Bediüzzaman gerçeği

YENİSAFAK.COM.TR
00:006/03/2014, Perşembe
G: 6/03/2014, Perşembe
Yeni Şafak
Bediüzzaman gerçeği
Bediüzzaman gerçeği

Osmanlı İmparatorluğu''nun son döneminde ulema arasında zekası ve ilmiyle parlayan âlimlerden Bediüzzaman''ın 84 yıllık hayatına dair pek çok yeni bilgi ve belge ilk kez Derin Tarih dergisinin Mart sayısında ortaya çıkıyor.

Risale-i Nur Külliyatı''nın ilk eseri olan Küçük Sözler''in ilk nüshası, 1927 yılında Barla''da Bediüzzaman tarafından ilk yazıldığı şekliyle, yani Osmanlıca orijinal haliyle tüm Derin Tarih okurlarına hediye!

Ve Bediüzzaman Said Nursi''nin ilk kez yayınlanan fotoğrafı, poster olarak yine tüm Derin Tarih okurlarına hediye!

BEDİÜZZAMAN ÖZEL SAYISINDAN ÇARPICI BAŞLIKLAR

Mustafa Kemal''e verdiği Ayasofya dersinden vasiyetine konulması unutulan kabriyle ilgili sözlerine, anne ve baba tarafından peygamber torunu oluşundan Şeyh Said ayaklanmasıyla hiçbir ilgisinin bulunmayıp Şeyh Said''e verdiği öğüde ve sürgüne gönderilmesi kararını onaylayan, biri Mustafa Kemal, diğeri İsmet İnönü imzalı belgelerde Bediüzzaman ile ilgili pek çok yeni bilgi ilk kez yayımlanıyor. Ayrıca talebelerinden Mehmed Fırıncı, Abdülkadir Badıllı ve Necmeddin Şahiner''le yapılan söyleşiler Bediüzzaman''ı, onu yakından tanıyan dostlarının dilinden öğrenmemize imkan sağlıyor.

1878''de dünyaya gelen, Meşrutiyet ve cihan savaşlarını gören, cephede savaşan, Osmanlı''nın yıkılışına ve Cumhuriyet''in kuruluşuna tanıklık eden, irticai bir tehlike olarak görülüp diyar diyar sürgün edilen ve 1960''ta vefat eden Bediüzzaman Said Nursi''nin siyaset adamlarıyla münasebetlerini talebelerinden Mehmed Fırıncı anlatıyor. Fırıncı söyleşisinde, Said Nursi''nin Mustafa Kemal ile görüşmesinde şunları söylediğini aktarıyor: ''Bu misali vefatından önce Mustafa Sungur Ağabey''den işitmiştim. Şunları söyleyerek Atatürk''e adeta Ayasofya dersi veriyor: ''Ayasofya Camii müminlerle dolu, böyle bir şöhret hissiyle insanlar gelip güzel bir Kur''an okusa, hafız müminler onu manen alkışlarlardı. Fakat orada başka biri gelip şarkı türkü okusa bütün müminler lanet okur. Sadece dışarıdan, camdan seyreden ecnebi bir gazeteci memnun kalır.''

Dergideki makalelerden Bediüzzaman''ın Adnan Menderes''i desteklediğini de öğreniyoruz. Ancak Mehmed Fırıncı söyleşisinde Bediüzzaman''ın Demokrat Parti döneminde Isparta Milletvekili Tahsin Bey aracılığıyla Başbakan''dan risalelerin İngilizce ve Arapça basılmasını rica etmesine karşın bu ricasının Menderes''e bir türlü ulaşamadığını anlatıyor.

ŞEYH SAİD''E NEDEN DESTEK VERMEDİ?

