
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.
Gece gündüz demeden bir insanımıza ulaşmak için her teşkilatımın her bir neferine selamlar gönderiyorum. AK Parti Grup toplantımızın ülkemize demokrasimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.
"Sporcularımızın alınlarından öpüyorum"
Öncelikle 2026 Dünya Kupası play off finalinde Kosova’yı mağlup ederek Dünya Kupası’na katılmaya hak kazanan Milli takımımızı, 'bizim çocukları' canı gönülden tebrik ediyorum. Ay yıldızlı bayrağımızı 24 yılın ardından futbolun bu en büyük sahnesinde dalgalandıracak olan milli takımımıza önce Avustralya, Paraguay ve Amerika’ya karşı oynayacağımız grup maçlarında, daha sonra inşallah finale kadar gideceğimizi ümit ettiğimiz mücadelelerde şimdiden başarılar diliyorum. Bizim çocukların her zaman olduğu gibi ay yıldızlı formayı zaferden zafere taşıyacağına, aziz milletimizin göğsünü kabartacağına yürekten inanıyorum. Tüm sporcularımızın alınlarından öpüyorum.
İslam aleminin huzura kavuştuğu, Gazze'den Lübnan'a Sudan'dan Yemen'e İran'dan Körfez'e bölgemizin dört bir yanında barış rüzgarlarının estiği, bayramların bayram gibi yaşandığı o güzel günlere Rabbim hepimizi eriştirsin.
Genişletişmiş İl Başkanları Toplantımızda detaylarıyla anlattığımız Ramazan faaliyetleri dolayısıyla sizleri ayrı ayrı tebrik ediyorum. Yine kırmadan, dökmeden, ayrıştırmadan, tam tersine gönüller kazanarak yola devam edecek, milletimizin hayır duasına mazhar olabilmek için geceyi gündüze ekleyeceğiz.
86 milyonu kendimize kardeş, kalemdaş bilecek, kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Ramazan Bayramımızın tekrar kutlu ve mübarek olmasını, barışa ve huzura vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz ediyorum.
Aynı şekilde Türkiye başta olmak üzere ortak coğrafyamızda baharın müjdecisi olan Nevruz Bayramınızı tebrik ediyorum. 5-10 provokatörün kundaklama girişimlerine rağmen Nevruz'u herhangi bir taşkınlık yaşanmadan kutlanmasından duyduğum memnuniyeti bir kez daha dile getiriyorum. Nevruz'un da hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Bakınız burada samimi bir durum tespitinde bulunmak istiyorum. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak biz bölgemizin içinden geçtiği sancılı dönemde üslubumuza çok özen gösteriyoruz. Kırıcı olmamaya özellikle dikkat ediyoruz. Sükuneti elden bırakmıyoruz.
CHP'ye tepki: Sükutumuz edebimizdendir
Ramazan-ı Şerif boyunca muhalefetin partimizi hedef alan sözlerini kimi zaman görmezden geldik, kimi zaman belki kendilerine çeki düzen verirler umuduyla hareket ettik. Mecbur kalmadıkça, iş çığırından çıkmadıkça sataşmalarına cevap vermedik. Etrafımız ateş çemberine dönmüşken, sınırlarımızın ötesinde füzeler uçuyorken bizi meşgul edecek her türlü siyasi tartışmadan uzak durduk. Şunu herkes bilsin ki sükutumuz atılan iftiraları sineye çektiğimizden değildi. Tam tersine edebimizdendi. Vaktimizi israf etmek yerine sadece işimize odaklandık.
