
Bildiğimiz adı “keşfet” ama ben oraya başka bir isim veriyorum: Çukur!
Düştün mü çıkması zor. Yukarı-aşağı kaydırmanın sınırsızlığıyla insanı içine alan, ilerliyormuş hissi vererek daha da derine çeken bir yer burası. Instagram ya da TikTok kullanan hemen herkesin saatlerce debelendiği, o sekmeden söz ediyorum. Oraya video “düşürmek” bir maharet. İnsanın düşmesi ise kaçınılmaz.
Geçenlerde önüme bir video düştü. Bir anne var. Henüz emekleyen bebeğini yere, kameranın önüne yüzü koyun yatırıyor. Ardından izleyicilere dönüp gülümseyerek, “Çok az bir işim var. Kaan’a bakar mısınız?” diyor ve kadrajdan çıkıyor. Yavrucak da annesi gidince orada öylece debelenip duruyor. Kurgu da olsa insan tedirgin oluyor.
Bir başka sayfa bu videoyu almış, gelen “komik yorumlar” eşliğinde yeniden paylaşmış. Espriler gırla, içeriğin öznesi ise bir bebek. Yorumlar yağmur gibi. En seviyelilerinden biri şöyle: “Abla bize mi doğurdun, ben bakamam.” Biraz insaflı olanı, “Çocuk bile bu evden kaçmak istiyor” demiş.
Böyle binlerce yorum… Okudukça şunu net görüyorsunuz: Annelik, çocuk, aile, evlat yetiştirme gibi en korunması gereken, en mahrem, en dokunulmaz kavramlar, mizah ambalajında aşağılanıp, basitleştiriliyor, sıradanlaştırılıyor.
Yorumların bir kısmını dehşet içinde okuyabildim lakin daha beteri bir durum oldu: O videodan sonra, başka annelerin çocuklarını “keşfete” terk ettiği onlarca benzer içeriği peşi sıra izledim. Çünkü biri yapmış, tutmuştu. Çocukları keşfete bırakmak artık bu bir akım olmuş meğer. Algoritma içerik üreticilerini keşfete düşmekle ödüllendirirken, içerik tüketicilerini de böyle keşfette tutuyor. Bir Reels’i belli bir süre izleyince, algoritma hemen benzerlerini servis ediyor. Mekanizma basit: Ne izlersen, türevleri önüne geliyor.
“Masum kötülük” işte böyle yayılıyor. Bir annenin yaptığı ilk bakışta tuhaf görünür, başka anneler yaptığında ise normalleşir. Algoritma; içeriğe, bebeğe, masumiyete bakmaz. Vicdanı yoktur. Onun tek ölçüsü vardır: Etkileşim.
Burada durup şunu sormak gerekiyor: Bu anneleri buna iten şey ne? Cevap tek başına “mizah” değil. “Eğlence” de değil. İki kazanım var. Biri duygusal, yani onaylanma dürtüsü. Belli ki çağın yetişkinlerine, “annelik” gibi en üst mertebe yetmiyor. Diğeri kazanım ise maddi. Tabii önce etkileşim. Çocuklarını keşfete bırakıp giden annelerin profillerinde, reklam ve iş birliği için iletişim adresleri yazılı. Birkaçına baktım, çocuk ve kozmetik ürünleri tanıtmışlar. Yani “iş” almışlar. Adını koyalım: O anneler, henüz “day day” bile duramayan bebeklerini keşfete terk ederek para kazanıyorlar.
Diğer yandan reklam alabilmek için beğenilmek, görülmek, konuşulmak gerek. Yani tek video yetmiyor. Sürekli içerik üretmek gerek. O nedenle de annesi, başka bir Reels’te Kaan’ı “Ona kız tavlamayı” öğretin başlığı ile bırakıp gitmiş.
Bu anne artık çocuğun koruyucusu değil, içeriğin üreticisi konumunda. Çocukları ile gereğinden fazla ilgilendikleri için “helikopter anneler” denilen aşırı hassas anneler çok eleştiriliyordu. “Prodüktör anneler” için diyecek söz bulamayacağız.
Asıl korkunç olan ise bu videoların sadece komik yorumlardan ibaret olmaması. Bebeğini keşfete emanet eden annelerin göremediği korkunç bit gerçek var: Bu görüntüler sadece sıradan kullanıcıların ekranlarına düşmüyor. Tıpkı Epstein skandalında gördüğümüz üzere, sapkın ağlar için bir veri madeninde işleniyor. Masum görünen o paylaşımlar arşivleniyor, sınıflandırılıyor, kaydediliyor. Çocuklar daha yürümeden, konuşamadan bedenleri arşivlere yükleniyor.
Anne belki bir video paylaştığını, eğlendiğini, insanları mutlu ederek tatmin olduğunu sanıyor, oysa çocuğu hakkında sapkınlara açık kaynak verisi bırakıyor. Dünya, çocuklar için sosyal medya yasalarını yürürlüğe koyarken, bu tarz içerikler yeni ve büyük boşluklar oluşturuyor. Çocuk kendi hesabını açamıyor ama ebeveyni onun üzerinden sınırsız içerik üretebiliyor.
Yetkili bir isme, o videoları gönderdim. Dehşetle izledi. Şunu öğrendim: Yakında ülkemizde uygulanması planlanan 15 yaş altı sosyal medya yasağı, sosyal medyaya terk edilen bebekleri kapsamıyor. Yani hukuken bir anne, dilediği gibi çocuğunu etkileşim malzemesi yapabiliyor. Akıl alır gibi değil.
Çocuğunu sokağa tek başına göndermeyen, yabancıya emanet etmeyen anne, sanal âlemde onu ipsizlerin, sapsızların, sapıkların kol gezdiği karanlıklara bırakıyor. Üstelik alkışlanarak. Oysa bu çocuklar keşfette büyürken kaybolacaklar.
Sosyal medya düzenlemesi yasalaşmadan önce, ‘Üçüncü Şahıs Paylaşım Kısıtlaması’ başlığıyla, 15 yaşından küçük çocukların ebeveynleri, yakınları, öğretmenleri ve bir başkası tarafından sosyal medyada afişe edilmesinin önüne geçecek şekilde revize edilebilir. Bir bebek veya çocuk, kendi hesabını açamıyorsa, ebeveyni de onun mahremiyetini dijital mecralara dökememeli. Unutulma hakkı, çocuk daha o hakkı talep edemeden devlet eliyle “önleyici koruma” altına alınmalı. Aksi takdirde, kendi evladını çukura bırakan anneleri alkışlamaya devam eden bir toplumun geleceği de o çukurda kaybolacak.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.