Alex, haftalardır manşetlerde. Sözleşmesi gündemin ilk maddesi. “Menajeri geldi, geliyor. Masaya yakında oturulucak. Alex 4.5 milyon euro istiyor. Pazarlık yapılacak. Alex, Beşiktaş ile görüştü, karakartalı kullanıyor” ve daha pek çok haber.
Yabancının futbolcusu da, teknik direktörü de cin gibi. Öyle çürük tahtaya ayak basmıyorlar. Menajerleri, avukatları, herşeyi didik didik ediyorlar. 3 kuruş fazla koparmak için her taktiği deniyor, bastırdıkça bastırıyorlar. Adamlar konularında uzmanlaşmışlar. Haftalar, hatta aylar öncesinde, kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar. Kulübün o baskıyı hissetmesi ve pes etmesi için her yola başvuruyorlar.
Öncelikle herkes şunu çok iyi bilsin; Beşiktaş, elinde Ricardinho varken, Alex''i değil 4.5 milyon euroya, 1.5 milyona bile almaz. Ricardinho ile Alex bire bir aynı tip oyuncular. Bu haberler müşteri kızıştırmak, fiyatı yukarılara çekmek için özellikle çıkarılıyor. Belki de Beşiktaş, Fenerbahçe''nin kasasından daha fazla para çıkması için göstermelik de olsa devreye giriyor.
Peki bu, doğru bir strateji mi? Evet doğru strateji. Kulüpler kendi aralarında birbirlerinden oyuncu almayacaklarına dair centilmenlik anlaşması yapmadıkları sürece eylemler karşılıklı olarak devam eder. Bunun sonucunda da futbolcu kazanır, kulüp kaybeder.
Gelelim, “Alex''e kaç para verilmeli ve mukavelesi kaç yıl olmalı?” sorusuna. Ben, 1 yılı opsiyonlu, 2 yıllık mukavele yaparım. Belirli yaşa gelmiş ünlü oyuncularla 3 yıllık mukavele büyük risk taşır. Ücret olarak, yıllık 2 milyon eurodan 5 kuruş fazlasını ödemem. Alex, hiçbir yerde bu parayı bulamaz. Fenerbahçe, Alex''ten daha iyisini her zaman bulur.
Sus artık Tigana!
Tigana''sız tek günümüz geçmiyor. Adam tam bir mikser. En son incileri şunlar; “Fenerbahçe''nin büyük bütçesi var. Galatasaray''da en iyi Türk oyuncuları oynuyor. Biz, Beşiktaş olarak onlardan gerideyiz. Onlarla baş edemeyiz.”
Gelen yabancılara önce İstanbul''un 3 büyüğünü anlatacaksın. Anlatmakla da kalmayıp, ezberleteceksin. Bu tür konuşmayı hangi takımın teknik direktörü yaparsa yapsın, tüm şimşekleri üzerine çeker.
Tigana''nın dünya umurunda mı? Yapmış kapı gibi mukaveleyi, yan gelip yatıyor. Ben iyice inanmaya başladım, bu Fransız kovulmak ve 1.5 yılın parasını yorulmadan almak istiyor. Böyle olmasa, Beşikaşlıları koltuklarından fırlatacak konuşmalar yapar mı?
Şimdi diyebilirsiniz ki, Tigana''nın söyledikleri doğru değil mi? İçerik olarak doğru, ancak sen, teknik patron olarak bunları çıkıp, ulu orta söyleyemezsin. Burası Türkiye; rekabetin, fanatikliğin en üst boyutta yaşandığı bir ülkede bunları dile getirirsen, afaroz edilirsin. En azından yıpranırsın, kulübünü de yıpratırsın. Ne yapacaksınız bu adam böyle, susmasını bilmiyor!
Acıların Savaşçısı
Hayat acımasız... Hiç beklenmedik felaketlerle bir anda karşı karşıya gelebiliyorsunuz. İşte Deniz Barış... Eşini kaybetmenin üzüntüsü kuşkusuz şu anda da içini yakıp, kavuruyor. Allah kimsenin başına vermesin. Bunu kabullenmek, duyguları bastırmak, bu büyük ızdırapla hayata tekrar sarılmak, dünyanın en zor işi olsa gerek.
Deniz, içinde kopan o muaazzam fırtınalara karşı büyük savaş veriyor. İki çocuğuna hem annelik hem de babalık yapıyor. Bunun bilincinde, bunun olgunluğunda. Sorumluluk duygusu, görev anlayışı, en üst düzeyde. Sarsılmaz bir iradesi var.
