodziç takım için zamana ihtiyaç var diyordu.
Trabzonsporlu taraftar gerekli sabrı ziyadesiyle gösterdi, göstermeye de devam edecek kadar futbolu biliyor.
Gelgelelim neye sabır gösterecekler, artık orası netameli.
Çünkü Halilhodziç"in kendisi sabırlı değil ki, her hafta şapkadan bir takım çıkarıyor.
Bir maçta yedek bile soyundurmadığı futbolcuya bir başka maçta ilk 11"de sahaya sürüyor.
Salih niye vardı, Soner veya Yusuf niye yok, Fatih Atik derken Serdar Gürler de nerden çıktı demiyorum.
Yeni kurulan bir takım her maçta üzerine koyar, kimi zaman da alabora olur, anlarım.
İstikrarsızlığı da anlarım.
Ama bir teknik adam kendisiyle kavga edercesine bu denli istikrarsız / tutarsız olamaz.
Halilhodziç Cezayir"le başarılı oldu ama hâlâ ayakları yere basmış değil. (Bir an önce bu çocuksuluktan kurtulsa fena olmaz. Şenol Güneş Türkiye"yi dünya üçüncüsü yapmıştı, bundaki havanın binde birini atmamıştı.)
Ayakları biraz yere bassa, kimsenin görmediğini ben görürüm dedirtmek istercesine takımla bu kadar oynamasa, Trabzonspor böyle karikatür haline gelmezdi.
Şimdiye değin hiçbir Trabzonsporlu teknik adama istediği futbolcuyu transfer etmek nasip olmadı.
Yeter artık, kendine verilen değerin bir an önce farkına varsın.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.