Bediüzzaman ile sekiz kez görüşüp her görüşmeden sonra hapse atılan Abdülkadir Badıllı ise Bediüzzaman''ın Şeyh Said hadisesiyle hiçbir ilgisi olmadığını açıklıyor: ''Şeyh Said, Bediüzzaman Hazretlerine bir mektup göndererek onu kendisine yardıma davet etti. Mektupta Bediüzzaman''ın Şark''ta büyük nüfuza sahip olduğu, yardım teklifini kabul ederse muvaffak olabileceği yazıyordu. Üstad cevabi mektubunda hadise çıkarmaya karşı olduğunu söyledi.'' Badıllı bu mektubun halen Diyarbakır İstiklal Mahkemesi dosyalarında olabileceğini ancak bu dosyaların yerinin bilinmediğini söylüyor.

Badıllı''nın açıkladığı bir diğer yeni bilgi ise Şeyh Said ile Bediüzzaman''ın Şeyh Said hadisesi sırasında yüz yüze görüşmedikleri. Abdülkadir Badıllı, ikilinin bu hadiseden yıllar önce, 1906''da Erzurum Karayazı''da Molla Muhammed-i Kinnik''in evinde görüştüklerini belirtiyor.

RUSYA''DAN ZARFTA GELEN SELAM

Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Lokman Erdemir Rusya''da esir bir subaya gönderilen zarftan Bediüzzamam''a çıkan selamı kaleme almış. İlk kez Derin Tarih''te yayımlanan bu bilgi, Bediüzzaman''ın birçok kişi için meçhul olan 1. Dünya Savaşı sırasında Ruslara karşı savaşırken gösterdiği gayretin yeni bir kanıtı olması bakımından önemli.

Erdemir, makalesinde özetle şunları söylüyor: ''1. Dünya Savaşı''nda Kop Cephesi''nde esir düşen Hafız Şaban Efendi, Rusya''daki sürgün günlerinde Bediüzzaman''ın da esaretinin bir bölümünü geçirdiği Kologrif kasabasında kaldı. Hafız Şaban Efendi''ye esareti sırasında Vologda vilayeti, Nikolsk kasabasında esir Mülazım Musa Kazım Efendi''den 4 Ekim 1917 tarifli bir kartpostal gönderilir. Musa Kazım Efendi kartpostalda ''Şeyh Kürt Said Efendi''nin ellerinden öperim, Kürt Ahmed Efendi''ye selam ederim'' ifadesiyle Bediüzzaman''a selam etmiş, ona karşı hürmetlerini göstermiştir. Bir Osmanlı askerinin Trabzonlu medrese mezunu bir zabit vekili vasıtasıyla bir âlime hürmetini belirtmesi, bu toprakların kadim bir hasletinin, ilim ve âlime esarette bile olsa gösterilen hürmetin de altın vesikası hüviyetindedir.''

ATATÜRK VE İNÖNÜ İMZALI SÜRGÜN KARARI

İlk kez Derin Tarih dergisinde yayımlanan bir başka belge ise Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü imzalı Bakanlar Kurulu kararı... Bu kararlarda Bediüzzaman''ın ''rahat'' durmayıp dinî ve irticaî tahrikatta bulunduğu ve bulunduğu muhitte kalmasının zararlı olacağı yazılı. Dergideki makalesinde belgeleri yorumlayan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Nurettin Ceylan, kararlarda Şeyh Said için ''Eski Darü''l-Hikmeti''l-İslamiye üyesi, Şeyh Said ayaklanmasıyla ilişkisi olduğu'' denilmesinin garabet olduğunu söylüyor. Ceylan, İsmet İnönü imzalı sürgün belgesinin ise özetle ''Daha önce sürmüştük, yine sürüyoruz'' dediğini belirterek ancak Bediüzzaman''ın o sırada Kastamonu sürgününde ve üstüne Denizli''de yedi aylık tutuklu olduğunu söylüyor.

