
WASHINGTON- Başbakan Bülent Ecevit''e göre, Beyaz Saray''daki görüşmeler ''mükemmel'' denecek kadar başarılı geçti. Hemen her konuda karşılıklı anlayış tesis edildi. Kritik konularda, tâviz şöyle dursun, Başkan Bill Clinton hizaya getirildi. Talepler Amerikan tarafınca değerlendirmeye alındı.
Pürüzsüz, sorunsuz, sıkıntısız bir görüş alışverişi gerçekleşmiş oldu. Televizyoncu diliyle söyleyelim: Beyaz Saray buluşması ''tarihî bir olay''...
Görüntünün, hiç değilse bir yönüyle, doğru olduğuna kuşku yok. Türkiye, dünya liderliği iddiasındaki Amerika''nın göz ardı edemeyeceği kadar önemli bir ülke. Bizim insanlarımız üstünde yaşadıkları toprakların önemini yeterince takdir edemeseler bile, haritaya bakan çıplak bir göz bile, Allah''ın bize nasıl lütufkâr davrandığını anlayacaktır. Kaldı ki, Türkiye, ABD ile -bazısı düz, bazısı karmaşık- ilişkiler içinde; aynı ittifakların üyesi bulunuyor, iki ülke uluslararası ihtilâflarda işbirliği yapıyorlar. Türk topraklarında ABD üsleri var, Türkiye kendi üslerini de -son Kosova krizinde olduğu gibi- Amerikan kullanımına açmakta tereddüt etmiyor. Bu bakımdan, Türkiye''den gelen bir siyasetçinin, Beyaz Saray''da itibar görmemesi düşünülemez.
ABD''nin Türkiye''ye verdiği önemin bazı göstergeleri var. Dünyanın bu yüzyıldaki en büyük zirvesi olan AGİT''in kasım ayında İstanbul''da yapılması Amerikalılar tarafından düşünüldü. Dünyanın en güçlü yedi ülkesiyle Avrupa Birliği ve IMF ile Dünya Bankasının da üyesi olacakları yeni forumda yer alacak sınırlı sayıdaki ülkeler arasına Türkiye''nin alınmasını da ABD sağladı. Washington yönetimi, Türkiye''nin Avrupa Birliği''ne (AB) tam üye olması için ciddi çaba gösteriyor; Lüksemburg Zirvesi sonrasında bozulan AB ile ilişkilerde şu sıralarda yaşanan düzelmenin bir bölümünü ABD''ye borçluyuz.
Görüşmenin fazla sıkıntısız geçmesinin bir sebebi de, ziyaret öncesi yapılan bazı kozmetik düzeltmeler ile tespit edilen taleplerin azaltılmasıdır. Bazı yasalarda yapılan düzenlemeler, anayasa değişiklikleri ''demokrasi amaçlı'' olarak takdim edildi. Çıkartılan kısmî af, fikir suçlarında erteleme, Akın Birdal''ın geziden bir gün önce serbest bırakılması da ''iyi niyetli adımlar'' olarak yorumlandı. Türkiye''nin Amerikan garantili tahvil çıkarmaktan vazgeçmesi, "Artık deprem yardımına ihtiyacımız yok" mesajını vermesi de işleri kolaylaştırdı. Bazı tekliflerin Amerikan tarafınca "Üzerinde düşünelim" cevabıyla geçiştirmesini Türkiye''nin olumlu karşılama eğilimi de görüşme sonrası havasını etkiledi.
Buna karşılık, Ecevit-Clinton buluşmasının, dışarıya yansıdığı gibi, zaten bilinen sorunların bir daha konuşulduğu, baskı uygulanmadığı için sonuç vermesi de beklenmeyen ''tanışma amaçlı'' bir görüşme zemini teşkil ettiği, herhalde, bütünüyle doğru değil. Türkiye, Beyaz Saray buluşmasının etkilerini önümüzdeki günlerde üzerinde hissedecek.
Türkiye''nin demokrasi ve insan hakları karnesinin bozukluğu ABD''yi bir çok bakımdan ilgilendiriyor. AGİT zirvesinin yapılacağı ülkede insan hakları ihlâllerinin varlığı zirve kararı alınırken eleştiri konusu olmuştu. AB üyesi olacak bir ülkenin, her şeyden önce, ABD''nin üyelik için koyduğu şartlara uyması gerekiyor; şartların en başında ise sivil-asker dengesini de içeren demokratikleşme ve özgürlüklerin yaygınlaşması geliyor. Siyasi partilerin kolay kapatılamayacağı, din ve vicdan, fikir ve ifade ile girişim özgürlükleri önündeki engellerin kaldırıldığı bir ülke olmak zorunda Türkiye.
Kıbrıs, ABD tarafından, Türkiye''nin uluslararası arenadaki konumuyla da ilgili dikenli bir konu olarak görülüyor. "Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimiyle ilişkileri düzelmiş bir Türkiye AB üyesi olabilir" diye düşünüyor Amerikalılar; bu sebeple de, "Kıbrıs''ta çözüm" dayatmasındalar. Başbakan Ecevit''in "Bize baskı yapılmadı" sözü elbette doğru, ancak Clinton''un özel temsilcisinin bu hafta Kıbrıs''a gelecek olması sürecin başlatıldığının işareti. Türkiye aleni olmayan Amerikan baskısını bu konuda üzerinde hissedecektir.
Önümüzdeki dönemin Türkiye''nin dış ilişkileri bakımından kritik günler olacağı kesin; Beyaz Saray buluşması dönemin özelliklerini belirleyecek. Ancak, doğru olan, esasen Türkiye''nin çıkarları da öyle gerektirdiği için, yapısal düzenlemeleri kendiliğinden gerçekleştirmek, Kıbrıs konusunda da, baskı ve dayatmalara ihtiyaç bırakmayan akılcı çözümler arayışına girmektir.
Başbakan Ecevit''in "Bize baskı yapıldı" demesini herhalde kimse beklemiyordu; ancak, bize söylemese bile, umarız, görüşmeyi kendisi doğru değerlendiriyordur.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.