Son KPSS’de, kalemini dişlerinin arasına almış on sekiz-yirmi yaşlarındaki bir genç, 56. soruya geldiğinde ne düşündü acaba? Sevinmiş de olabilir, “bu da nereden çıktı şimdi” diye içinden geçirmiş de.
Soru şuydu: Gazze Şeridi’ne uygulanan deniz ablukasını yıkmak, yaşanan soykırıma ve kasıtlı yoksun bırakma politikasına dikkat çekmek amacıyla küresel sivil toplum hareketiyle 2025 yılında oluşturulan deniz filosu hangisidir?
A) Şüheda
B) Fetih
C) Sumud
D) İntifada
E) Nakba
Doğru cevap C şıkkıydı: Sumud.
Bilmeyenler için hayli yanıltıcı aslında.
Lakin bu soru, başlı başına Sumud Filosu’nun misyonuna delalet ediyor.
ÖSYM, filonun bütün dikkatleri Gazze’ye çekme amacını bir soruya dönüştürerek o kutlu seferi sınav salonlarında ve adayların zihinlerinde devam ettirmiş oldu.
Gazze’ye duyarlı olmak, soykırıma karşı durmak en temel insani vazifemiz. ÖSYM’nin, gençleri bir sınavın ortasında ayrıca insani bir teste sokması ise çok anlamlı. Soruyu okurken duygulandım. Kendimi yeniden açık denizde, bir kez daha seferde hissettim.
Zaten KPSS’den iki gün önce de büyük bir salona demirlemiştik. Tevafuk bu ya, Sumud yolcuları olarak İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde müşteki sıfatıyla bulunduk.
Gazze kasabı Netanyahu, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Savunma Bakanı Israel Katz ve 32 soykırımcı daha, dava özelinde bizlere, aslında Gazze’ye ve tüm insanlığa karşı işledikleri suçlardan yargılanıyor.
Hâkimin karşısında gördüklerimizi, duyduklarımızı anlattık. İlk ifadelerimiz üzerinden yöneltilen ek sorulara yanıt verdik. Açıkçası Aşdod’da ve hapishanede yaşadıklarımız, Gazze’nin tek bir saniyesine bile denk düşmeyecek birkaç gündü. Fakat suç suçtur. İsrail’i yargılamak ise büyük ve güçlü devlet duruşudur.
İddianamede insanlığa karşı suç, soykırım, hürriyetten yoksun kılma, eziyet, nitelikli yağma suçlamaları var. Mahkemenin ara kararları da en az iddianame kadar mühim. Mevcut mahkeme safhasında sanıkların Türkiye’deki mal varlıkları araştıralacak. BM’nin Gazze soykırımı raporu dosyaya girecek. Bizleri Akdeniz’de kaçırıp Aşdod’da alıkoyanlar, fiziki ve psikolojik şiddet uygulayanlar tek tek tespit edilecek, haklarında suç duyurusunda bulunulacak. Bir sonraki duruşma
30 Mart 2027’de.
“Nasıl tespit edilecekler?” diyenler olacaktır. Sumud Filosu’nu hafife almayın. Kendilerini gizlemek için çok uğraşan Siyonist askerlerin çoğunun eşkâlinin, baskın anlarındaki kayıtlardan ve bazı teknelerdeki yedek kameralardan teşhis edildiğini biliyorum. Mahkemeye sunulunca kamuoyuna da yansır.
Şimdi dönüp KPSS’deki 56. soruya bir daha bakalım.
Bu sınava giren gençlerin çoğu lise veya yüksekokul mezunu. Kazananlar ve şartları yerine getirenler yarın vergi dairelerinde, hastanelerde veya herhangi bir kamu kurumunda çalışacak. Memuriyete sahip olabilmek için devletin onlara sorduğu genel kültür sorularından biri de Gazze’ydi. Bu arada beş şıkkın beşi de Filistin’le alakalı. Mesela iki şık arasında kalan adayların Nakba’yı ve İntifada’yı bilmeleri işlerini kolaylaştırmıştır. Yani devletimiz, kamuya alacağı memur adayına açıkça şunu söyledi: “Gazze’ye giden dünyanın en büyük sivil deniz filosunun adını bilmen, senden beklenen genel kültür bilgisi kadar, insani meselelere duyarlılık seviyesidir.”
Geçtiğimiz pazar, yani sınav günü, Anadolu Üniversitesi’nin davetlisi olarak Eskişehir’de öğrencilerle, soykırımın üçüncü yılında dünyanın geldiği noktayı konuştuk. Gazze’nin 7 Ekim’den sonra sosyal ve siyasal hizalanmaları nasıl altüst ettiğini anlattım. New York seçimlerini, Avrupa meydanlarını dolduran halk hareketlerini, dün İsrail’in yanında poz verip bugün ona sırtını dönen siyasetçileri örnek gösterdim.
Gazze artık bir neslin meselesi. Vicdanların var oluş yoklaması. Diğer yandan siyasete de nizam veren sivil bir otorite Gazze. Bakın aynı pazar günü yapılan Brezilya ve Sırbistan seçimlerine. Netanyahu’nun video mesajla desteklediği, kazanırsa Brezilya Büyükelçiliği’ni Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma sözü veren Flávio Bolsonaro, Gazze’de yaşananlara “soykırım” diyen Lula’ya yenildi. Sırbistan’da ise Gazze soykırımı süresince İsrail’e rekor miktarda silah ve mühimmat satan
Vucic de sandıkta
Filistin destekçisi öğrenci hareketine karşı kaybetti.
Fotoğraf çok net. Gazze sabrettikçe, direndikçe, hamle bile yapmadan İsrail piyonları tek tek devriliyor.
Sumud, sebat demek. Filistinlilerin yıllardır kanla, gözyaşıyla suladıkları direnişe verdikleri ad. Sumud, bir Filistinli için toprağından kopmamak, sökülen zeytin ağaçlarının yerine yenisini dikmektir.
Bu kelime şimdi bir sınav sorusuyla binlerce gencin hafızasına girdi. Bilmeyenler adını öğrendi. Neyi temsil ettiğini öğrendi.
KPSS’de doğru cevap C’ydi. Şu hayattaki ağır sınavımızın cevabını ise Gazze karşısında nerede durduğumuzla vereceğiz.
Değil mi?

