Çini aşkıyla ülkesini bıraktı

Büşra Sönmezışık
00:0015/12/2013, Pazar
G: 14/12/2013, Cumartesi
Yeni Şafak
Çini aşkıyla ülkesini bıraktı
Çini aşkıyla ülkesini bıraktı

Geleneksel sanatın 33 ustası tarafından 200 sanatçı arasından Çini dalında ikincilik ödülünü alan Japon Sanatçı Yumiko Kuboto, sevincini hocası Prof.Dr. Sitare Turan Bakır'la paylaştı. Kubato, gezmek için geldiği Türkiye'de çinileri görünce hayran kaldığını ve çini yapmayı öğrenmek için memleketinden İstanbul'a geldiğini söylüyor.

Geçtiğimiz ay Zeytinburnu Belediyesi ve Geleneksel Sanatlar Derneği tarafından düzenlenen yarışmada geleneksel sanatlarımızdan Hüsn-i Hat, Tezhip, Minyatür, Ebru, Cilt, Çini, Kaatı' ve Kalemişi alanlarındaki eserler yarışmış 'Geleceğin Ustaları' adıyla yarışmada Japon, Yunan ve Suriyeli sanatçıların eserleri de ödüle layık görülmüştü. Japon sanatçı Yumiko Kuboto da Çini dalında ikincilik ödülünün sahibi olmuştu. Biz de Çini sevdalısı Yumiko Kuboto ve hocası Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Sanatlar Bölümü Çini öğretim görevlisi Prof. Dr. Sitare Turan Bakır'la hoca öğrenci ilişkisini ve Çini sanatı üzerine konuştuk.

