|
Hayat

Müstesna bir âlim, mefkûreci bir aydın: Osman Turan

Özellikle Selçuklu Tarihi ile ilgili bir mevzubahis olduğunda ya da Türk Kültürü, Türk Cihan Mefkûresi ile ilgili bir kayıt düşüldüğünde ilk hatırlanacak isimlerden birisi olan Osman Turan vefatından yaklaşık yarım asır sonra bir armağan kitapla anılıyor.

Kâmil Büyüker
Kâmil Büyüker
04:00 . 15/11/2022 Salı
Yeni Şafak
Osman Turan

Osman Turan

İlim ve irfan hayatımızda yeri zor dolacak isimlerden birisi olan Osman Turan, vefatının üzerinden geçen yarım asırlık bir zaman sonra yayımlanan bir armağan kitapla yeniden hatırlandı.

Özellikle Selçuklu Tarihi ile ilgili bir mevzubahis olduğunda ya da Türk Kültürü, Türk Cihan Mefkûresi ile ilgili bir kayıt düşüldüğünde ilk hatırlanacak isimlerden birisi hiç şüphesiz Osman Turan’dır. Hafızlarımızda ve ilim tarihimizde derin iz bırakan Osman Turan Hoca, yakın zamanda kaybettiğimiz pek çok değerimiz gibi içinde yaşadığı zaman diliminde hak ettiği ilgiyi layıkıyla görememiş isimlerden birisidir. Hocanın kitaplarını uzun yıllardır yayınlayan Ötüken Neşriyat dışında Ali Birinci Hocamızın yayınladığı biyografi kitabı Osman Turan (Alternatif yay. 2003), Yunus Emre Kaleli’nin 2019’da yayına hazırladığı dört cilt olarak planlanan ve iki cildi neşredilen Türk İlminin Abidesi: Osman Turan, Makaleler (Ötüken yay. 2019) adlı eserler Osman Turan Hocayı daha yakından tanımamıza ve eksik kalan kareleri tamamlamamıza yardımcı olmuşlardı. Şimdi de aynı isimler tarafından yayına hazırlanan Osman Turan’a Armağan kitabı (Ketebe yayınları, Haz. Ali Birinci, Yunus Emre Kaleli, 2022, 396 s.) hem bir vefa borcunun edası hem de eksik kareleri tamamlayıcı vazife ifa ediyor.

Sadece tarih alanında bıraktığı önemli eserleri ve makaleleriyle değil, siyaset sahnesinde milletvekilliğiyle, 1960 ihtilalinden sonra şahsiyetli ve onurlu duruşuyla, sonrasında Türk Ocağı Başkanlığı’ndaki önemli hizmetleriyle anılan Osman Turan Hoca’nın 17 Ocak 1978 tarihinde vefatının hemen akabinde Ahmet Kabaklı, Münevver Ayaşlı, İsmail Oğuz, Orhan Fuat Köprülü, Kemal Fedai Coşkuner, Ali Münif İslamoğlu gibi isimlerin yazdıkları, 2001 yılında Halil İnalcık ile kendisi üzerine yapılmış söyleşi, yine sınıf arkadaşları Şerif Baştav, Mehmet Altay Köymen, öğrencisi Ali Sevim’in, yeğeni Fuat Turan ve İsmail Kara’nın kaleme aldığı yazılar eserde onun farklı cephelerine değinmektedir. Eseri ayırt edici kılan diğer önemli başlıklar ise Ali Birinci’nin Osman Turan hakkındaki kapsamlı biyografisi ve hatıraları ile Yunus Emre Kaleli’nin hazırlamış olduğu tafsilatlı Osman Turan yazısı ve bibliyografyadır.

KÖPRÜLÜ’NÜN TEVECCÜHÜNÜ KAZANAN GENÇ

Türk kültürüne ve Türk tarihine sayısız eser armağan ederek, siyasi hayatımıza da daima hakikati söyleyen bir hatip ve mücadele insanı olarak derin izler bırakıp 64 yaşında vefat eden Osman Turan Hoca, Kafkas cephesinde kaybettiği babasının yokluğuna, çekilen maddi imkânsızlıklara rağmen gayreti, çalışkanlığı ve kuvvetli hafızası ile Trabzon Lisesi’nde arkadaşları tarafından “ayaklı kütüphane” olarak adlandırılmış, bu gayreti sebebiyledir ki 9 Ocak 1936 tarihinde başladığı Dil-Tarih Coğrafya Fakültesi Orta Çağ Kürsüsü’nde Kürsü Başkanı Fuat Köprülü’nün kendisini fark etmesi nedeniyle daha okul yıllarında Köprülü’nün asistanı gibi çalışmıştır. Onun çalışkanlığını ve gayretini Ali Birinci yazdığı biyografide şu şekilde dile getirmiş: “Fakülte yıllarında Evkaf Apartmanı’nın dördüncü katında bulunan erkekler yatakhanesinde akşamları yatağa girerken de kitabını elinde bırakmaz; başı yastığa, kitabı elinden yere düşünceye kadar okumaya devam ederdi. Bu çalışkanlığı sayesinde hocası Fuad Köprülü’nün gerçekten de çok kıt olan takdir ve teveccühünü kazanmıştır.” (s.31) Okul yıllarında ve sonrasında devam eden kültür ve cemiyet meselelere olan hassasiyetinin onu her türlü şark kurnazlığından uzak tutup içinde yaşadığı cemiyetin hayati meseleleriyle en canlı ve hassas biçimde bağ kuran tarihçilerin başında zikredilmesine vesile olduğunu da sözlerine ekliyor Ali Birinci.

