Bu dile kemik gerek

Sercan Zorbozan
00:00, 05/09/2013, Perşembe
Yeni Şafak
Bu dile kemik gerek
Bu dile kemik gerek

İnsanlık halkı olarak temel sorunumuz bu, üslupsuzluk, yıkıcılık, temelsizlik. Yaşayan en büyük felsefecilerden Jürgen Habermas, ''Kamusallığın Yapısal Dönüşümü'' kitabında Fransız felsefeci Pierre Bayle''den alıntıyla, ''hiciv'' ve ''lekeleyici yargı'' arasına kalınca bir çizgi çeker, meseleyi kavrayışı, ele aldığımız konuyla birebir bağlantılıdır

İnsanlık tarihi bir bakıma eleştirinin tarihidir. Kutsal kitaplarda dahi şeytanın insanı eleştirerek, kıyamet günü son bulacak o büyük mücadeleyi başlattığını okumuşuzdur. Bu mücadele olumsuzlukların her türlüsüne kaynaklık etmiştir. Ama tam tersinden bakalım, Tanrı''nın insanı eleştirdiği ve doğru olana yönelttiği eleştirilere de rastlarız, mesela Kur''an-ı Kerim''in birçok ayeti, insanın yanlışa düştüğü yerde Yaratıcı tarafından eleştirilerek hizaya sokulması şeklinde kurgulanmıştır. Bu da yapıcı eleştiridir ve dolaylı olarak yapıcı eleştiri, inananlar için uhrevi, rahmani bir çerçeveye oturtulabilir. Yani kutsaldır.

Eleştiri mekanizması her zaman üstte bahsettiğim zeminlerde ilerlemiyor ne yazık ki, meseleyi güncele bağlayacak olursak, siyasette, edebiyatta, duygusal ilişkilerde, kısacası hayatımızın her alanında eleştirinin yıkıcı yönünü daha fazla kullanıyoruz. Örneğin, kız arkadaşımızı hoşlanmadığımız bir huyuyla ilgili ikaz ederken sesimizi yükseltebiliyoruz, siyaset yaptığımız arenada muhalefet ediyorsak genellikle ucuz, popülist ve muhatabımızı küçük düşürecek laflarla konuya giriyoruz. Beğenmediğimiz bir romanı eleştirmeye çalışırken hiç alakası olmayan yerlerden bağlantılar kurup, romanın yazarının özel hayatını iğdiş ederek esere olan saygıyı ve sanatsal sorumluluğu bir kenara itip düzeyi mahalle dedikodusu çizgisine düşürebiliyoruz.

HİCİV VE LEKELEYİCİ YARGI

İnsanlık halkı olarak temel sorunumuz bu, üslupsuzluk, yıkıcılık, temelsizlik. Yaşayan en büyük felsefecilerden Jürgen Habermas, ''Kamusallığın Yapısal Dönüşümü'' kitabında Fransız felsefeci Pierre Bayle''den alıntıyla, ''hiciv'' ve ''lekeleyici yargı'' arasına kalınca bir çizgi çeker, meseleyi kavrayışı, ele aldığımız konuyla birebir bağlantılıdır. ''Bayle'' der Habermas, ''critique ile satires (hiciv) ve libelles diffamatoires (lekeleyici yargı) arasında ayrım yapar; siyasal yönden sınırı aşarak suçlu duruma düşen eleştiri, yozlaşıp hiciv haline gelir.'' Hiciv geçmişten günümüze ülke siyasetinde bazen sevimli ama çoğu zaman ucuzlaştırılmış bir şekilde uygulandı, hafızamızı biraz tazelersek yüzlerce örneği çekip çıkartabiliriz zihnimizden. Bayle''nin vurguladığı ''siyasal yönden sınırı aşmak'' Türkiye siyasetinde, eleştirinin yapıcı ve herkese bir şeyler kazandıracak yönünü es geçip, eleştiriye son nokta konulduğunda hedef alınanın yakıp kül olmasını keyifle izleyeceğimiz bir parodi halinde sergileniyor.

