''de
adlı filmiyle iyi bir çıkış yakalayan ve aynı başarıyı bir başka spekülatif yapımla sürdürmeyi amaçlayan Marksist İtalyan yönetmen
onu ağına düşürdüğünde,
henüz
''unda, topu topu üç-beş filmde yan roller üstlenmiş gencecik bir oyuncu adayıydı.
, dikkat çekici bir güzelliğe sahip, fakat sektörde tamamen sahipsiz durumdaki bu toy kızı, o sıralarda senaryosunun son rötuşlarını yapmakta olduğu
daki
rolünde oynatmayı kafasına koydu. Bu
“hastalıklı aşk hikâyesi”
nin diğer tarafındaki erkeği ise Amerikan sinemasının o dönemdeki yaşayan efsanelerinden
''nun canlandıracak oluşu,
''ye oyuncu seçiminde her türlü kaprisi yapma fırsatı tanımaktaydı. Kendisini büyük bir böbürlenmeyle her platformda
olarak tanımlayan kurt sinemacı,
ile ortaklaşa yazdığı senaryonun içerdiği bütün sapkınca yaklaşımlara rağmen,
isminin de piyasadaki ayartıcılığıyla, sektörde yalnız başına oradan oraya savrulup duran yeni reşit olmuş
''yı sonunda bu karakteri canlandırmaya iknâ etti.