Büyük kentlerin yeniden planlanması için tersine göç mümkün mü?

İhsan Aktaş
İhsan AktaşYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 03/11/2026, Salı • Yeni Şafak Haber Merkezi
Büyük kentlerin yeniden planlanması için tersine göç mümkün mü?

Tarih boyunca şehirler ve köyler rastgele bir şekilde yerleşmemiştir. Bilinen bütün yerleşimlerin kendi içinde bir yerleşim stratejisi olmuştur.

Daha çok deprem dönemlerinde gündem olan bir konu vardı. Eski çağlarda Roma ve Osmanlı dönemlerinde köyler ve şehirler mümkün mertebe dağ eteklerine kurulmuş ve bu sayede deprem riskinden korunmuştur. Aynı zamanda ekilebilir araziler de işgal edilmemiş oldu.

Sanayi Devrimi Avrupa’da başladı, kırdan kente yoğun göçler başladı. Yüzyılın başında Batı kentlerinde büyük yoğunlaşmalar oldu.

Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde kent planları ve yerleşim meseleleri bir plan dâhilinde işletilmeye başlandı.

Paris, Londra, Berlin ve ABD’deki birçok şehir ilk önce işçi ve göçmen akınına uğradı. Daha sonra Paris’in kentsel dönüşümü, Londra’nın planlaması ve ABD’deki sanayi şehirlerinin yeniden planlanması gündem oldu.

Almanya, bir devlet olarak Birinci Dünya Savaşı’nda ülke yerleşim planı yaptı ve İkinci Dünya Savaşı’nda bu planı revize etti. Bu plan hâlâ yürürlüktedir.

Almanya’nın nüfusu yaklaşık bizim nüfusumuz kadardır. Şehirler, kasabalar, köyler, sanayi yerleşimleri, nüfus yerleşimi ve lojistik planlama o kadar güzel planlanmıştır ki her kasabada sanayi üretimi, her köyde canlı bir şekilde yerleşim ve yaşam devam etmektedir.

Avrupa’nın en büyük sanayi üretim kapasitesine sahip ülkede on milyonluk bir kent yoktur.

Bizim tarihî şehirlerimize baktığımız zaman Roma’da başlayan kent disiplini Osmanlı’da devam etmiştir.

Eski Roma’da insanlara karşı işlenen suçlar bir birim ceza ile cezalandırılırken kente karşı işlenen suçlar iki birim ceza ile cezalandırılırmış.

Osmanlı’da da bu yaklaşım aynen devam etmiş.

Osmanlı sarayında mimarbaşı, sadece devlet binalarını yapan kişi değil, aynı zamanda şehirlerde yapılan mimari uygulamalara olur veren bir mekanizmanın başıydı.

İstanbul’un planlama geçmişine bakıldığında, Sultanahmet Çeşmesi yapılırken mimarbaşı ve çevresi yapıyı fazla süslü ve klasik Osmanlı üslubuna uygun bulmayıp eleştirmişler.

Balyan ailesi bugünkü İcadiye’de bir malikâne yaptırmış ve rivayete göre, sahilden bakıldığında şehrin silüetini bozduğu gerekçesiyle binanın bir kısmı yıktırılmış.

İstanbul’da ilk plansız yapılaşma, İngiliz ağırlıklı İtilaf Devletleri’nin işgali döneminde (1918-1923) başlamış, daha sonra her dönemde plansızlık esas teşkil etmiş.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Henri Prost’a İstanbul planlaması emanet edilmiş. Aklıevvel planlamacı, Haliç kıyısını sanayi merkezi olarak planlamış.

Ankara planlaması İstanbul’a göre daha başarılıdır. Daha küçük ölçekli şehri planlayan Hermann Jansen’dir.

Bizde sanayi üretimi şehirlerde yoğunlaşmaya başlayınca ülkenin her kalkınma döneminde kırdan kente yoğun göçler olmuş ve hiçbir planlama olmadan insanlar kentlere gelmiş, gecekondular inşa ederek sanayi çevrelerine kümelenmiştir.

İstanbul örneğinden hareketle 1994 yılına kadar ne bir planlamadan ne de bir yerleşim stratejisinden bahsetmek mümkün olmadı.

Bir kentte önce planlama, sonra kentsel tasarım, daha sonra mimari ve yerleşim olur.

1994-2000 yılları arasında yönetilebilir, kontrol edilebilir, baş edilebilir bir şehir ortaya çıktı ki bu bir başarıydı.

Daha sonra İstanbul o kadar yoğunlaştı ki bugün ancak Kadir Bey (2004-2017) döneminde yapılan altyapı çalışmaları sayesinde hâlâ ayakta durmaktadır.

Bugün büyükşehirler yaşamak için oldukça pahalı şehirler. Şehirde yaşamanın konforlu bir yanı kalmadı.

Şehirlerdeki genç ve emekli nüfus, bugün elde ettiğine benzer bir gelirle Anadolu’da çok daha rahat yaşayabilme imkânına sahiptir.

Geçen hafta ASKON Genel Başkanını ziyaret ettiğimizde Anadolu’daki fabrikasında çalıştıracak işçi bulamadığından bahsetti.

Daha önce Şehircilik Bakanlığı ile bu konuyu müzakere etmiştim.

İstanbul’da nüfusu yoğun olan Anadolu illerinde istihdam ve yerleşim imkânları olsa tersine göç mümkün olur mu diye...

Hayat daha ucuz, daha konforlu ve şehirlerimiz eski dönemde olduğu gibi mahrumiyet şehirlerinden oluşmuyor.

Ülkemizin geleceği açısından bu konuyu tartışmaya açmak lazım gelir.

Görelim Mevla neyler.


Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026