1840 yılında Britanya İmparatorluğu Kudüs''te bir elçilik kurduğunda İngiliz Lord Palmerston ''Britanya İmparatorluğu''nun yüksek çıkarlarını korumak üzere'' burada bir Avrupalı Yahudi yerleşim kolonisi kurma fikrini ortaya attı. Filistin''de kurulacak Müslüman olmayan bir devlet ingiliz emperyalizminin Ortadoğu''da ileri karakolu olacak hem de Avrupa''daki Yahudi nüfus azaltılmış olacaktı.
Osmanlı Devleti''nin elindeki bu topraklarda o zamanlar sadece Araplar ve Türkler yaşıyordu.
***
Tahrif edilmiş Tevrat''a göre Nil nehri ile Fırat nehri arasındaki topraklar zaten ''Tanrı''nın (Yahova) İsrail oğullarına vadettiği topraklardı.
Filistin''de Yahudilerin oturduğu ilk yerleşim yeri 1860''da kuruldu. Filistin''e Yahudi göçü de Rus Çarı II.Aleksendr''in öldürülmesi ile hızlandı.
***
Osmanlı devletinde Yahudilerin toprak satın alması yasaktı. Ticaret, tefecilik, bankerlik, kuyumculuk ve gümrüklerle ilgili işler yapabiliyorlardı.
1882 yılında, Osmanlı Devleti hacılar hariç tüm Yahudilerin Filistin''e girişini yasakladı.
Yahudiler sahte pasaport kullanmak suretiyle bu engeli de aşmayı başardılar. Yahudiler satın aldıkları toprakları kendi adamları olan yerli halktan kimselerin üzerine tapu çıkararak alıyorlardı.
Tıpkı bugün GAP''- ta ve diğer bölgelerde yaptıkları gibi.
***
1896 yılında Filistin''i Siyonist harekete bağışlaması yolunda Osmanlı İmparatorluğu''nu ikna etmeye yönelik bir plan ortaya atıldı.
1854''de Osmanlı Devleti Kırım Harbi''ne girerken ilk dış borcunu alıyordu.
Otuz sene içinde Osmanlı Maliyesi borç ve faiz ödemelerine dayanamayarak aynen 13 sene önceki gibi iflas etti.
Duyun-Umumiye''yi yani bir çeşit bugünkü IMF yi kabul ederek maliyesini, iktisadi idaresini Avrupalılara teslim etmişti.
Teodor Herzl 1896 yılında Osmanlı İstihbaratının Avrupadaki ajanlarından Newlinski ile İstanbula gelerek II.Abdülhamit''le görüştü.
Yirmi milyon altın karşılığında Yahudilere Filistin''e yerleşme ve özerk idare hakkının tanınması teklifini Padişah 2.Abdülhamit reddetti.
Satsaydı Osmanlı''nın bütün borcu kapanacaktı
***
2 Kasım 1917''de ilan edilen Balfour Deklarasyonu''ndan kısa süre önce Britanya, Osmanlı''nın Ortadoğu''daki topraklarının büyük bölümünü ele geçirdi.
11 Aralık 1917''de de üç dinin kutsal şehri Kudüs düştü.
Filistin İngilizlerin idaresine geçince Yahudilere arazi satış yasağı kaldırıldı.
1932''de Hitler''in iktidara gelmesi ile göçler hızlandı.
***
1917''de Filistin''de 56.000 Yahudi, 644.000 Filistinli Arap vardı.
İngiliz emperyalizmi yöredeki Filistin ekonomisinin istikrarını bozmak için gerekli yolları açtı.
Manda hükümeti Yahudi sermayesine ayrıcalık tanıdı.
Filistin''deki devlet imtiyazının yüzde 90''ını onlara ayırdı.
Bu Siyonistlere ekonomik altyapının (yol projeleri, Ölü Deniz''deki maden yatakları, elektrik, limanlar, vb.) denetimini ele geçirme imkanını verdi.
1935''e kadar Siyonistler Filistin''deki toplam 1212 sanayi şirketinin 872''sini ellerine geçirmişlerdi.
Arap işgücü aleyhine çıkarılan ayrımcı iş yasaları sonucu Araplar arasında büyük çaplı işsizlik başgösterdi.
1936-1939 arası Filistinliler büyük bir başkaldırı ve isyan çıkardılarsa geç kalmışlardı.
***
Gerisini biliyorsunuz.
Allahü Ekber diyerek birbirlerini öldüren, Müslümanlardan oluşan birbirlerine düşman parçalanmış bir İslam alemi.
Ve kendini medeni olarak pazarlayan Batı''nın aç köpeklerinin insafına terkedilen Afganistanlı, Iraklı, Suriyeli, Myanmarlı, Uygurlu, Çeçenistanlı ve Filistinli milyonlarca Müslüman...
Günün sözü: Aç canavara karşı sevgi, canavarın merhametini değil, iştahını açar; hem de diş ve tırnağının kirasını da ister. Said Nursi
Başlıklar :

