
Acaba APO Avrupa için nedir? Avrupa''nın APO''nun idamına karşı çıkması, soyut bir idam karşıtlığı mıdır? Mesela Avrupa, Türkiye''de bir başka idamla da bu hassasiyetle ilgilenir miydi?
-APO meselesi, aslında sadece bir kişinin idam edilip edilmemesi meselesi değildir.
-APO meselesi, aslında sadece çocuklarını düşük yoğunluklu savaşta kaybetmiş ailelerin duygusal tatmini meselesinden ibaret değildir.
-APO''nun idamı konusunda tavır almak, aslında sadece ilke olarak idama taraftar veya karşı olmak meselesi değildir.
-APO meselesi, aslında sadece Türkiye''nin Avrupa normlarına uyup uymaması, dolayısıyla AB ile ilişkilerin sırf APO''nun idamı sebebiyle bozulması meselesi değildir.
Bunların tümü, temeldeki "APO meselesi"nin aksesuarıdır.
Yani temelde başka bir APO meselesi vardır, oluşmuştur.
Onun için konuyu sırf "idama karşı olmak" gibi insani bir yaklaşım çerçevesinde değerlendirmenin ötesinde görmek ve "işin içindeki iş"i doğru kavramak gerekiyor. Yani "insani tavır" gerçekten "insani tavır" olsun, bir politik hesabın makyajı veya maskesi olmasın...
Şöyle bakalım:
Türkiye, Doğu-Güneydoğu''da 15 yıldan bu yana düşük yoğunluklu bir savaş verirken, bu savaş 30 bin Türk ve Kürt gencinin hayatına ve milyarlarca dolarlık kaynak kaybına sebep olurken ve bunun arkasında Abdullah Öcalan merkezli bir fesat varken, Öcalan''ın idamını düşünmemezlik edemezdi.
Türkiye, Öcalan''ı Kenya''dan alırken, onu terörist başı ilân ederken, onun etrafında yargı süreci dahil şehit ailelerine büyük gösteriler düzenletirken idamını istemiyor olamazdı.
Koalisyon ortakları APO''nun Suriye''den çıkarılışını, Rusya-İtalya-Kenya seyrü seferi içinde takip edip yakalanmasını seçimlerde ranta dönüştürürken onun idamını düşünmüyor olamazlardı.
Ama Kenya''da APO''nun Türkiye''ye devredildiği an, bir başka kombinezonun da devreye girdiği an oldu. Ankara işin böyle seyredeceğini kestirdi mi bilemiyoruz ama, şu an önünde nerelere uzanacağı bilinemez bir "APO meselesi" vardır.
Ankara, APO''nun idamının şu an büyük heyecan duyulan AB ile ilişkilerde bir problem oluşturmaması için iç kamuoyuna yönelik bir etkileme kampanyası sürdürüyor, ama yine Ankara''nın Avrupa''nın "APO meselesi" etrafında nasıl bir hesap içinde olduğunu kestirdiğini, daha doğrusu kaygılardan kurtulduğunu sanmıyoruz.
Soru şurda:
Acaba APO Avrupa için nedir?
Avrupa''nın APO''nun idamına karşı çıkması, soyut bir idam karşıtlığı mıdır? Mesela Avrupa, Türkiye''de bir başka idamla da bu hassasiyetle ilgilenir miydi?
Cevabı da şöyle arayabiliriz:
Eğer, APO''nun idamı Avrupa''da özel bir hassasiyete konu oluyorsa ve Avrupa Türkiye''ye-bölgeye ilişkin stratejik değerlendirmelerinde APO ile Kürt meselesi arasında bir bağlantı kuruyorsa APO meselesi, herhangi bir insanın yargılanmasını, idamını aşan özel bir mesele haline gelmiş olmaktadır.
Hadiseyi doğru okumamız gerekmektedir.
Kürt veya Güneydoğu meselesine ilişkin çözüm zarureti Türkiye''nin öncelikli problemi olabilir. Ama burada çerçeve nasıl belirlenecek?
APO ve PKK hareketi Türkiye''ye bir çözüm dayatması mıydı? Kuzey Irak''taki oluşumlar bir çözüm dayatması mıydı? Bu hareketlerin uluslararası güç odaklarıyla ilişkileri nelerdir? Eğer böyle bir ilişki varsa, bunlar APO''nun tesliminden bu yana hangi stratejik hesapların içindedir? Eğer APO Türkiye''ye teslim edilerek feda edildiyse, bugünkü koruma şemsiyesi nedendir? Hiç olmazsa eski terör operatörlerinin canını kurtarmak gibi bir vefa duygusu mudur?
Bütün bunları doğru değerlendirmek için APO''nun üstlendiği rolün mahiyetini doğru görmek gerekiyor.
Ayrıca, diyelim idam kararından vazgeçildikten sonraki süreci, yıllar içinde iyi tahmin etmek gerekiyor. Hangi yılda APO hangi konumda olacak, Kürt meselesi hangi noktada bulunacak, PKK nerede olacak, Kürt demokratik hareketi ve APO ilişkisi nasıl şekillenecek, Avrupa''nın Kürt meselesine ilişkin tavrı ne olacak ve bu, Türkiye''ye nasıl yansıyacak? Adaylık ve tam üyelik müzakereleri sırasında, şu anda idam konusunda olduğu gibi daha başka dayatmalar da olacak mı?
Bütün bu sorular "göç yolda düzülür, şimdiden bunları kaygı haline getirmek, gölgesinden korkmaktır, problem olursa çözülür" biçiminde cevaplanabilir. Ancak şu an Türkiye''nin yaşadığı şartlar, çok özgür bir değerlendirme ortamında bulunduğumuzu göstermiyor. Devlet ciddi sıkıntı içinde. Halk-devlet ilişkileri gergin. Hükümet içi sancılı. Partiler, seçim ortamındaki tavırlarıyla yüzde yüzlük tezadı yaşıyor. Bu sancı, özgür değerlendirme ortamının olmamasından kaynaklanıyor. Ve tüm bunlar, AB ile ilişkilerin getirdiği özel çerçeveden etkileniyor. Ya yarın daha özgür değerlendirme imkânına sahip olunabilecek mi? İşte APO meselesini özel mesele haline getiren zemin...
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.