Galatasaray ile Fenerbahçe’nin karşı karşıya geldiği haftada kazanmak, siyah-beyazlılar için yalnızca bir zorunluluk değil, aynı zamanda rakiplerine verilen bir mesajdı. Beşiktaş, derbi sonucunu beklemeden kendi işini yaptı. Üstelik bunu Orkun Kökçü gibi önemli bir isminden yoksun olduğu dönemde başardı. Ancak asıl mesele, Beşiktaş’ın kazanması değil, kazanırken nasıl bir takım kimliği ortaya koyduğu. İlk yarıda aradığı golü bulamayan siyah-beyazlılar, ikinci yarıda sabırlı kaldı ve doğru anlarda sonuca gitti. Şampiyonluk yarışında iddialı olmak isteyen bir takımın ihtiyacı olan karakter de tam olarak bu.
Oh’un oyuna sonradan girerek kilidi açması, kadro derinliğinin önemini gösterirken Olaitan’ın bir kez daha sahneye çıkması, yükselen formunun tesadüf olmadığını kanıtladı. Özellikle Olaitan’ın ceza sahası dışından attığı gol, yalnızca skoru belirleyen bir vuruş değildi; takımın hücumda farklı çözümler üretebildiğinin de göstergesiydi. Italiano’nun iki santrforlu düzene geçildiğinde takımın daha tehlikeli olduğunu vurgulaması da dikkat çekici. Beşiktaş’ın elinde farklı oyun planlarını uygulayabilecek bir hücum gücü varsa bu, sezonun geri kalanında önemli bir avantaj sağlayabilir. Yine de bu potansiyelin büyük maçlarda ve zorlu deplasmanlarda da karşılık bulması gerekiyor.
Gecenin belki de en önemli ayrıntısı, Beşiktaş’ın 6 maç sonra gol yemeden sahadan ayrılmasıydı. Son haftalarda savunmada yaşanan sorunlar, takımın iyi hücum etse bile maçları kontrol etmekte zorlandığını gösteriyordu. Başakşehir karşısında alınan sonuç, bu açıdan olumlu bir işaret. Ancak tek bir maçla savunma problemlerinin çözüldüğünü söylemek için erken. Italiano’nun oyuncularına eski konsantrasyonlarını ve mücadele sertliklerini hatırlatması, sorunun yalnızca taktiksel olmadığını düşündürüyor. Beşiktaş’ın sezon başındaki disiplinli görüntüsüne dönmesi gerekiyor. Çünkü şampiyonluk yarışı, yalnızca gol atabilenlerin değil, kötü oynadığı günlerde bile kalesini koruyabilenlerin de yarışıdır. Orkun’un yokluğunda kazanmak önemli, fakat asıl başarı eksiklere rağmen oyun standardını koruyabilmek.
Siyah-beyazlılar, kendi sahasında rakiplerine kolay teslim olmayan bir takım görüntüsü çiziyor. Fakat bu tabloyu şampiyonluk iddiasına dönüştürmek için iç saha başarısının ötesine geçmek şart. Beşiktaş’ın zaman zaman gösterdiği yüksek enerji ve hücum çeşitliliği, sezonun tamamına yayıldığında gerçek bir güce dönüşebilir. Aksi hâlde birkaç etkileyici galibiyet, istikrarsızlığın üzerini örten geçici sonuçlar olarak kalır. Başakşehir galibiyeti, Beşiktaş’ın yarışta olduğunu gösterdi; şimdi sıra bu iddiayı sürdürülebilir bir performansla kanıtlamakta. Çünkü şampiyonluk, rakiplerin puan kaybetmesini beklemekle değil, her hafta kendi standardını yükseltmekle kazanılır.

