Savaş mı?

Ali Bayramoğlu
Ali BayramoğluYeni Şafak Gazete Yazarı
05:00, 16/02/2016, Salı • Yeni Şafak Haber Merkezi
Savaş mı?
Türk ordusu Suriye'deki YPG mevzilerini bir kaç gündür
vuruyor
.


Uluslararası hukuk sınırları içinde kalmaya çalışılsa da, açılan ateş angajman kuralları çerçevesinde verilen karşılık olarak açıklansa da, biliyoruz ki Türkiye'nin asıl meselesi Suriye'deki Kürt güçlerinin Batı'dan Doğu'ya doğru alan genişletmesi. Davutoğlu'nun “PYD-YPG Azez ve çevresinden, Miniğ Havaalanı'ndan çekilecek” sözlerinin anlamı açık. Türkiye sınırları boyunca bir Kürt koridorunun oluşmasını ulusal güvenliği açısından mutlak bir tehdit olarak görüyor.



Bu tehdit algısının üç ayağı var:

1

. Yeni göçmen dalgasının tetiklenmesi.

2

. Türkmenlerin ve Arap gruplarının da yaşadığı bölgede nüfusun Kürtleştirilmesi.

3

. PYD'nin Afrin ile Kobane-Kamışlı kantonlarını birleştirerek tüm sınır hattına egemen olması, (bu durumun ayrıca Türkiye'nin Suriye'yle bağlantısını koparması)...



Resme şöyle bir bakalım...


Türkiye'nin bu tehdit algısının karşılıksız olduğu söylenemez. PKK-PYD politikasını açık bir şekilde dile getiriyor: O bölgeye yerleşmek, kökleşmek, tarihsel-siyasal bir bağımsız alan üretmek. Böyle bir iddianın o bölgede etnik dokunun Kürtleşmesine yol açacağı, hatta şimdiden açtığı da ortada..



Bu arayış ile Rusya ve Esat rejiminin ana hedefleri en azından şimdilik kesişiyor. Kürt hareketi alanını özellikle Rusya'nın desteğiyle genişletiyor. ABD'nin PYD'yi IŞİD karşısında önemli bir müttefik olarak kabul etmesi ile Kürtlerin projesine bakışı arasında geçişkenlikler var. Durum AB ülkeleri açısından da pek farklı değil.



Sıkışıklık açık...


Ama dahası da var. Rusların Halep ve civarını vurmasının ana nedenlerinden birisini bizzat Esat açıkladı: Türkiye'nin muhalif güçlere yardım yolunu, Kilis'ten Halep'e uzanan ikmal yolunu kesmek. Bunda başarılı da oldular. Sadece ikmal yolu kesilmedi, aynı zamanda, yeni bir göç dalgası oluştu.



Göçmen meselesi Türkiye için hem dev bir sorun, hem mevcut koşullarda elindeki en etkili koz.



Sınır kapıları da şu anda bunun için açılmıyor. Türkiye'nin talebi Azez ile Cerablus arasında belli bir derinlikte güvenli bir bölge oluşturmak ve göçmenlerin bu bölgeye yerleşmesini sağlamak. Aksi halde Türkiye'nin de Avrupa'nın da bu göçmen dalgasıyla baş edemeyeceğini söylüyor. ABD'yi, NATO'yu güvenli bölge meselesine ikna etmeye çalışıyor, koalisyonun hava desteği koşuluyla kara ordusunu bunun için devreye sokmaya hazır olduğunu söylüyor. Bu sağlanabilirse, Türkiye hem göçmen akınını kesecek, hem PYD'nin yayılma ve birleşme hamlesini boşa çıkaracak, en azından buna dair bir güvence elde etmiş olacak. Ancak bu konuda, bugüne kadar herhangi bir sonuç alabilmiş değil.



Bu da diğer bir sıkışıklık...



PYD-YPG mevzilerinin bombalanması biraz da bu sıkışıklığın sonucu. Zira Türkiye elindeki son kozlardan birisine başvurmak zorunda kaldı. “Ateş açma tehdidi” karşılıksız kalınca, “ateş açma eylemi” başlattı. Bundan da sonuç alamazsa, elinde kalacak son koz o bölgeye girmek, Azez'e ilerlemek.



Bunun anlamı ise Suriye'ye girmek demek, uluslararası hukuk açısından açığa düşmek demek, Rus destekli YPG'yle çatışmaya girmek demek.



Soru pek çok: Bu koşullarda ABD'nin, AB'nin Türkiye'den yana ağırlık koyması ihtimali sizce ne kadar yüksektir? Tüm bunların Türkiye açısından anlamı nedir? Tehdidi bu yolla nasıl bertaraf edebilir?



Türkiye'nin YPG mevzilerine ateş açmadan önce bu köşede

“Kürt kapanı”

başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Son bir kaç gündür bu “kapan” iyice görünür hale geldi.



Peki ne yapmalı?


Sık söylediğimi tekrar edeyim: Türkiye çıkarlarını ve paradigmasını yeni oluşan koşullara uydurmalıdır...



Ama, “nasıl”?...



Yarına...



Not: Ahmet Taşgetiren Star Gazetesi'nde yayınlanan

başlıklı yazısında, benim

makaleme atıfta bulunarak, yazımı “küresel güçlerin projeleri dikkate alındığında Suriye'de bir PYD yapılanması kaçınılmazsa, böyle bir 'kapan' oluşturulmuşsa, 'direniş faydasız' gibi bir gerekçeye” dayandırdığımı söylemiş. Bu doğru ve haklı bir değerlendirme değil. Bir gelişmeyi tehdit olarak görmek, onu bertaraf etmez. Asıl soru, tehdidin nasıl oluştuğu ve o tehdidi nasıl bertaraf edeceğinizdir. Türkiye'nin mevcut paradigması mevcut tehdidi uzaklaştırmıyor, tersine yakınlaştırıyor. O zaman sorun biraz da paradigmada olmasın?


Başlıklar :savaşypgazezpyd
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026