ANNE VE BABA TARAFINDAN PEYGAMBER TORUNUYDU

40 yılı aşkın süredir Bediüzzaman üzerine çalışan ve 30''dan fazla kitaba imza atan, Bediüzzaman''ın talebelerinden Necmeddin Şahiner, söyleşisinde yeni öğrendiği ve çok şaşırdığı bir bilgiyi paylaşıyor. Bediüzzaman''ın anne ve baba tarafından seyid olduğunu şöyle belirtiyor: ''Üstad''ın talebelerinden olan ve şu anda Berlin''de yaşayan Muhsin Alev Ağabeyimizden dinlemiştim. Bediüzzaman, İstanbul''da Bekirağa Bölüğü denilen bir hapishanedeydi. Babası Sofi Mirza Efendi, oğlunu aramak için İstanbul''a gelmiş, ''Oğlum sen ilim adamı olacaksın. Burada ne işi var? Bu ayak takımının işleriyle bir alakan var mı?'' demiş ve devam etmiş: ''Sen bana değil annene çekmişsin. Senin annen Hüseyni''dir. Hz. Hüseyin Efendimizin neslinden, yani bir seyid. Ben de Hasani''yim. Hz. Hasan''ın neslindenim, seyidim; Hz. Hasan Müslümanlar arasında kan dökülmemesi için hilafeti bıraktı, Hz. Hüseyin kılıcı çekti ve maalesef tarihimizde Kerbela faciası çıktı.'''

CELAL BAYAR ONA ''HOCAEFENDİ'' DERDİ

Şahiner''in aktardığı bir başka ilginç bilgi ise Celal Bayar ile Said Nursi arasında Ankara''da gerçekleşen görüşme: ''Ben Bediüzzaman''ın adını anınca Celal Bayar, büyük bir hürmetle ondan ''Hocaefendi'' diye bahsetti. Üstad görüşmelerinde Bayar''a namaz kılıp kılmadığını sormuş, Bayar kılmadığını söyleyince Üstad, namazın ehemmiyetinden bahsetmiş, Bayar da ''İnşallah kılarız efendim'' diye cevap vermiş.''

VASİYETİNDEKİ EKSİK CÜMLE ORTAYA ÇIKTI

Araştırmacı-yazar Müfid Yüksel Bediüzzaman''ın vasiyetindeki eksik cümleyi tamamlıyor. Yüksel, vasiyetnamenin şahitlerinden aile dostu Özer Şenler''in kendisine şunları aktardığını söylüyor: ''Özer Şenler, Bediüzzaman''ın vefatından bir-iki yıl evvel sözlü vasiyetnamesini söylerken talebelerinden Abdülkadir Ceylan Çalışkan ile Bediüzzaman''ın yanında olduğunu, bu sözlü vasiyetin Çalışkan tarafından yazıya geçirildiğini ancak Bediüzzaman''ın ''Ve zaten mezarım bilinmeyecek, bilmeyecekler'' ilavesinin vasiyetname metnine geçmediğini söyledi.''

TALEBELERİNE MÜHİM VASİYETİ

Derin Tarih''in Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Armağan makalesinde Bediüzzaman''ın 1951 yılında Sebilürreşad dergisinde çıkan ''Said Nur'' imzalı ''Konuşan yalnız hakikattir'' başlıklı yazısının orijinaline yer verdi. ''Nur mektebi irfanının talebelerine mühim vasiyetim'' sözleriyle başlayan Said Nursi, 28 yıl boyunca başından geçenleri anlatıyor. O mektuptaki ''Bizim vazifemiz onlar için yalnız hidayet temennisinden ibarettir. Bize eza ve cefa edenlere karşı hiçbir talebemin kalbinde zerre kadar kin ve adavet beslememesini tavsiye ederim'' sözleri ise dikkat çekiyor.

ESERİNİ AĞAÇ KOVUKLARINA SAKLADI Bugün dünyada 47 dile çevrilen ancak o yıllarda türlü engellerle karşılaşılan Risale-i Nur''un yazılış ve yayılış macerasını ise ilahiyatçı-yazar İhsan Atasoy kaleme aldı. Atasoy''un verdiği bilgiler arasında en dikkat çekeni, Said Nursi''nin yazdıkları yakalanıp da imha edilmesin diye Ayetü''l Kübra adlı eserinin müsveddelerini Kastamonu''nun dağlarında belirlediği ağaç kovukları ve mağarada saklaması... Şehre geldikten sonra ise koyduğu yeri talebelerine tarif ederek, oradan alıp çoğaltmasını istemiş.