
Bu bir isyandır. İnsanın nisyanına sitemdir. Sistemi unutkanlık üzerine kuranların düzeni yıkılmalıdır.
Önce sorular…
Sanat ne için vardır?
Sanatçı kimdir?
Sanat eserinin muhatabı kimdir?
Hedef kitle nedir?
Sinemada ‘izleyici’ kimdir?
Yönetmen ne iş yapar?
Cevap vermiyoruz. Zira insanlık tarihi ve devamında sinema tarihi bu sorular ve cevaplarla dolu. Fekat cevap veriyoruz. Çünkü sanatçının vazifesi yılmadan bunu yapmaktır.
Sanat insan için vardır. Popüler kültür ve piyasa şartlarına göre sanat, sanatçı ve sanat eseri tanımı değiştirilemez. Sanatın misyonu her daim insanlığın ruh ve duygu dünyasına estetik katkı, soruları çoğaltma ve cevap aramaktı. Şimdi de öyle. Hep böyle olacak. Soru soranlar değişir. Cevap verenler değişir. Ama sormak ve cevap aramak değişmez. O halde sanatı zamana mahkum edemeyiz.
Sanatçı tam da bunun bilincinde olan ve ‘kazanç’ nâmına yolundan dönmeyendir. Yani bir film çok izlenmediğinde yanlış yapmış olmuyorsunuz. Çok izlenmesi de doğru olduğu manasına gelmiyor. Bu kadar basit değil, olamaz.
Sanat eserinin muhatabı bu bağlamda bütün zamanlarda yaşayan insanlardır. Gelecekte o sanat eseri dünyanın ücra bir noktasında bambaşka kültürdeki insanlar ulaşarak sorularını çoğaltacaktır. Dolayısı ile bir filmin muhatabının sadece sinema salonuna gelen/gelebilen kişi olması mümkün değildir. Öyle filmler eğlence malzemesidir ve konunun dışındadır.
Hedef kitle, sinemada muhatabın tanımlandığı zeminden uzak bir kavramdır ama meramı anlatabilmek adına söz edilebilir. Her film her izleyici izlemez. Herkes aynı tür ya da yöntemde filmi izleyip sevmek durumunda değildir. Bu farklılık, zenginliktir. Dolayısı ile genişi kitlelerin izlemediği, sevmediği filme başarısız gözüyle bakmak yazıktır.
İşte sinemada izleyici, kendi beğenisi çerçevesinde ilerleyen ama illa da dönüşen, değişen ve gelişen bir yelpazede sinemayı takip eden kişidir. Bu takip, soruların peşinden giderek insanlığın faydasına cevaplar üretme çabasının muhatabı olmaktır.
Yönetmen de tam olarak yukarıdaki formülü hayata geçirecek kişidir. Baştan sona tasarlayacak, soruları dillendirecek, ‘soru’nun ve ‘sorun’un sahibi ve paylaşıcısıdır.
İşte bu ahval ve şerait içinde…
İzlenmeyen Film Yapanlar Derneği kurucu başkanı ve tek üyesi olarak ilan ediyoruz ki (ben); her yönetmen filminin çok izlenmesini ister. Ama çok izlensin diye film yapmak ticari sinemanın işidir. İsmet Özel, zamanında çok okunsun diye şiir ve kitap yazsaydı, Sezai Karakoç çok okunmanın peşinde olsaydı, Nuri Pakdil o çarpıcı dilini çok okunmaya bağlasaydı, Turgut Uyar “gerisi iyilik güzellik” demeseydi, Cemal Süreya “yalnız bunun için sevseydi” yazmayı böyle mi olurdu?
Çok izlensin, çok okunsun, çok satılsın diyerek sanat yapılmaz!
Sanat yapılmazsa/üretilmezse zaman genişlemez!
Zaman genişlemezse insan yol alamaz!
İnsan yol alamazsa tarih yazılamaz!
Tarih yazılamazsa tarif yapılamaz!
Tarif yapılamazsa insan olunamaz!
İnsan olunamazsa sanat üretilemez!
Sanat üretilemezse insan olunamaz!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.