Yalçınkaya görüşünü son gün bildirdi

ANKARA (A.A)(İHA)
00:0030/05/2008, Cuma
G: 30/05/2008, Cuma
Yeni Şafak
Yalçınkaya görüşünü son gün  bildirdi
Yalçınkaya görüşünü son gün bildirdi

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Yalçınkaya, kapatma davası ile ilgili olarak esas hakkındaki görüşünü Anayasa Mahkemesi'ne gönderdi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, AK Parti hakkındaki kapatma davasıyla ilgili esas hakkındaki görüşünü Anayasa Mahkemesi'ne gönderdi. AK Parti'nin sunduğu ön savunmanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesinin ardından 1 ay içinde esas hakkındaki görüşünü sunması gereken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, yasal sürenin son gününde esas hakkındaki görüşünü yüksek mahkemeye bildirdi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının esas hakkındaki görüşü AK Parti'ye gönderilecek, AK Parti de 1 ay içinde esas hakkındaki savunmasını yapacak.



Daha sonra belirlenecek bir tarihte Yalçınkaya sözlü açıklama, AK Parti yetkilileri de sözlü savunma yapacak. Bütün bu aşamalarda istenebilecek ek süre taleplerini Anayasa Mahkemesi değerlendirecek. Bu sürecin ardından, davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak Anayasa Mahkemesi raportörü, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu işlemler sürerken, gerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı gerekse davalı AK Parti ek delil veya yazılı ek savunma verebilecek. Raporun, Anayasa Mahkemesi'nin 11 üyesine dağıtılmasının ardından, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç toplantı günü belirleyecek. Üyeler, belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak.



AK Parti hakkındaki kapatma davasını 11 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi Heyeti karara bağlayacak. Asıl üyelerden herhangi birinin bulunmaması veya emekliye ayrılması durumunda 4 yedek üyeden en kıdemlileri heyete katılacak.

Anayasa'ya göre bir siyasi partinin kapatılmasına karar verilebilmesi için nitelikli çoğunluğun oyu aranacak. Buna göre, kapatma kararı için Anayasa Mahkemesi'nin 11 asıl üyesinin en az 7'sinin oyu gerekecek.



AMAÇLARINA ÖRTÜLÜ BİR PROGRAMLA ULAŞIYORLAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Anayasa Mahkemesi'ne sunduğu esas hakkındaki mütalaasında AK Parti'nin, kapatılan Fazilet Partisi'nde liderlik mücadelesi veren ve kaybeden bir ekip tarafından kurulduğunu belirterek, iddianamede yer alan tüm iddiaların delilleriyle ortaya konduğunu ifade etti.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Anayasa Mahkemesi'ne AK Parti hakkında açılan kapatma davasıyla ilgili esas hakkındaki mütalaasını bugün sundu. Alınan bilgiye göre Yalçınkaya, Anayasa Mahkemesi'ne sunduğu esas hakkındaki görüşünde davalı partinin iddianameye cevap olarak nitelendirdiği ön savunmasında, iddianamenin delil niteliği olmayan siyasi ve subjektif olgular ve değerlendirmeler esas alınarak, korku ve vehimlerden hareketle geleceğe yönelik spekülatif öngörülere yer verilmek suretiyle düzenlendiğini, iddianamede delil olarak sunulan beyan ve eylemlerin özgürlükçü demokratik ve laik rejime yönelik bir tehdit oluşturmadığını, iddianamenin vehimlere dayalı bir algılama hatasının ürünü olduğunu, belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin savunduğuna işaret etti.

AK Parti'nin laikliğe aykırı faaliyetleri nedeniyle Anayasa Mahkemesi'nce kapatılan Fazilet Partisi'nde liderlik mücadelesi veren, kaybedince de ayrılan bir ekip tarafından kurulduğunu kaydeden Yalçınkaya; bu ekibin, mirasçısı olduğu laik rejim karşıtı partilerin geçmiş siyasi deneyimlerinden ders çıkardığını, siyasi amaçlarına açık bir eylem ve söylem yerine birkaç aşamada ve örtülü bir programla ulaşmayı hedeflediğini öne sürdü. Yalçınkaya, davalı partinin örtülü programını gerçekleştirirken olası tepkileri bertaraf etmek için demokrasi, insan hakları, din ve vicdan, örgütlenme ve ifade özgürlüğü gibi evrenler değerleri kullanmaya başladığını kaydetti. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve toplumunun AK Parti'nin sistemi tartışmaya açan politikaları nedeniyle ayrıştığını, kamplara bölündüğünü savunan Yalçınkaya, ilgili ilgisiz her konuda dini inançları referans gösterdiğini öne sürdüğü AK Parti'nin, bireylerin laik olamayacağını savunarak laik inanca sahip olanları dinsizlikle eşdeğer tutmak suretiyle toplumda laik-antilaik bir kamplaşma oluşturduğunu iddia etti.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ortaya koyduğu iddiaların, adı geçen partinin genel başkanı başta olmak üzere partiye isnat edilen 71 mensubunun ve hükümetçe atanan bazı kamu görevlilerinin beyan ve eylemlerine, partinin 5.5 yıllık iktidarı süresince devlet ve toplumu şeriat devletine dönüştürme yolundaki faaliyetlerine, hükümetin aynı amaçlı yasa ve mevzuat düzenlemelerine dayandırıldığını ifade eden Başsavcı Yalçınkaya, tüm bu iddiaların kanıtlarıyla ortaya konulduğunu savundu.