Bu koşullarda formayı Zico''dan alıp, sırtından çıkarmaması bir başka alkışlanacak olay, hatta mucize. Deniz sahada da koşuyor, dışarıda da. Bir baba ve gerçek bir profesyonel olarak gerekeni harfiyen yerine getiriyor. Koş Deniz koş. Hepimiz seni hayranlıkla izliyoruz.
Hayırlı ayrılık
Sezon başında Marcelinho transferini hararetle alkışlamış, “Trabzonspor, mükemmel bir oyuncu kazandı. Bravo yönetime” demiştim. İlerleyen haftalarda Marcelinho bekleneni veremeyince, Trabzonlulardan çok tepki aldım. “Hani ne oldu, nerede yere göğe sığdıramadığın Marcelinho? Adam yürümüyor, adam koşmuyor” gibilerinden eleştirilerle karşılaştım.
Evet doğru, Brezilyalı Trabzon''da geri vitese attı. Takımına hemen hemen hiç katkısı olmadı. Ama bu, Marcelinho''nun kötü futbolcu ve kötü tercih olduğunu göstermez.
Bunun en önemli kanıtı da işte taptaze karşımızda. Alman Wolfsburg takımı Marcelinho''ya 2.750 milyon euro para verdi. (Trabzonspor''un sezon başında bonservis için verdiğinden 425 bin euro fazlası) Demek ki, sezon başındaki tespit doğruymuş. Marcelinho iyi futbolcu olmasaydı, şimdi bu paraya satılabilir miydi? Brezilyalı''nın marka değeri belli. Ancak aşı tutmadı. İşte o nedenle de ben durmadan, “Büyük oyna, kaybetmezsin” diyorum.
ÖPÜŞMÜŞLER
Ohh be, nihayet öpüşmüşler! Adnan Polat ve Gerets''ten söz ediyorum. Bir doğum günü partisinde sıcak görüntüler sergilemişler. Karşılıklı şampanya içerek dostluklarını cümle aleme göstermişler. Bu tablo tüm yönetimi sevindirmiş. Böylece Gerets''in, “Polat ile şampanya içer, sorunları çözer, barışırız” sözü gerçekleşmiş.Haydi hep beraber bunu 40 gün, 40 gece kutlayalım! Duyduk duymadık demeyin, barışmışlar, öpüşmüşler, şampanya içmişler! Galatasaray camiasının gözü aydın olsun! Ne mutlu onlara, bugünleri de gördüler!
İşi gırgıra vurmayalım da ne yapalım. Koca koca adamlar neden birbirlerine küserler? Nedir aralarında paylaşamadıkları? Diyalog eksikliğinin Galatasaray''a zarar vereceğinin bilincinde nasıl olamazlar? İlişkiler kaprisle, öfkeyle değil; el uzatarak, uzlaşarak, yürütülür. Bunu Gerets ve Polat bilmiyorsa, düşünün artık siz gerisini.
Nerede kış hazırlığı!
07.09.2006 ve 19.10.2006 tarihlerindeki, “Kartala kış uyarısı” ile “Haydi Ocak temizliğine” başlıklı yazılarımda Beşiktaş''ı uyarmış, özetle şunları demiştim. “Kış soğuk geçebilir. Kleberson, Runje, ve Bobo ile bu iş yürümez. Ocak hazırlığına hemen yarın başlayın. Bu takıma stoper, orta saha ve santrafor şart.”
Dört aydan fazla bir zaman geçti. Beşiktaş''ta ne ses var, ne seda. Bilemiyorum, belki de yönetim borcun yüksek olmasından ve ara transferde iyi futbolcu bulmanın zorluğundan operasyonu Temmuz''a bıraktı veya işleri el altından gizli gizli yürütüyorlar.
Öyle veya böyle, herkes şu gerçeği görsün; Bu kadro yetersiz. İnat edip, “Savaşa bu askerlerle devam edeceğim” dersen hüsrana uğrarsın.
Ben ekonomist değilim, ama borcu aşağıya çekmenin tek çaresinin kasayı kilitlemek olduğunu da sanmıyorum. Kaliteli futbolcuya paranı yatırır, güçlü bir kadro oluşturursan, karşılığını da fazlasıyla geri alırsın.
Başlıklar :