TÜRKİYE’DE YAPILMIŞ “İLK TARİH DOKTORASI”

Böylesine önemli ve zor bir ismin tezgâhından geçmiş olan Osman Turan, Köprülü’nün rahle-i tedrisinde “On İki Hayvanlı Türk Takvimi” isimli araştırması ile doktorasını tamamlamıştır. Birinci’nin kaydıyla “Köprülü’nün fakültede takdim ettiği dört doktora derecesinin birincisiydi ve yine Türkiye’de yapılmış “ilk tarih doktorası” konumundaydı.” (Köprülü’nün diğer doktora talebeleri ise Selahattin Çetintürk, Neşet Çağatay ve Mehmet Altay Köymen’dir.)

1954 seçimlerinde Trabzon’dan Demokrat Parti milletvekili adayı olarak gördüğümüz Osman Turan, milletvekili seçildiği bu seçimde Meclis kürsüsünden hep doğru bildiklerini haykırmış ve yine Türk ilim ve kültür sahasının ihyası için tekliflerini dile getirmiş. Bulunduğu parti içinde de devamlı surette hakikati söylemekten geri durmayan bir karakter olduğu arkadaşlarının beyanları ile naklediliyor. Turan, 1957 yılındaki seçimlerde Trabzon’da yeniden aday olmuş ve Trabzonluların teveccühü ile yeniden milletvekili seçilmiş ama 1960 darbesi ile birlikte Yassıada’da 16,5 ay tutuklu kalmıştır. Burada ada komutanı Albay Tarık Güryay’la yaşadığı tartışma ve sonrasında kendisine dayatılan emre karşı sonucunu hiç düşünmeden komutanı tokatlaması onun haksızlığa karşı asla tahammülü olmadığının işareti olarak nakledilmiş. Bu hadise sonrası ise hasta haline rağmen kendisini Bizans’tan kalma bataklı bir zindana tıktıkları da kitapta yer alan bilgiler arasında.

GEÇ KALINMIŞ BİR İNTİHAL TESPİTİ

Osman Turan Hoca’nın yazmış olduğu makalelerden seçmelerin de yer aldığı armağan kitapta diğer bir dikkat çekici çalışma ise Murat Keçiş ve Müjdat Namdar tarafından kaleme alınan “Osman Turan’dan Yapılan Bir İntihal’in Geç Kalınmış Tespiti: Howard Grant Crane’in Doktora Tezi” yazısıdır. Yazıda 1975 yılında Harvard Üniversitesi’nde Howard Grant Crane tarafından hazırlanan doktora tezinde Osman Turan Hoca’nın 1948 yılında Belleten’de yayınladığı “Selçuklu Devri Vakfiyeleri III: Celaleddin Karatay, Vakıfları ve Vakfiyeleri” isimli makalesinin büyük oranda intihal edilerek alındığı gözler önüne seriliyor. Celaddin Karatay hayatı ve vakıfları üzerine yapılan doktora tezinde Osman Turan’ın ilgili makalesi büyük ölçüde araştırmacılar tarafından isim belirtilmeksizin alındığı tespit edilirken tezin sadece yüzde 40’lık kısmının orijinal diğer yüzde 60’lık kısmının ise intihal olduğu yazıda ortaya konulmuş.

Ömrünün son demlerinde yaşadığı iki büyük olayın kendisini hayal kırıklığına uğrattığını belirten arkadaşı Mehmet Altay Köymen, bunlardan birincisinin Yassıada dönüşü senelerce hizmet ettiği fakülteye alınmaması ve talebelerinin dahi bu hususta karşı duranlar cephesinde yer alması, ikincisi ise sebepsiz yere Türk Tarih Kurumu üyeliğinden çıkarılması olduğunu belirtiyor.

Yeğeni Fuat Turan’ın dile getirdiği gibi, müstesna bir âlim, ideal bir mefkûreci ve gözünü budaktan sakınmayan bir serdengeçti olarak Osman Turan bu dünyadan sessiz sedasız gelip geçti. Bizlere düşen onu bıraktığı ilim ve irfan mirasına sahip çıkmaktır.

#Osman Turan
#Fuat Köprülü
#Selçuklu
3 ay önce
default-profile-img
Müstesna bir âlim, mefkûreci bir aydın: Osman Turan
Şırnak'ta gösteri-yürüyüşler 10 boyunca yasaklandı
ÖZET | Antalyaspor-Gaziantep FK: 1-0
CHP programında skandal müdahale: Kılıçdaroğlu'nun konuşması sırasında 'Aday olma' diye bağıran genç yaka paça itildi
CHP programında 'aday olma' krizi: Kılıçdaroğlu'nun konuşması sırasında bağıran gence sert müdahale
Rıza Çalımbay: Takımım hiç hata yapmadı