Kilise, yarattığı Baba Tanrı'ya inandırabilmek için müziği kullanmıştır

04:001/11/2015, Pazar
G: 13/09/2019, Cuma
Yalçın Çetinkaya

Daha milâddan sonra dördüncü yüzyıl ve sonrasında, feodal Avrupa'da, gelişmiş bir “Avrupa Aklı ve Düşüncesi”nden sözetmek mümkün değildi. MS 4. yüzyılda siyasî otoriteyle birlikte İncil'i ve öğretisini yeniden dizayn eden Kilise'nin müşteri ve müdavimleri daha ziyade burjuvanın hizmetindeki köylüler, cahil halk yığınları olmuştur. Çünkü siyasal otoritenin talepleri doğrultusunda yeniden dizayn edilen İncil ve yaratılan yeni “Baba Tanrı”, akıl ve mantığın algılayabileceği mahiyette değildir. Bu yüzden

Daha milâddan sonra dördüncü yüzyıl ve sonrasında, feodal Avrupa'da, gelişmiş bir “Avrupa Aklı ve Düşüncesi”nden sözetmek mümkün değildi. MS 4. yüzyılda siyasî otoriteyle birlikte İncil'i ve öğretisini yeniden dizayn eden Kilise'nin müşteri ve müdavimleri daha ziyade burjuvanın hizmetindeki köylüler, cahil halk yığınları olmuştur. Çünkü siyasal otoritenin talepleri doğrultusunda yeniden dizayn edilen İncil ve yaratılan yeni “Baba Tanrı”, akıl ve mantığın algılayabileceği mahiyette değildir. Bu yüzden yeni kilise öğretisi ve özellikle yeni tanrıyı sorgulamadan, kilisenin söylediği her şeyi doğru kabul edip inanan insan tipi makbuldür. !”. Zîrâ “İsa'nın babası” olarak tanıtılan yeni tanrı ve kilise öğretisi, kendi içindeki ciddî tutarsızlıklar sebebiyle epey önemli ve cevaplanması zor sorularla karşılaşmıştır. Bu sorulara cevap vermekte zorlanan Kilise, yeni muharref kutsalın ve tanrının sorgulanmasına yasak getirmiştir. “Her şey hakkında soru sorabilirsiniz, ama tanrı hakkında asla”. Ancak Rönesans'tan itibaren Kilise'ye karşı bir uyanışın başladığını söylemek mümkün.

Siyasî otoriteyle birlikte İsa'nın (aleyhisselâm) getirdiği dîni yeniden dizayn eden ve buna uygun bir de “tanrı” yaratan Kilise'nin önündeki en büyük sorun, yeni öğretiyi cahil halk nazarında daha inandırıcı hâle getirmek, kiliseye yönelişi artırmak idi. Müzik, o dönemden itibaren kilisenin imdadına yetişti, muharref kutsalın ve yeni tanrının propagandasının yapılıp halka öğretilebileceği en pratik ve etkili yol olarak görüldü.

Hıristiyan dünya, kilise öncülüğünde ses cevherinin tabiiliği ve fıtrîliğine müdahale etmiş, o cevheri yeni öğretiye göre bozmuş, değiştirmiş ve indirgemiştir. Hıristiyanlık, kutsalın anlamını ve muhteviyatını değiştirmiştir. Bu değişince de buna bağlı olarak varolan her şeyin anlam ve muhteviyatı değişmiştir. Eşyanın anlamı değişmiştir. Batı dünyasında, özellikle Katolik Hıristiyanlıkta müzik, dördüncü yüzyıldan itibaren tahrif edilen kutsalın muharref muhteviyatına uygun olarak yeniden formatlanmıştır. Bu tasarlama sürecinde, aslında kendilerinin de Doğu”dan aktardıkları zengin ses cevherinde önemli değişikliklere gitmişler, bu cevheri, muharref kutsallarına indirgemişlerdir.

Nitekim Milano Piskoposu St. Ambrossius (MS 340-397), müziği muharref kutsal ve yeni tanrının kitlelere anlatılması yolunda epey çalışmış bir din adamıdır. “St. Ambrossius ilâhîleri” olarak bilinen ve o günün popüler şarkılarının orijinal sözlerinin yerine muharref İncil'den pasajlar yazılmak suretiyle elde edilen ezgiler, müziğin muharref kutsalı yaygınlaştırmak ve hatta inandırıcı hâle getirmek için bulunmuş çok zekice bir uygulamadır. Aziz Ambrossius'un bu yeni ilahi formunun, havralardaki antifon (karşılıklı ilâhî okuma) yönteminden esinlendiğini de hatırlatmak isterim. Nitekim Ambrossius, özellikle kadınlı erkekli gençlerden kurduğu korolarda antifon yöntemi ile ilâhî okutur. Bu süreçte kilise, sesi güzel ve enstrUman çalmaya kabiliyetli kadın erkek gençlerin toplandığı ve kutsal müzik yaptığı bir mekân hâline gelir. Popüler şarkıların sözlerini değiştirip onların yerine muharref İncil'den pasajlar koyarak yeni dîni anlatmak fikri fena değildir ve nitekim kısa sürede kiliseye olan ilgi artar, genç kadınlar ve genç erkekler hep birlikte muharref kutsalı seslendirir. Üstelik çok sevdikleri ve zaten dillerine doladıkları popüler şarkılarla… Meselâ Tarkan'ın “Oynama şıkıdım şıkıdım” ya da İbrahim Tatlıses'in “Mavi mavi masmavi” adlı parçalarının sözlerini “Halleluya” olarak değiştirildiğini bir düşünsenize !
#Avrupa Aklı ve Düşüncesi
#Baba Tanrı
#müzik
#Halleluya