Furya

04:001/07/2017, Cumartesi
G: 17/09/2019, Salı
Faruk Aksoy

Bizim memleketin siyasetini ve edebiyatını belirleyen şey gelenektir.Bu cümle folklorik olarak gelenek sözcüğüne dayandırılsa da, kalıcı olan, hoşa giden, sahiplenilen her şey, geleneğin içinde düşünülebilir....Cumhuriyet Türkiye’sinde yaşayan entelijansiya, bu yeni dönemi çoğulcu ve katılımcı“demokratik düzen”kurma çabası olarak görüyordu fakat kendilerini birerOsmanlı beyefendisiolarak da muhafaza ediyorlardı.NeBeyatlı, neHaşim, neTanpınar, yeni ve eski kavgası içinde değerlendirilmedi; çünkü

Bizim memleketin siyasetini ve edebiyatını belirleyen şey gelenektir.

Bu cümle folklorik olarak gelenek sözcüğüne dayandırılsa da, kalıcı olan, hoşa giden, sahiplenilen her şey, geleneğin içinde düşünülebilir.

...


Cumhuriyet Türkiye
’sinde yaşayan entelijansiya, bu yeni dönemi çoğulcu ve katılımcı
“demokratik düzen”
kurma çabası olarak görüyordu fakat kendilerini birer
Osmanlı beyefendisi
olarak da muhafaza ediyorlardı.

Ne
Beyatlı
, ne
Haşim
, ne
Tanpınar
, yeni ve eski kavgası içinde değerlendirilmedi; çünkü onlar, yaşadıkları dönemi yadırgamadılar; mesela alfabeyi değiştirmenin, kelimeyi ve cümleyi değiştirmek olmadığını, kullandıkları
“Türkiye Osmanlıcasıyla”
gösterdiler.
Akif
’in meselesi başkaydı.

O’nun yazdığı marş, o’nun kurduğu dil, sahada cereyan eden sıcak çatışmanın tasviriydi.

Akif
, bir nevi görevliydi.
Necip Fazıl
’ın ömrü, yaşadığı hayatı, kendisine yaşatanlara kızmakla geçti, sağcıydı, sağın sağırlaşmasını soldan bildi, nihayetinde, o da geleneğe yaslandı.
Türklük
ve
İslamlık
kavgasını,
Türk devrimcilerine
karşı verdi.

Bu adamların hiçbiritaklit edilemedi, belki de en büyük özellikleri buydu, bunun sebebi de gelenekçi oluşlarıydı.

Beyatlı
’nın kubbesini,
Necip Fazıl
’ın kılıcı koruyordu,
Tanpınar
da, o kubbenin altında oturup romanını yazıyordu, hikayenin özeti buydu.
Şimdi bugün enteresan bir durumla karşı karşıyayız, bu enteresanlığın kültür sahasında cereyan eden tuhaflığını
Türkiye
siyasetinin sağına yüklesek pek hata yapmış olmayız.

Nihayetinde kalıcı olan zaten iktidar olmaz, iktidar geçip gidecek bir zamandır.

“İktidar”
dediğimiz şey kalıcı kültürün izniyle bir müddet hizmet eder, iyi hizmet ederse biraz daha eder, olması gereken de budur.

Geleneğin ve kültürün izniyle iktidar olan anlayış, iktidarı kaybetse de endişe etmez, her şeyi kaybetmiş hissine kapılmaz.

Kurulu müesses nizam işler, şair şiirini söyler, çiftçi tarlasını eker, asker nöbetini tutar, bayram olur, ortalık şenlenir, dil her yörede başka dans eder, hayat sürer.

Her ülke tamamlanmamış bir tablodur aslında, fırçası olana sıra gelir, önemli olan resmi bitirme gayretidir.

İngiliz fikriyatını
anlamak için daha geniş düşünmek lazımdır, durumu anlamak için şu tespite dikkat etmenizi isterim:
“İngiltere, hiçbir zaman denizlerin rengini değiştirmeyecektir, bu dünyanın bütün renkleri İngiltere’ye emanettir…”
Hafife alınacak bir şey değildir bu, çünkü
İngiltere
, bizim
“vatan”
dediğimiz ve üzerine inşa ettiğimiz kültürün de hamisi olduğuna inanmaktadır, ne diyebilir ki, vizyon işte!...
Şaşkınım, gerçekten çok şaşkınım, yakın zamanda
Türkiye
’nin altını üstüne getiren
Gezi olaylarında
duymaya başladığımız o gevşek dil bile, biz sağcıları endişelendirdiyse ve hatta taklit etmeye sevk ettiyse, bunun sebebini nerede arayacağız?

Ucuz bir furya gibi her yanımızı saran, absürt edebiyat yaygarasını dergileştiren, güya kültür sahasını boş bırakmama adına çıkartılan bu yayınlara ne diyeceğiz?

Bitiremediğimiz tablonun hangi rengi olacak bu dergiler, bu kitaplar, bu boş sayfalar?

Sanıyorum, konuyu yanlış anladık, ortada boşalan bir kültürel saha falan yok, hatta kendini, kendi değeriyle koruyan muazzam yerleşik bir kültür var.

Sağa sola kaçışmanın, ucuz işlere bulaşmanın manası yok.

“Kahrolsun bağzı şeyler, gaz festivaline hoş geldiniz, çare Drogba, sigara içek mi Tayyip, haberim yokmuş gibi sık kanka”
edepsizliğine, salaklığına öykünüp, aynı düzeyde cevap verme şapşallığından kurtulamayacak mıyız?!...

Ne kültürü, ne edebiyatı, ne Gezisi, bildiğin vandallıktı, yaşananlar.

Oturup serin bir avluda
Tanpınar
okuyalım, yeter de artar bile…
#Necip Fazıl
#Ahmet Hamdi Tanpınar
#Gelenek
#Kültür