Yumiko Kuboto siz 'Geleceğin Ustaları' yarışmasında Çini dalında ikincilik ödülünün sahibi oldunuz. Yarışmadan nasıl haberiniz oldu?
Yumiko:
Arkadaşım yarışma ilanını Facebook'ta görmüş. Bana 'birlikte katılalım mı?' diye sordu. 'Memnuniyetle' dedim. Bu yarışma uluslararası olduğu için katılabildim. Çünkü Kültür Bakanlığı'nın yarışmasına yabancı uyruklu olduğum için çok istediğim halde katılmamıştım.
Ödül sürpriz oldu mu?
Sitare Turan Bakır:
Yarışma sonuçlandıktan sonra Suriye, Yunanistan ve Japonya'dan eserleriyle katılanların olduğunu görmek bizim için de sürpriz oldu. Bunların arasında Üniversitemizin Çini Ana Sanat Dalı Yüksek Lisans mezunumuz öğrencim Yumiko'nun ikinci olduğunu görünce daha da mutlu olduk tabii…
Yumiko siz Japonya'da Güzel Sanatlar okuyup sonra Türkiye'ye geldiniz. Çini Sanatı'nda sizi etkileyen şey neydi?
Yumiko:
Japonya'da Güzel Sanatlar Fakültesi'nde öğrenciyken Türkiye'ye turist olarak geldim. Topkapı Sarayı ve camilerdeki çinilerin güzelliği beni çok etkiledi. Sonra birkaç defa da Türkiye'ye gezmeye geldim. Geldiğimde hep çini ve seramiklere bakardım. Japonya'ya döndükten sonra da Türkiye'den aldığım çini ve seramik kitaplarını inceledim. Öğrenmeye karar verince de Türkiye'ye geldim.
YUMİKO ÇOK ÇALIŞKANDI
Sonra?
Yumiko:
2006'da Türkiye'ye devlet burslu öğrenci olarak geldim. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Çini Ana Sanat Dalında 8 ay misafir öğrenci olarak eğitim gördüm ve Sitare Hoca'dan şahsen ders aldım. Aynı zamanda 1 yıl Türkçe (TÖMER'e) okuluna devam ettim. Sonrasında ise 2 yıl Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinin çini programında yine Sitare Hoca ile yüksek lisans yaptım.
Sitare Hanım siz Yumiko'ya eğitim verdiniz. Adaptasyon sorunu yaşadınız mı? Yumiko nasıl bir öğrenciydi?
Sitare Turan Bakır:
Türk Çiniciliğine dair herhangi bir eğitim almamasına rağmen, Yumiko bana geldiğinde Çiniyi öğrenmek konusunda çok istekli ve kararlıydı. Ben ondan talep etmeden o sonraki adımının ne olacağının planlarını yapmış olarak karşıma geliyordu. Misafir öğrenci olarak lisans derslerime girmeye başladı. Çok hızlı bir şekilde gelişme kaydetti. Hemen ertesi yıl yüksek lisans yapmak istediğini söyledi. Diğer Türk uyruklu adaylarla birlikte aynı şartlarda sınavlara girdi ve başarılı oldu.
Yumiko: Atölyemde Japonlara ders veriyorum
Japon kültürü geçmişimizle ortak bir kültür olsa bile yine de farklı. Çini Türklerin en köklü sanatlarından biri. Yaparken yabancılık çekmediniz mi?
Yumiko:
Bir Japon olarak benden çıkan desenler hem Türk sanatının hem de Japon sanatının etkisi var. Yaptığım tasarımlarla Türk çini ve seramik sanatının geliştirilmesi yolunda bu sanata bir katkı sağlamak istiyorum.
Sitare:
Yumiko ödül aldığı panoda, 16. Yüzyılda gelişen, yarı stilize çiçek üslubu prensiplerini kullanmış. Bu üslup saray nakkaşı Karamemi'ye ait olarak bilinir. Bugün sürekli tekrarlanan Klasik lale, karanfil, gül motifleri yerine farklı çiçeklerden stilizasyonlar yapmış. Taklitçilikten uzak, geleneksel prensipler içinde üretim! Diğer taraftan bu panoda kendi kültürünü de yansıtması çok doğal. Tarihe baktığımızda kültürler yaşadığı toprakların sanatlarıyla hep etkileşim içinde olmuştur. Uzak Doğu sanatları ile bizim de ortak birçok yönümüz var. Bu yüzden de Yumiko'nun fazla yabancılık çekmediğini söyleyebiliriz.
Japonya'ya geri dönmeyi düşünüyor musunuz?
Yumiko:
Hangi ülke olacağı fark etmiyor. İstediğim şey Çini yapmak. Malzemeleri ancak buradan alabiliyorum. Sanatın zaman ve sınır fark etmeden insanları etkileyebileceğini düşünüyorum. Bundan sonra nerede olursa olsun yeni eserler üretmek istiyorum.
Peki şuanda neler yapıyorsunuz?
Yumiko:
Burada bir atölye açtım. Epey zamandır atölyemde çalışıyorum. Japonya'dan gelen öğrencilere hobi olarak çini sanatı hakkında ders veriyorum. Japonlar Türk kültürüne çok meraklıdır. O yüzden çini öğrenmek isteyenler oluyor onlara severek öğretiyorum.
Yapılması zor bir sanattır
Çini sanatını diğer geleneksel sanatlardan ne ayırıyor?
Sitare:
Çini sanatının bir defa teknolojik anlamda zorlukları var. Hat, tezhip, minyatür gibi sanatlar kâğıt üzerinde yapılıyor. Çinide desen tasarlandıktan sonra uygulaması ayrı bir ustalık ve tecrübe gerektiriyor. Kullanılan hamurun, astarın ve sırrının birbiriyle uyumlu olması gerekiyor. Bisküvi üzerine kullanılan renkler fırına girmeden önce farklı görünür. Fırından çıktıktan sonra ise çok farklıdır. Boyayıp fırına attığınızda ortaya ne çıkacağını bilemezsiniz. Patlayıp çatlayabilir. Bu sanat kolunun icrası gerçekten de çok zor. İki önemli boyutu var. Bir taraftan yaratıcı ve çağdaş tasarımların üretilmesi gerekirken, diğer taraftan da teknik açıdan mükemmel ürünlere ulaşılması bekleniyor. Yani İznik örnekleri kadar sert beyaz hamurlu, parlak sırlı, ışıltılı renkler… Çini fırınlarından başarılı sonuçlar alabilmek için, çalışmaların donanımlı bir ekip tarafından gerçekleşmesi söz konusu oluyor. Uzun ve zorlu bir süreç… İznik'te bile birçok atölye hala Kütahya'dan malzeme tedarik ediyor.
Kütahya'da ve İznik'te çok sayıda Çini üretimi yapılıyor. Yapanlar alaylı kimseler. Akademide bundan farklı ne öğretiliyor?
Sitare:
Biz eğitimimizde tasarıma, bunun içinde ise geleneksel ilke ve prensiplerden yola çıkan yeni şeyler ortaya koymaya çok önem veriyoruz. Ancak tasarımı sadece desen bazında düşünmüyoruz. Tasarımda eserin formu, işlevi, estetik değerleri, yansıttığı mesajı, kullanıldığı mekânlarla olan bütünlüğü, hepsinin bir arada değerlendirilmesini bekliyoruz. Eğitim sürecimiz 4 yıl, oldukça uzun. Bu sanatın kısa bir zamanda kavratılması çok da kolay değil. İlk yıl alınan Temel Sanat eğitimi dersleri çok önemli. Alelacele alınmış kurslarla sadece motif çizerek bu tasarımları yapmanız mümkün değil. Çiniciliğe bugün rağbetin arttığını söylüyoruz ama bir taraftan da fazlasıyla yanlış uygulamalar olduğunu görüyoruz. Ama inanıyorum ki zamanla kötüler elenecek iyi olanlar çoğalarak kalıcılık kazanacaktır.
Türk insanı çok samimi
Türkiye'de mutlu musunuz?
Yumiko:
Türkiye'yi çok seviyorum. Sevdiğim bir ülkede bir şeyler yapmak çok keyifli. Burada insanlar samimi ve nazikler.
Hocanız Sitare Hanım sizden çok güzel bahsetti siz onun için ne söylemek istersiniz?
Yumiko:
Hoca olarak benim için çok iyi. Ben çok iyi Türkçe konuşamıyorum. Buna rağmen ondan çok iyi eğitim alabildim. Hocanın söylemek istediklerini hissediyorum çoğu zaman. Sanatta hangi dili kullandığınızın bir önemi yok. Zaten sanatın dili evrensel. Ben bu sanatı Sitare hocadan çok iyi bir şekilde öğrendim.

Sitare: Aramızda çok iyi bir iletişim vardı. Ben ona hep takılıyordum: 'Sen kesin bir dönem saray nakkaşhanesinde yaşamışsın' diyordum. Çünkü verilenleri çok iyi anlıyor ve kavrıyordu.