Yazarlar 28 Şubat Cuntasının darbe hükümlüsü Çevik Birin hastalık ve yaş nedeniyle serbest bırakılması bir işaret fişeği mi?

28 Şubat Cuntası’nın darbe hükümlüsü Çevik Bir’in hastalık ve yaş nedeniyle serbest bırakılması bir işaret fişeği mi?

Bülent Orakoğlu
Bülent Orakoğlu Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Bilindiği gibi 28 Şubat Cuntası’nın üst düzey 14 askeri darbe suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılarak muhtelif cezaevlerine kapatılmışlardı. Cuntacı askerlerin rütbeleri sökülmüş, lojman ve ordu evlerine girişleri yasaklanmıştı. 28 Şubat Cuntası’nın asker kesimi cezalandırılırken medya başta olmak üzere sivil cuntacılara henüz bir işlem yapılması veya yapılamaması Cunta’ya ağır cezalar uygulayan 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ni ‘Adaletin tecelli etmesi’ açısından rahatsız etmişti. Mahkeme gerekçeli kararında cumhuriyet tarihinde bir ilk olarak İddianameyi hazırlayan savcılık makamını ikaz ederek büyük bir kısmı medyadan oluşan sivil cuntacıları deşifre ederek bu kişiler hakkında da iddianame hazırlamasını istemişti. Ne yazık ki halen sivil cunta hakkında bir iddianame hazırlanamadı. Ancak 28 Şubat Cuntası’nı oluşturan üst düzey askerlerin neredeyse tamamının psikolojik harp uzmanı olmaları nedeniyle cezaevlerine kapatılmaları sonrasında medyada özellikle sivil cuntayı oluşturan bazı yazar ve yorumcular tarafından kamuoyunu ve devletin üst katlarını etkileme amaçlı psikolojik harekatlar ve algı operasyonları gerçekleştiriliyordu. Genellikle darbe suçundan cezaevlerine kapatılan 14 askerin yaşlarının 75-89 aralığında olması nedeniyle çeşitli hastalıklardan muzdarip oldukları kendilerini ziyaret eden bazı yazar ve CHP’li milletvekillerince gündeme getirilerek kamuoyu etkilenmeye çalışılıyordu.

PUSUDA BEKLEYEN 28 ŞUBAT ZİHNİYETİNİN TEMSİLCİLERİ NEDEN AF İSTEMİYOR?

Nitekim 28 Şubat Cuntası’nın en önemli isimlerinden olan Çevik Bir demans hastalığı nedeniyle ceza evinden çıkarılıp evine gönderilmesi sırasında Çevik Bir’in elden ayaktan düşmüş çaresiz görüntü vermesi 28 Şubat Süreci’nden çile çekmiş bazı yazarları bile etkilemiş ‘Bu ibret tablosu’ başlığında kaleme alınan köşe yazılarında “Yıllar önce millet vicdanında en ağır cezayı alanlara, yargı da cezalarını verdi. 90 yaşına merdiven dayamış bu cuntacıların hapiste ölmelerini beklemek yerine, devlet merhametini, şahsının yüksek merhametiyle temsil eden Başkan Erdoğan’ın af yetkisini kullanması en büyük ceza olacaktır. Yalanla dolanla hapse attırdıkları, milletvekili bile seçtirmedikleri Erdoğan tarafından affedilmek asıl onların ömür boyu vicdanlarına hapsedilmeleri olacaktır.” açıklamaları pusuda bekleyen 28 Şubat zihniyeti temsilcilerini de harekete geçirmiştir. Türkiye’de kamusal alanda özellikle polis ve askerde ‘türban’ın serbest olmasını istemeyen, ikinci bir 28 Şubat yaratmak isteyen sivil cunta ile bağlantılı çevrelerden, emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, “Onların itibarını ortadan kaldırabilmek maksadıyla ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisine karşı darbe yapanları affetti’ algısını devreye sokmak istiyorlar. Hem Erdoğan’ı yüceltmek hem de kişiye dayalı sistemi meşrulaştırmak için uğraşıyorlar” derken; “Bitmeyen Sömürü 28 Şubat” kitabının yazarı emekli Albay, Alican Türk, iktidara yakınlığıyla bilinen medyalarda dile getirilen “af” konusunu “Erdoğan’a gol pası” olarak değerlendirdi. Avukat Celal Ülgen de, “Af, işlenmiş suça karşı işleme konur, işlenmemiş bir suçun affı olmaz. Benim tanıdığım komutanlar kesinlikle bu affı istemezler” görüşünü ifade etti.

28 ŞUBAT CUNTASI’NIN DARBEDEN HÜKÜMLÜ ÜST DÜZEY ASKERLERİ NEDEN DEVLET VE MİLLETTEN ÖZÜR DİLEMİYORLAR?

28 Şubat zihniyetinin diri kalması yönünde faaliyet gösteren darbe muhibbi çevreler halen çeşitli cezaevlerinde tutuklu olan 13 askerin bizzat kendileri veya ailelerinin ‘devlet ve millet’ den özür dilemelerini kesinlikle istemiyor. Zira Çevik Bir ile başlatılan ağır hastalık stratejisi ile serbest bırakılma olayının diğer mahkum askerler açısından bir işaret fişeği anlamı taşıdığı anlaşılıyor. Hastalık bahanesiyle bu stratejinin, emekli erler Çetin Doğan, Ahmet Çörekçi, Yıldırım Türker ile devam edeceği, peyderpey diğer mahkum askerleri de kapsayacağı yönünde güçlü iddialar söz konusu. 28 Şubat zihniyetinin koruculuğunu yapan çevreler cezaevlerinde kalan diğer 13 askeri baskılayarak devlet ve milletten özür ve af dilemelerinin önüne geçiyorlar. Ankara 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçeli kararında 28 Şubat Darbesi’nin Amerika ve İsrail öncülüğünde yapılan bir küresel darbe olduğu kararı cezaevinde kalan 28 Şubat Cuntası askerlerin ABD’nin kendilerini kurtaracağı inancına çevrilmiş olabilir. Nitekim bazı gazete ve internet medyasında Çevik Bir’in asker üniforması ile çekilmiş resminin üstünde ‘Bir dönemin kahraman efsane komutanıydı’ yazısının yer alması darbe muhibbilerinin açık bir algı operasyonu olabilir ancak. Zira 28 Şubat Cuntası, Türkiye Cumhuriyeti’nin 384 milyar dolarının hortumlanarak ekonomik olarak diz çöktürüldüğü bir sürece işaret eder. 28 Şubat’ın bazı üst düzey komutanları banka yönetim kurullarında görev alarak ekonomik soyguna ortak olmuşlardı. 28 Şubat Darbesi Türkiye’yi içe kapamış Ortadoğu’da yeni güç dengeleri, ittifakları kurulurken Türkiye bu sürece kayıtsız kalmıştır. FETÖ’nün bu süreçte TSK içinde ciddi güç olmasının önü açılmıştır. Böyle biline.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.