"Devrim niteliğindeki bu teknolojiyi yaygınlaştıracağız"
Bugün bir kez daha açık açık söylemek isterim biz 23 yıldır olduğu gibi bugün de taş üstüne taş koymanın çabasındayız. Biz coğrafyamızın farklı köşelerinde akan gözyaşlarını silmenin, mağdurlara el uzatmanın derdindeyiz. Milletimiz için koşturmaya devam ediyoruz. Muhalefetin köpürttüğü sanal gündemlere takılmadan emin adımlarla yürüyoruz. Dün İletişim ve Haberleşme alanında ülkemizde yepyeni bir dönemi başlattık. Türkiye bugünden itibaren 5G teknolojisi ile tanışmış oldu. Ülkemizin rekabet gücünü artıracak, enerji ve üretimimi yükseltecek, dijital bağımsızlığımızı perçinleyecek 5G teknolojisini ülkemize kazandırmanın bahtiyarlığını yaşadık. 5G inşallah ülkemizi dijital dönüşümünün merkezine taşıyacak. Devrim niteliğindeki bu teknolojiyi yaygınlaştıracağız. İlk etapta yoğun trafik bölgelerinden başlayacak, bu teknolojiyi ülkemizin her köşesine taşıyacağız. Çok geniş bir dönemin kapılarını açacak 5G teknolojisinin bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum.
Size ve tüm teşkilatıma altını çizerek ifade etmek isterim ki bizim gerçekten çok büyük sorumluluklarımız var. Bizim bölgemizdeki yangından ülkemizi korumak gibi bir vazifemiz var. Milletimizin huzurunu temin etmek gibi ağır bir mesuliyetimiz var. Bunları hiçbir zaman unutmayacağız. Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz.
"Bizim vazifemiz ülkemizi bölgemizdeki yangından korumak"
Size ve tüm teşkilatıma altını çizerek ifade etmek isterim ki bizim gerçekten çok büyük sorumluluklarımız var. Bizim bölgemizdeki yangından ülkemizi korumak gibi bir vazifemiz var. Milletimizin huzurunu temin etmek gibi ağır bir mesuliyetimiz var. Bunları hiçbir zaman unutmayacağız. Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz.
"Hadsize haddini bildirmenin kırk yetime kaftan giydirmekten daha üstün olduğunu bileceğiz"
Muhalefetin çirkin tavırları nedeniyle bunu sizlere hatırlatma gereğinde bulunuyorum. Bu milletin gözünü boyayamazsınız, bu milleti kandıramazsınız, bu millete siyasi cambazlığı siyaset diye yutturamazsınız.
Ana muhalefet partisinin Ramazan da bile ara vermediği, son günlerde iyice çirkinleştirerek sürdürdüğü saldırgan söylemlerini benim vatandaşım takip etmekte, bunlara hak verdiği notu vermektedir.
İçinden geçtiğimiz hassas dönemde öfkenin, nefretin, çatışma ve kavga dilinin siyaseti zehirlemesine göz yummayacağız. Gerektiğinde hadsize haddini bildirmenin kırk yetime kaftan giydirmekten daha üstün olduğunu da çok iyi bileceğiz.
"Bu ülkede darbeciliğin ve cuntacılığın kitabını CHP yazmıştır"
Şimdi değerli kardeşlerim, bu ülkenin cumhurbaşkanına, bu ülkenin iktidar partisine çok seviyesiz şekilde dil uzatmak, çok çirkin ifadelerle hakaret etmek, ana muhalefetin başındaki zat dâhil kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir.
Türkiye demokrasisini hedef alan provokasyonların tamamında CHP'nin parmak izi vardır. 27 Nisan bildirisi öncesinde toplumu ve siyaseti geren CHP'dir. Gezi olaylarında sokak darbesine yeltenenlerin sırtını sıvazlayan CHP'dir, 17 - 25 aralık darbe teşebbüsünde darbecilere çanak tutan CHP'dir. 15 Temmuz ihanetinde kontrollü darbe iftirası atarak darbecileri aklamaya çalışan yine CHP'dir.
Kimse kusura bakmasın Türkiye'nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar.
Darbecilik CHP'nin karakteridir, ruhudur, kimliğidir. Darbeye ve darbecilere destek CHP'nin milli sporudur.
CHP bu ülkede darbeciliğin vücut bulmuş halidir. Nasıl tenekeyi sarıya boğmakla altına dönüşmezse CHP'nin darbeci geleneği değişmez değişirse geriye CHP kalmaz.
