Tanıdık hikayeler yeni isimler kazanıyor
04:00, 02/11/2026, Pazartesi
Yeni Şafak

Türk sinemasının en köklü buluşmalarından Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 63’üncü yılında da Türk sinemasının yönüne ilişkin önemli ipuçları verdi.
63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, tanınmış yönetmenlerden çok yeni isimlerin ve tanıdık toplumsal hikâyelerin öne çıktığı bir ödül töreniyle sona erdi. Festivalde Ragıp Türk imzalı “Taş ve Tüy” filmi, altı ödülle gecenin en çok konuşulan yapımı oldu. “Cinlerin Düğünü” ise devletin subayı ve din görevlisini tacizci göstermesi bakımından kamu desteği meselesi üzerinden tartışılıyor.
Türk sinemasının en köklü buluşmalarından Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 63’üncü yılında da Türk sinemasının yönüne ilişkin önemli ipuçları verdi. 31 Ekim’de düzenlenen ödül töreniyle sona eren festivalde, Ragıp Türk imzalı “Taş ve Tüy”, altı ödülle gecenin en çok konuşulan yapımı oldu. En İyi Film ödülünün yanı sıra En İyi Senaryo, kurgu ve Film-Yön En İyi Yönetmen ödüllerini de kazanan film, sinemada yeni isimlerin önünün açılması bakımından dikkat çekti. Gecede Yeşim Ustaoğlu’nun “Artakalan” filmi, En İyi Yönetmen dahil, toplam 4 ödülün sahibi oldu.
Son yıllarda ulusal film festivallerinde ödül kürsüsüne çıkan yapımlara bakıldığında, sinema dünyasında yıllardır isim yapmış yönetmenlerden ziyade yeni kuşak sinemacıların kendi çevrelerinden, yaşadıkları coğrafyadan ve toplumun tanıdığı meselelerden beslenen hikâyelerinin öne çıktığı görülüyor. Seyircinin aşina olduğu hayatlar, aile ilişkileri, yoksulluk, emek mücadelesi ve taşra gerçekliği, yeni yönetmenlerin sinema diliyle yeniden anlatılıyor.

KENDİ HİKAYESİNİ ANLATAN ÖRNEKLER
Geçen yıl 62’nci Altın Portakal’da Seyfettin Tokmak’ın “Tavşan İmparatorluğu” filmi En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil yedi ödül kazanmıştı. Çocukların dünyasını, yoksulluğu ve toplumsal eşitsizlikleri odağına alan film, alışılmış anlatıların dışında kalan bir hikâyeyle festivalin öne çıkan yapımı olmuştu. 2024’te Nadim Güç’ün yönettiği “Mukadderat”ın En İyi Film ödülünü kazanması da benzer bir eğilimin göstergesiydi. Aynı yıl Adana Altın Koza Film Festivali’nde Murat Fıratoğlu’nun “Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri” filmi En İyi Film seçildi.
Bu filmlerin ortak noktası, büyük prodüksiyonlardan veya tanınmış isimlerin yıldız gücünden çok, anlatacak sahici bir hikâyeye sahip olmaları. Yönetmenlerin ilk ya da erken dönem filmleriyle önemli ödüllere uzanması da bağımsız sinemanın festivallerde kendilerine alan açtığını gösteriyor. Bu yılın kazananı Ragıp Türk de müzikle ilgilenmek üzere geldiği İstanbul’da tesadüfen bir film setinde çalışmaya başlayarak sinema alanına yöneldi ve bu başarıyı kazandı.
İLK FİLMİNİ YAPAN BÜLBÜL’E ÖDÜL
Festivalin önemli sonuçlarından biri de genç yönetmen Büşra Bülbül’ün “Bir Anne Hakkında” filmiyle “Behlül Dal En İyi İlk Film Ödülü”nü kazanması oldu. Karaciğer yetmezliğinin son evresindeki eşini hayatta tutmaya çalışan Sibel’in hikâyesini anlatan film, annelik, vicdan ve çaresizlik üzerinden bir kadının ahlaki ikilemlerini ele alıyor. Filmdeki performansıyla 12 yaşındaki Duygu Köse de En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünün sahibi oldu.

CİNLERİN DÜĞÜNÜ TARTIŞMASI
Festivalin yarışma filmlerinden Ferit Karahan imzalı “Cinlerin Düğünü”, ödül sonuçlarının dışında, kamu desteği ve sinemada temsil meselesi üzerinden tartışılıyor. Filmde devletin subay ve din adamı gibi temsilcileri ensest ve çocuk istismarıyla ilişkilendiriliyor. Bu durum akıllara, destek aldıktan sonra senaryoda değişikliğe giden Emin Alper’in “Kurak Günler” filmini getirdi. Bakanlık, filme verdiği desteği faiziyle birlikte geri istemişti. Aynı durumun Cinlerin Düğünü için de gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini Sinema Genel Müdürü Birol Güven’e sordum. Filmin henüz bakanlığa teslim edilmediğini söyleyen Güven, izlediklerinde senaryoyla uyumuna bakacaklarını belirtti.


Hayat
Gözlerden uzak yaşıyorlardı: Mehmet Günsür'ün 20 yıllık eşini görenler yorum yağdırdı

Gündem
Boyozdan söğüşe, hübyeden şambaliye İzmir'in lezzet mirası

Hayat
Antalya’da kültür ve lezzet buluşması

Gündem
Festivaller israf şölenine dönüştü