KANITLAR USULÜNE UYGUN OLARAK TOPLANMIŞTIR

Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, AK Parti hakkında açtığı kapatma davasıyla ilgili Anayasa Mahkemesi'ne sunduğu esas hakkındaki mütalaasında AK Parti'nin iddianame hakkındaki düşüncelerinin, ifade özgürlüğü ve savunma masuniyetini de aşan, hukukun üstünlüğü ilkesini tahribe yönelik beyanlar olduğunu savundu. Yalçınkaya, hukuki bir savunma yapılması yerine yargıya saldırıyı esas alan bir yöntemin izlendiğini, bu şekilde Yargıtay'a ve anayasal sisteme ağır eleştirilerde bulunulduğunu iddia etti.

Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya, millet iradesini sadece çoğunluğun mutlak egemenliği olarak algılayan, anayasa ve demokrasinin temel ilkelerine aykırı olarak egemenliğin kullanılmasında yalnızca kendisini yetkili gören bir düşence ile bazı iç ve dış odakların, çoğulcu demokrasinin teminatı olan yargı kurumlarını demokrasi adına ağır bir dille eleştirip Türkiye Cumhuriyeti'ni hak etmediği bir konuma soktuklarını öne sürdü. Türkiye'nin AB ile birleşme müzakerelerinin AK Parti zamanında başlamadığına işaret eden Yalçınkaya, uluslararası ilişkilerin parti temelinde değil devletler ya da onu oluşturan kurumlar temelinde yürüdüğünü belirtti.

İddianamenin hukuksal temele dayalı olduğunu savunan Yalçınkaya, davalı partinin eylemleri ve "şeriat devleti amacı" gözetildiğinde kapatma yaptırımının meşru amaçla orantılı, uygun ve yeterli, demokratik bir toplum için gerekli olmadığının iddia edilemeyeceğini ileri sürdü. Kapatmaya konu eylemlerin ceza hukuku kapsamında suç olma zorunluluğu bulunmadığını vurgulayan Yalçınkaya, "Parti kapatılması ceza normunun ihlali ile ilgili bir sonuç olmayıp anayasal düzenin ve demokrasinin hukuki yollardan kendini koruması için anayasada koruyucu bir önlem olarak düzenlenmiştir. Ceza normu ile parti kapatmanın amaçları itibariyle ayrı ayrı koruma önlemi olduğu gözetildiğinde kişisel cezai sorumluluk doğurmayan eylemlerin parti kapatma davasında delil olması mümkündür" ifadelerine yer verdi.

Başsavcı Yalçınkaya, kanıtların usulüne uygun olarak toplandığını, nesel ve somut olduğunu savundu. İddianamedeki savların kanıtlandığını iddia eden Yalçınkaya, davalı partinin genel başkanının, milletvekillerinin, yerel yöneticilerinin eylemlerinin partiyi bağladığını ifade etti. Türbanın bir siyasi simge olduğunu öne süren Başsavcı Yalçınkaya, türbanın din ve vicdan özgürlüğü kapsamında koruma göremeyeceğini, temel bir insan hakkı olarak savunulamayacağını savundu.

Yalçınkaya, esas hakkındaki görüşünde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün davalı parti üyesi ve bu sıfatla Başbakan, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olarak görev yaptığı sıradaki eylemlerinin partiyi bağladığını bildirdi. İddianamede tekzip ve aslı olmayan konuşmalara yer verildiğine ilişkin savunmanın dayanıksız olduğunu öne süren Yalçınkaya, davalı partinin "milli irade kavramından anladığı sınırsız siyasi iktidar algısının, olası çoğunluk diktasının açık işareti" olduğunu ileri sürdü. Başsavcı Yalçınkaya, mütalaasının sonuç bölümünde şu ifadelere yer verdi: "Laikliğe aykırı eylemlerin odağı durumuna geldiğinin tespiti ile eylemlerinin ağırlığı da gözetilerek temelli kapatılmasına, davalı partinin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan başlamak üzere iddianamene isimleri sayılanların temelli kapatılmaya ilişkin kararın Resmi Gazete'de yayınlanmasından itibaren 5 yıl süreyle bir başka siyasi partinin kurucusu, yöneticisi, denetçisi ve üyesi olamayacaklarına karar verilmesi talep olunur."