Özgür Özel'e tepki: "Ruh hali bozuk"
Çok değerli kardeşlerim, karşımızda ne kalibremize, ne kalitemize ne de sıkletimize uygun bir siyasi rakip var. Maalesef ana muhalefet partisinin genel başkanlık koltuğunda ağzı bozuk, ruh hâli bozuk, önüne gelene hakaretler savuran, dahası hakaretlerinden yüzü dahi kızarmayan bir karakter bulunmaktadır. CHP’li vatandaşlarımızın da giderek pervasızlaşan bu söylemlerden, bu akıl ve ahlak tutulmasından rahatsızlık duyduğunu çok iyi biliyoruz. Ben bu seviyesizliği hiç kimseye değil, aziz milletime şikâyet ediyorum, aziz milletime havale ediyorum.
"Belediye kaynakları CHP’li başkanların hanı değildir"
Burada CHP’nin başındaki zata sadece şu hatırlatmayı yapmak istiyorum. Kabahat samurdan kürk olsa kimse üstüne almazmış. Bunu anlıyoruz. Siz de bugüne kadar yoldan geçen vatandaştan, havada uçan kuşa kadar ilgili ilgisiz herkese suç attınız, kabahat buldunuz, günah keçisi ilan ettiniz. Ama bir gün olsun “Hırsızın hiç mi suçu yok?” sorusunu sormadınız. Özellikle biz dik durduk. Yolsuzluğu ihbar edenlerle, rüşvet verdim diyenlerle uğraştığınız kadar rüşveti alanlarla, yolsuzluk yapanlarla, esnafı haraca bağlayanlarla, belediyeleri arpalığa çeviren karakter fukaralarıyla uğraşmadınız. Kusura bakmayın. Fakat bu ülke CHP’nin hanı yağması değildir. Belediye kaynakları CHP’li başkanların hanı değildir. Dolayısıyla hiç kimse size “Yiyin efendiler yiyin. Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin.” demez, diyemez, demeyecektir.
Türkiye Cumhuriyeti’nde kimsenin suç işleme, yolsuzluk yapma, milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı yoktur. Üstünlerin hukukunun egemen olduğu günler eski Türkiye’de kalmıştır. Çalanın, çırpanın, soyanın yanına kâr kaldığı günler artık geride kalmıştır. Daha önce defalarca söyledim, bugün tekrar ifade ediyorum. Biz bu sürecin tarafı değiliz. Sadece milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz. Bunun da hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yapılmasını arzu ediyor, adil ve tarafsız bir yargılamayla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını, suçu sübut bulanlardan hukuk önünde hesap sorulmasını, adaletin tecellisi ile birlikte Türkiye’nin safralarından kurtulmasını istiyoruz.
"Önceliğimiz ülkemizin bu fırtınalı dönemi kazasız belasız atlatmasıdır"
Bölgemizde 28 Şubat'ta başlayan ve birinci ayını dolduran savaş tehlike ve tehdit düzeyini artırarak devam ediyor. Önceliğimiz ülkemizin bu fırtınalı dönemi kazasız belasız atlatmasıdır. Türkiye'yi bu yangının uzağında tutmaya kararlıyız. Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden temkinli itidalli dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yönetiyoruz.
Dışişleri Bakanımız İslamabad'da düzenlenen Suudi Arabistan Mısır Pakistan dışişleri bakanlarının bir araya geldiği dörtlü toplantıya iştirak etti. Toplantıda endişelerimizi ve savaşı durdurmak için atılabilecek müşterek adımları dile getirdik.
Milli Savunma Bakanımız MİT başkanımız ve diğer arkadaşlarımız kendi görev alanları içinde yoğun çaba sarf ediyorlar.
Türkiye'nin tavrı çok berraktır. Bölgemizde barışın hakim olması için ne yapılması gerekiyorsa bunları yapmayı tereddütsüz görev biliyoruz.
Akan kanın durması silahların susması sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için şayet iğne ucu kadar umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur.






