İzah edeceğim.
Önce şu soruya yanıt verelim: Suriye neresidir?
Devam edelim…
Suriye ise Bilad-i Şam’ın merkezidir. Batılı kaynaklar bu coğrafyaya “Büyük Suriye toprakları” derler ve Osmanlı yönetiminin son döneminde bugünkü; Suriye, Lübnan, İsrail, Ürdün, Filistin ile Türkiye ve Irak'ın bazı kısımlarını içerir. Mesela Gaziantep ve Kilis şehirleri, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Halep’e bağlı sancaklardı.
Hülasa… Suriye’nin Anadolu’dan koparılması, Bilad-i Şam’ın dağılışına, beraberinde Filistin’in işgaline neticesinde İsrail terör devletinin kurulmasına kapılar araladı. İngiliz aklı coğrafyamızın sınırlarını çizerken, Türkiye ile Suriye devletlerini ve halklarını bir araya getirmemek üzere yönetim zafiyetleri de inşa etmişti. İngilizlerin peşi sıra Fransız mandası, 1946’dan sonra seri darbeler süreci ve ardından Baas Rejimi… Bugün bakılınca görülüyor ki Batı için coğrafyanın gizli kilidi Suriye’ymiş adeta. Arap Baharı, bölgedeki devletlerin yönetimlerini domino taşları gibi yıkarken bu rüzgar bir tek diktatör Esed’e dokunmadı. Bu arada Suriye’yi terör örgütü üretme laboratuvarına çevirdiler. Anladık ki Anadolu’yu işgal planlarının karargahı yapacaklardı. Başaramadılar. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan’ı deviremediler. Denediler, bir kez daha, bir kez daha denediler ancak ne Erdoğan ne de halk buna mahal vermedi.
Daha da uzatmayayım, bir kez daha fotoğrafa geleyim. Bu kare Bilad-i Şam kucaklaşmasıdır. Bu kare 200 yıllık hasretin vuslatıdır. Bu kare Suriye’nin toprak bütünlüğü, Anadolu’nun teminatı, Türkiye’nin selametidir. Bu kare Filistin’in geleceğidir. Kubbet’üs Sahre’nin içerisindeki o kayanın murabıtlar kaydıdır. Bu kare İslam dünyasının eldeki, avuçtaki tek çözüm anahtarıdır.
Bu yorumu Spam olarak bildirdiniz. Talebiniz değerlendiriliyor.