Siyasetin siyasetteki ölçüsü değişken olabilir ama siyasetin halktaki ölçüsü samimiyettir, halk, samimi gördüğü insana oyunu verir, meclis kürsülerinden birbirlerine ateş püsküren siyasetçilere değil. Yozlaşmaya yüz tutmuş bir eleştiri ortamında doğruların bir önemi yoktur çünkü bizzat en baştan yanlış yöne kırılmıştır dümen ve yozlaşma, her türlü yanlışın ''cennetten kovduran elma'' kadar çekici bir bahanesidir. Muhalefet edilene sırf karşı çıkmak için muhalefet yapıldığından ötürü de, geldiğimiz nokta, ''benim bahçem kirliydi ama senin tavukların geldi, pisleyip kirletti'' gibisinden sığ görüntüler vermektedir. Halbuki tavuk kümese kapatılabilir, bahçedeki pislik temizlenebilir, yeter ki iki taraf da ellerine kazma kürek saplarını almasınlar.

ÇÖZÜM SÜRECİ, YASAK ELMALAR

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, geçtiğimiz gün bir açıklama yaptı, Eylül ayı içerisinde çözüm süreciyle ilgili somut adımlar atılmazsa durumun eskisinden de kötü olabileceğine yönelik tehditvari cümleler sarfetti. Süreç içerisinde örgütün de devletin de kendi tabanlarını kontrol altında tutma adına benzer türde açıklamaları olmuştu ancak ne devlet cephesinden ne de örgüt cephesinden, somut adımlara tam bu kadar yaklaşmışken böylesine irrite edici bir beyan gelmemişti. Bayık''ın bu açıklamalarını yapıcı-yıkıcı eleştiri bağlamında değerlendirebiliriz zannedersem.

Bir misalle pekiştirelim, 1973 yılında İsrail ve Suriye-Mısır ittifakı arasında yaşanan Yom Kippur Savaşı, ABD ve Sovyetler Birliği arasında tam bir diplomasi mücadelesine dönüştü. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger''in, bu kriz sırasında gerçekleştirdiği tüm telefon görüşmelerinin dökümlerinden oluşan bir kitabı var, Türkiye''de ''Kriz: İki Büyük Dış Politika Krizinin Anatomisi'' adıyla basıldı. Kitapta okuduğunuz kadarıyla Kissinger, en büyük müttefikleri İsrail''in savaşı kaybetme noktasına geldiği vakitte dahi gerek Sovyet gerekse Mısır-Suriye diplomatlarıyla gerçekleştirdiği görüşmelerdeki üslubu, çözüm sürecinin kurmay-tarafları için örnek teşkil edecek nitelikte.

KISSINGER ÖRNEĞİ!

İlginç bir bölümü alıntılıyorum: Dönemin Mısır Dışişleri Bakanı Muhammed El Ziyad, New York''taki Mısır elçiliğinin önünde yapılan gösterilerle ilgili olarak Kissinger''i arar ve ''Elçiliğimizin camları kırılıyor, canımız tehlikede'' minvalinde bir şeyler söyler. Kissinger ise hiç beklemeden cevap verir: ''Hayır, hayır, bu mazur görülemez. ABD hükümeti adına sizden özür dilememe izin verin.'' Telefonu kapatır kapatmaz New York Belediye Başkanı John Lindsday''ı arayarak elçiliği koruma altına aldırtır. Bu diyaloğun gerçekleştiği günlerde savaş henüz yeni başlamıştır ve ABD, çıkarlarını en yüksek düzeyde tehdit eden Mısır Devleti''nin yetkilileri ile o hengamenin ortasında dahi olumluluk seviyesini korumaya çalışmaktadır.

Demek istediğim şu ki,, sadece 26 gün süren ve tüm dünyayı diplomatik-askeri bir krizin eşiğine getiren böyle bir savaş ortamında bile üslup ve yapıcı eleştiri mekanizmaları sonuna kadar kullanılıyorken, 30 yılı aşkın süren bir çatışmayı nihayete erdirmek için herkesin elini taşın altına soktuğu böyle bir ortamda, tüm tarafların üsluplarına azami ölçüde dikkat etmeleri gerekiyor. Tehdit, baskı unsuru gibi yöntemler ikili görüşmelerde kullanıldığı zaman etkili olabilir, milyonlarca kişinin okuduğu internet sitelerinde ve gazete köşelerinde kıldan ince kılıçtan keskince bir süreç hakkında taraflardan ziyade halkı tahrik edecek söylemler hepimizi o kıldan ince kılıçtan keskin köprüden aşağı yuvarlamaya yetebilir. Zaman mantıklı davranmak zamanıdır.

Başlıklar :
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026